<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Yazarlar | www.sanat.net</title>
	<atom:link href="http://www.sanat.net/kategori/yazarlar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.sanat.net</link>
	<description>Türkiye&#039;nin Sanat Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 30 Dec 2016 13:02:49 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>http://www.sanat.net/wp-content/uploads/2016/12/cropped-logo-32x32.png</url>
	<title>Yazarlar | www.sanat.net</title>
	<link>http://www.sanat.net</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Anton Pavloviç Çehov</title>
		<link>http://www.sanat.net/cehov/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[sanat]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Dec 2016 13:02:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anton Pavloviç Çehov]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[aktivite]]></category>
		<category><![CDATA[alışveriş]]></category>
		<category><![CDATA[Anton Çehov]]></category>
		<category><![CDATA[besteci]]></category>
		<category><![CDATA[bilet]]></category>
		<category><![CDATA[Çehov]]></category>
		<category><![CDATA[dating]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[eğlence]]></category>
		<category><![CDATA[felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[fırsat]]></category>
		<category><![CDATA[fotograf]]></category>
		<category><![CDATA[Gerçeküstücülük]]></category>
		<category><![CDATA[hediye]]></category>
		<category><![CDATA[indirim]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul modern]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[kış tatili]]></category>
		<category><![CDATA[koç müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[konser]]></category>
		<category><![CDATA[mont]]></category>
		<category><![CDATA[müze]]></category>
		<category><![CDATA[otel]]></category>
		<category><![CDATA[Pavloviç Çehov]]></category>
		<category><![CDATA[pera müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[resim]]></category>
		<category><![CDATA[roman]]></category>
		<category><![CDATA[rus yazar]]></category>
		<category><![CDATA[sabancı müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[sergi]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[tatil]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[ucuz]]></category>
		<category><![CDATA[yaz tatili]]></category>
		<category><![CDATA[yazar]]></category>
		<category><![CDATA[yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[zorlu psm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.sanat.net/?p=293</guid>

					<description><![CDATA[<p>Babasının yanında bakkal çıraklığı yapan aynı zamanda doktor da olan ünlü Rus yazar &#8230; Anton Pavloviç Çehov 29 Ocak 1860 tarihinde Taganrog şehrinde doğmuştur. Taganrog Rusya&#8217;nın güneyinde Azak Denizi kıyılarında bulunan bir şehirdir. Babası Pavel <a class="mh-excerpt-more" href="http://www.sanat.net/cehov/" title="Anton Pavloviç Çehov">[...]</a></p>
The post <a href="http://www.sanat.net/cehov/">Anton Pavloviç Çehov</a> first appeared on <a href="http://www.sanat.net">www.sanat.net</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div align="justify">
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-294" src="http://www.sanat.net/wp-content/uploads/2016/12/cehov.jpg" alt="" width="438" height="219" srcset="http://www.sanat.net/wp-content/uploads/2016/12/cehov.jpg 438w, http://www.sanat.net/wp-content/uploads/2016/12/cehov-300x150.jpg 300w" sizes="(max-width: 438px) 100vw, 438px" /></p>
<blockquote><p>Babasının yanında bakkal çıraklığı yapan aynı zamanda doktor da olan ünlü Rus yazar &#8230;</p></blockquote>
<p>Anton Pavloviç Çehov 29 Ocak 1860 tarihinde Taganrog şehrinde doğmuştur. Taganrog Rusya&#8217;nın güneyinde Azak Denizi kıyılarında bulunan bir şehirdir. Babası Pavel Çehov bir bakkaldır. Dört çocuklu bir ailenin ortanca çocuğudur. Babası, ticaretten çok dini konulara eğilimleri olan sert ve otoriter bir adamdır. Çehov babasının baskısıyla kilise korosunda ilahi söylüyor, aynı zamanda babası ticarette başarılı olmadığı için dükkan işleriyle de ilgileniyordu. Bu durum lise eğitiminin çok uzamasına neden olmuştur. Çehov, bir süre Yunanlı çocukların devam ettiği yerel bir okulda okumuştur. Daha sonra on yıl boyunca lisede Yunan ve Latin klasikleriyle temel bir eğitim görmüştür. Düş gücüne fazlasıyla olanak tanıyan bu eğitim Çehov&#8217;un yaşamı boyunca klasiklerden hoşnut olamamasına yol açmıştır. ‘Edebiyat Öğretmeni’ adlı hikâyesini üniversite yıllarında yazmıştır. 1876 yılında babası iflas etmiş bu durum Moskova&#8217;ya taşınmaları ile sonuçlanmıştır. Çehov bir ağabeyi ile birlikte Tagangrog&#8217;da kalarak liseye devam etmiştir. Üç yıl boyunca, henüz çok genç olmasına karşın kendi hayatını kendi kazanmıştır. Çehov&#8217;un hikayelerinde çocuklar oldukça geniş yer tutmuştur. Onun hikayelerinde mutlu, çoşkulu çocuklar çok azdır. Tıpkı kendi çocukluğu gibi hüzünlü, incinmiş çocuklar vardır. 1879 yılında liseyi bitirmiş ve Moskova&#8217;ya giderek tıp fakültesine kayıt olmuş; 1884 yılında doktor olarak mezun olmuştur. Tıp öğrenimi sırasında ailenin geçimine katkıda bulunmak için çeşitli dergilerde yazılar yazmıştır. Bu dönemde yazdığı yazılarını ‘Melbourne&#8217;ün Masalları’ adlı kitapta toplayarak üniversiteyi bitirdiği yıl ilk kitabını yayınlamıştır. Çehov&#8217;un sistemli, düzenli bir sosyal- politik görüşü hiçbir zaman olmamıştır. Her türlü haksızlığa, bayağılığa, dalkavukluğa, ikiyüzlülüğe düşmandı. Eserlerinde bu sosyal kusurları her zaman ele almıştır. Çehov, üniversiteyi bitirir bitirmez hekimliğe başlamıştır. ‘Cerrahlık’, ‘Cansız Ceset’, ‘Kaçak’ adlı hikâyelerini bu dönemde yazmıştır. Hekimlik çok vaktini aldığından yazmasına engel olmaya başlayınca hekimlikten vazgeçip yazarlığa yönelmiştir. Yazdıklarında hekimliğinin izleri çok net görünmektedir. Pek çok kimse onun Çarlık Rusyasını anlatışını, bir doktorun hastalığı teşhis edişine benzetmektedir. Çehov her zaman bilime bağlı bir kişi olmuştur. Bu ;&#8221;Darwin&#8217;i okuyorum. Ne haşmet! Müthiş seviyorum onu.&#8221; sözleriyle ifade etmiştir. 1887 yılında ‘Alacakaranlıkta’ adlı öykü kitabıyla Rus Akademisi tarafından verilen Puşkin ödülünü kazanmıştır. Aynı yıl ilk büyük tiyatro oyunu ‘İvanov’, Moskova&#8217;daki Korsch Tiyatrosunda sergilenmiştir. 1892 yılında ünlü öyküsü ‘6. Koğuş’ yayınlanmıştır. Aynı yıl kolera salgını olan bölgelerde doktor olarak aktif rol oynamıştır. Merkez Rusya&#8217;da bir Melikhov adını verdiği bir malikane satın alarak taşınmış ve yaşamında &#8220;Melihova dönemi&#8221; denilen yeni bir dönem böylece başlamıştır. Bu dönemde yaratıcılığının zirvesine ulaşmıştır. Malikanesi sürekli dost ziyaretleriyle şenlenmiş, Çehov herkesi evinde ağırlamıştır. 1894 yılının bir bölümünü yurtdışında geçirmiş, bu arada kendisi de vereme yakalanmış, tedavi için Kırım&#8217;a gitmiştir. Çehov 1895 yılında ‘Martı’ oyununun ilk versiyonunu yazmıştır. Ayrıca ‘Sahalin Adası’nı yayınlamıştır. Aynı yıl ünlü yazar Tolstoy ile tanışma fırsatı da bulmuştur. Oyunun St. Petersburg&#8217;daki ilk gösterimi başarısızlıkla sonuçlanmıştır. 1897 yılında ‘Köylüler’ adlı uzun öyküsünü yayınlatmıştır. 1898 yılında Sanat tiyatrosunu Stanslavski ile birlikte kuran Nemiroviç-Dantçenko Martı’yı sahnelemek için Çehov’dan izin istemiş, bu arada Çehov, ilerde evleneceği aktris Olga Knipper ile tanışmıştır. Martı oyunu büyük başarı elde etmiştir. Aynı zamanda Çehov&#8217;un babası vefat etmiştir. Çehov 1899 yılında ‘Vanya Dayı’ nın ilk gösterimi yapmış, ‘Toplu Yapıtları’ nın ilk cildi yayımlatmıştır. 1901 yılında ‘Üç Kızkardeş’ sahnelenmiştir. Çehov, Kafkasya seyahatinden sonra bir ev yaptırdığı Yalta&#8217;ya dönmüş ve Olga Knipper ile evlenmiştir. Yalta&#8217;da devrin büyük yazarlarının ve sanatçılarının ziyaret ettiği yazar en çok Tolstoy&#8217;la ve Gorki&#8217;yle görüşmüştür. 1904 yılında ‘Vişne Bahçesi’ Moskova&#8217;da sahnelenmiştir. Çehov sağlığı bozulduğu için Olga ile birlikte Almanya’ya gitmiştir. Çehov 15 Temmuz 1904 tarihinde verem hastalığından Badenwiller&#8217;da hayata gözlerini yummuştur. Çehov&#8217;un bütün yapıtları ölümünden 40 yıl sonra 20 cilt halinde yayımlanmıştır. Bu yayının 8. cildinde Çehov&#8217;un birkaç bin mektubu yer almaktadır. Çehov&#8217;un tiyatro sevgisi çocukluk yaşlarında izleyici olarak başlamıştır. Vodvil olarak adlandırdığı birer perdelik oyunlarıyla, dörder perdelik oyunlarından ilk ikisi olan ‘İvanov’ ve ‘Orman Cini’ ni 1887-1890 yılları arasında yazmıştır. En ünlü eseri ‘Çalıkuşu’ dur. Vodvilleri taşra tiyatrosunda büyük başarı kazanmıştır. Bir Moskova tiyatrosunda sahnelenen ‘İvanov’ da çok büyük başarı sağlamıştır. ‘Orman Cini’ nin aynı başarıyı sağlamaması üzerine Çehov oyun yazmaya uzun süre ara vermiştir. ‘Martı’ ile tekrar oyun yazmaya başlaması ikinci başarısızlığı beraberinde getirmiştir. Son başarısızlıktan sonra Çehov tiyatroyla ilgisini kesmeye karar vermiştir. Bir mektubunda; &#8220;700 yıl yaşasam bir piyes yazmam. Nesine isterseniz bahse girerim.&#8221; ifadelerini kullanmıştır. Fakat bu sözleri geçerliliğini koruyamamıştır. Bu sırada ‘Vanya Dayı’ büyük övgülere layık görülmekteydi. ‘Martı’ nın ikinci sahnelenişinde kazandığı büyük başarı ‘Üç Kız Kardeş’ ve ‘Vişne Bahçesi’ni yazmasını sağlamıştır. Çehov&#8217;un oyunlarında geçiş dönemi Rusyası&#8217; nın, bir rejimin son döneminin, etkileri görülmekteydi. Alt üst olmuş değerler, yıkılan toplumsal katmanlar, laçkalaşmış ilişkilerin varlığı en üst seviyedeydi. Oyunlarında Rus toplumunun tüm katmanlarından tipler görülmektedir. Hemen hemen tüm oyunlarında yinelenen tipler yok olan aydınlardır. İşlenen bir başka ana konu da, dönemin de etkileriyle gelecek umududur. Ayrıca özveri, sabır, çalışkanlık da oyunlarında sıkça işlenen konulardır. Çehov&#8217;un oyunlarında dikkat çeken bir husus genç karakterlerin daima coşkulu, dinamik, dürüst, uyumlu olması; yaşlı aristokrat kökenli karakterlerin de uyumsuz, çekilmez tipler olmasıdır. Bu da Çehov&#8217;un Çarlık Rusyası&#8217;na olumsuz bakış açısının bir göstergesidir.ESERLERİ: Besleme, Korkulu Gece, Seçme Öyküler, Kara Keşiş, Toplu Eserler, Bütün oyunları, Marangozun Köpeği Kaştanka, Martı, Vanya Dayı, Vişne Bahçesi, Üç Kızkardeş, Teklif, Jübile, Düğün, Bir Taşralının Öyküsü, Asma Katlı Ev, Hikâyeler, Belalı Misafir.</p>
</div>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fcehov%2F&amp;linkname=Anton%20Pavlovi%C3%A7%20%C3%87ehov" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fcehov%2F&amp;linkname=Anton%20Pavlovi%C3%A7%20%C3%87ehov" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_twitter" href="https://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fcehov%2F&amp;linkname=Anton%20Pavlovi%C3%A7%20%C3%87ehov" title="Twitter" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_pinterest" href="https://www.addtoany.com/add_to/pinterest?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fcehov%2F&amp;linkname=Anton%20Pavlovi%C3%A7%20%C3%87ehov" title="Pinterest" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fcehov%2F&amp;linkname=Anton%20Pavlovi%C3%A7%20%C3%87ehov" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fcehov%2F&amp;linkname=Anton%20Pavlovi%C3%A7%20%C3%87ehov" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_no_icon addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fcehov%2F&#038;title=Anton%20Pavlovi%C3%A7%20%C3%87ehov" data-a2a-url="http://www.sanat.net/cehov/" data-a2a-title="Anton Pavloviç Çehov">Paylaş</a></p>The post <a href="http://www.sanat.net/cehov/">Anton Pavloviç Çehov</a> first appeared on <a href="http://www.sanat.net">www.sanat.net</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dante Alighieri</title>
		<link>http://www.sanat.net/dante/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[sanat]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Dec 2016 07:24:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dante Alighieri]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[aktivite]]></category>
		<category><![CDATA[alışveriş]]></category>
		<category><![CDATA[besteci]]></category>
		<category><![CDATA[bilet]]></category>
		<category><![CDATA[Dante]]></category>
		<category><![CDATA[dating]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[eğlence]]></category>
		<category><![CDATA[felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[fiyat]]></category>
		<category><![CDATA[fırsat]]></category>
		<category><![CDATA[fotograf]]></category>
		<category><![CDATA[Gerçeküstücülük]]></category>
		<category><![CDATA[hediye]]></category>
		<category><![CDATA[heykel]]></category>
		<category><![CDATA[indirim]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul modern]]></category>
		<category><![CDATA[kayak]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[kış tatili]]></category>
		<category><![CDATA[koç müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[konser]]></category>
		<category><![CDATA[mayo]]></category>
		<category><![CDATA[mont]]></category>
		<category><![CDATA[müze]]></category>
		<category><![CDATA[otel]]></category>
		<category><![CDATA[pegasus]]></category>
		<category><![CDATA[pera]]></category>
		<category><![CDATA[pera müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[roman]]></category>
		<category><![CDATA[sabancı müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[sanat akımı]]></category>
		<category><![CDATA[sanatçı]]></category>
		<category><![CDATA[sergi]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[sözler]]></category>
		<category><![CDATA[tatil]]></category>
		<category><![CDATA[thy]]></category>
		<category><![CDATA[ucuz]]></category>
		<category><![CDATA[yaz tatili]]></category>
		<category><![CDATA[yazar]]></category>
		<category><![CDATA[yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[yılbaşı]]></category>
		<category><![CDATA[zorlu psm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.sanat.net/?p=289</guid>

					<description><![CDATA[<p>Rodin&#8217;in heykellerine, Botticelli ve Michelangelo&#8217;nun bir çok resmine konu olan dahi yazar &#8230; Dante Alighieri, 1265 yılında doğmuştur. Hangi ayda doğduğu tam bilinmemektedir. Mayıs veya Haziran ayı olduğu düşünülmektedir. Dante Haziran ayında doğduğunu ve İkizler <a class="mh-excerpt-more" href="http://www.sanat.net/dante/" title="Dante Alighieri">[...]</a></p>
The post <a href="http://www.sanat.net/dante/">Dante Alighieri</a> first appeared on <a href="http://www.sanat.net">www.sanat.net</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div align="justify">
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-290" src="http://www.sanat.net/wp-content/uploads/2016/12/dante.jpg" alt="" width="438" height="219" srcset="http://www.sanat.net/wp-content/uploads/2016/12/dante.jpg 438w, http://www.sanat.net/wp-content/uploads/2016/12/dante-300x150.jpg 300w" sizes="(max-width: 438px) 100vw, 438px" /></p>
<blockquote><p>Rodin&#8217;in heykellerine, Botticelli ve Michelangelo&#8217;nun bir çok resmine konu olan dahi yazar &#8230;</p></blockquote>
<p>Dante Alighieri, 1265 yılında doğmuştur. Hangi ayda doğduğu tam bilinmemektedir. Mayıs veya Haziran ayı olduğu düşünülmektedir. Dante Haziran ayında doğduğunu ve İkizler burcu olduğunu söylemektedir. Gerçek adı olan Durante&#8217;yi kısaltarak Dante`yi kullanmıştır. Dante&#8217;nin ailesi köklü ve asil bir aile olmakla beraber, sonradan fakirleşmiş ve aristokratik önemini kaybetmiştir. Dante&#8217;nin babası II. Alighiero hakkında çok fazla bilgi yoktur, mesleği bilinmemekle birlikte noter, hakim veya faizci olduğuna dair çeşitli söylentiler mevcuttur. Babası hakkında tek kesin bilgi onun Guelfolar partisine mensup olduğudur. O sıralarda yönetim Ghibellinolar&#8217;daydı ve Ghibellinolar Guelfoları sürgün ederek şehirden uzaklaştırmıştır. Dante&#8217;nin babası II. Alighiero Guelfolardan olmasına ve Dante doğduğunda Floransa Ghibellinoların yönetiminde bulunmasına rağmen, II.Alighiero ve ailesi Floransa&#8217;da ikamet etmekteydi. Dante babasını sevmezdi, sebebi tam bilinmemekle birlikte bunun nedeni babasının kötü ünü veya silik kişiliği olabileceği düşünülmektedir. Eserlerinin hiçbir yerinde babasından söz etmemiş, aksine her fırsatta şövalyelik payesi bulunan dedesi Cacciaguida&#8217;dan bahsetmiş, ailesinin soyunun Roma&#8217;ya dayanması ile övünmüştür. Dante annesini küçük yaşlarda kaybetmiştir. Babası da o onsekiz yaşındayken vefat etmiş, bunun üzerine Dante üvey annesi Monna Lapa ve üvey kardeşleriyle yaşamak zorunda kalmıştır. Dante`nin eğitimi hayatı tam olarak bilinmemesine rağmen kendi kendini geliştirdiği varsayılmaktadır. Dante&#8217; nin ilk öğrenimini Santa Croce papaz okulunda gördüğü sanılmaktadır. Yüksek öğrenime devam etmemiştir. Fakat kendi kendine okumaya ve çalışmaya devam etmiştir. Dante’ nin öğrenmeye büyük bir tutkusu vardı, önemli Latin ve Yunan eserlerini okumakla kalmamış, dönemin İtalyan şairlerlerinin eserlerini de okumuştur. Yazmak konusundaki yeteneklerini ilerletirken, astronomi, resim ve felsefe gibi konularında da kendisini geliştirmeye devam etmiştir. Dönemin önemli isimlerinin düzenlediği toplantıları kaçırmamış, birçok önemli isimle arkadaşlık kurmuştur. Arkadaşlık kurduğu isimlerden biri de devrin ünlü Floransa&#8217;lı şairi Guido Cavalcanti&#8217; dir. Dante denince ilk akla gelen isim onun sonsuz bir aşk ile bağlandığı Beatrice&#8217;dir. Dante&#8217;nin çocukluğu ve gençliği hakkında çok az bilgiye sahip olunsa da, şairin dokuz yaşındayken kendisinden bir yaş küçük Beatrice&#8217;ye aşık olduğu kesin olarak bilinmektedir. Komşuları Floransa&#8217;lı şövalyelerden olan Folco di Ricovero de&#8217; Portinari&#8217;nin kızı Beatrice ile komşularının evindeki bir eğlence sırasında tanışmıştır. Tanıştığı ilk andan beri Dante Beatrice&#8217;e büyük bir tutkuyla bağlanmıştır. Beatrice ile on sekiz yaşında ikinci kez tekrar karşılaşmıştır. Bu ikinci karşılaşmadan sonra Beatrice&#8217;e olan sevgisi daha da derinleşmiştir. Beatrice&#8217;e olan aşkı yazımını ve şiire olan bakış açısını büyük oranda etkilemiştir. İlahi Komedya&#8217;nın tohumlarını atan Beatrice&#8217;ye olan aşkıdır. Dante aşkından sevgilisine hiçbir zaman söz etmemiştir. Dante’ nin aşkından haberi olmayan Beatrice 1288 yılında Floransa&#8217;lı şövalyelerden Simone dei Burdi ile evlenmiştir. Fakat Beatrice evliliğinden iki yıl sonra, 1290 yılında, yirmi dört yaşında ölmüştür. Beatrice&#8217;nin ölümünden sonra Dante çalışmalarına daha sıkı sarılmış, Latin edebiyatı ve felsefeye kendisini adamıştır. Beatrice&#8217;nin ölümü Dante için büyük bir şok olmuş ve yazarın yazım hayatını da fazlasıyla etkilemiştir. Beatrice&#8217;nin çok genç bir yaşta ölmesi, Dante&#8217;nin onu ölümsüzleştirmesine yol açmış, Beatrice&#8217;e maddi, ölümlü ve insani bir görünümden ziyade manevi, ölümsüz ve ilahi bir görünüm vermesine neden olmuştur. Dante daha 12 yaşındayken ailesi tarafından Gemma di Manetto Donati ile sözlenmiştir. Ailesinin de ısrarlarıyla, 1295 yılında Floransa&#8217;lı tanınmış Donati ailesine mensup Gemma ile evlenmiştir. Bu evliliğinden Pietro ve Jacapo isimlerinde iki oğlu ve Antonia isminde bir kızı olmuştur. Birçok kaynağa göre Dante Gemma ile olan evliliğinde hiçbir zaman mutlu olamamıştır. Yine de Dante evliliğin kutsallığına inanan biri olduğu için bundan eserlerinde hiç bahsetmemiştir. Dante sürgün edildikten sonra karısını bir daha hiç görememiştir. Devrin Floransa&#8217;sında popüler iki parti vardı: Ghibellinolar ve Guelfolar. Ghibellinolar imparator tarafından destekleniyor, aristokrasiyi savunuyorlardı. Guelfolar ise papa tarafından destekleniyordu. Sonraları Pistoia Guelfoları &#8220;Beyazlar&#8221; ve &#8220;Siyahlar&#8221; olarak iki ayırmışlardır. Bu genel anlamda Guelfoların ikiye bölünmesine yol açmıştır. Beyazların başında Cerchi ailesi vardı. &#8220;Popolo grasso&#8221; diye adlandırılan zengin burjuva sınıfı tarafından destekleniyorlardı, reformist düşünceleri vardı, papa ve papalık konusunda da daha temkinli bir görüşe sahiptiler. Siyahların başında ise Donati ailesi bulunuyordu. Feodal devirden kalan çeşitli asilzadelerden oluşan bu grup, &#8220;Popolo minuto&#8221; diye adlandırılan küçük zanaatkarlar, işçiler gibi daha düşük bir halk tabakası tarafından destekleniyorlardı. Siyahların düşüncesi daha bağnazdı ve dogmatik anlamda papacıydılar. Dante 1289 yılında daha 24 yaşında, Floransa&#8217;lı Guelfo şövalyeleri ile birlikte Campaldino savaşında Arezzo Ghibellinolarına karşı savaşmıştır. Eşi Gemma Donati tarafından Siyahların başkanı konumundaki Donati ailesi ile akraba olsa da Beyazların taraftarı tutmuştur. Devlet işlerine katılmak isteyen Dante hekim ve eczacılar loncasına yazılmıştır. Bunun nedeni dönemin yasalarına göre asilzadelerin kamu işlerine girebilmeleri için öncelikle zanaat loncalarından birine kaydolmalarının şart koşulmasıydı. Böylece Dante’ nin politik hayatı başlamış oldu. Aynı dönemlerde Papa VIII. Bonifatius Floransa&#8217;nın iç işlerine karışmaya, Beyazlara karşı sık sık Siyahlara arka çıkmaya başlamıştır. Papanın bu girişimleri Floransa&#8217;nın önde gelenlerini, özellikle de Beyazlar&#8217;ı fazlasıyla rahatsız etmiştir. 1300 yılında Dante iki aylığına Floransa hükümetinin başındaki altı kişilik kurula seçilmiştir. Beyazların Floransa&#8217;daki iktidarına son vermek amacıyla Papa Bonifatius harekete geçmeye karar vermiştir. Papa Fransa kralı Philippe le Bel&#8217;in kardeşi Charles de Valois&#8217;yı Floransa&#8217;ya gitmeye ikna etmiştir. Floransa bundan rahatsız olup Papayı kararından döndürmek amacıyla içinde Dante&#8217;nin de bulunduğu bir heyeti Roma&#8217;ya göndermiştir. Roma&#8217;da heyeti oyalarken, 1301 yılında Charles de Valois süvarileriyle birlikte Floransa&#8217;ya girmiştir. O sıralarda şehrin iktidarı Beyazların elindeydi ve Siyahların çoğunluğu sürgün edilmişti. Charles de Valois Siyahları da kendi saflarına alarak Beyazları şehirden çıkarmıştır. Beyazların mallarına el konurken bir kısmına idam cezası verilmiş, çoğunluğu sürgüne gönderilmiştir. Dante hiçbir zaman Papa VIII. Bonifatius&#8217;u sevmemiştir. Beyazlara karşı girişilen hareketten bizzat etkilenerek, 27 Ocak 1302 tarihinde sahtekarlık, gayri meşru kazanç elde etmek gibi asılsız suçlardan para cezasına çarptırılmış ve iki yıllığına Florasa&#8217;dan sürgün edilmiştir. Ayrıca bundan sonra devlet işlerinden men cezası almıştır. Daha sonra hakkında yeni ve çok sert bir karar daha verilmiştir. Bu ceza Floransa&#8217;lı askerler tarafından ele geçirildiği takdirde idam edilecek olmasıydı. Dante mahkemenin kararlarını Floransa&#8217;da olmadığı bir zamanda öğrendi. Hakkındaki sürgün kararı nedeniyle Floransa&#8217;ya geri dönememiştir. Beyazlar Floransa&#8217;da iktidarı geri ele geçirebilmek için çeşitli girişimlerde bulunmuş, fakat maalesef başaramamışlardır. Zaman geçtikçe Dante’ nin arkadaşlarına olan güveni ve inancı kaybolmaya başlamıştır. Büyük bir acı içinde olduğu bu günlerde İlahi Komedya&#8217; yı yazmaya başlamıştır. İlk olarak Verona&#8217;ya gitmiş, bir ara Padova&#8217;ya geçmiştir. Bazı kaynaklara göre Paris&#8217;e de gitmiş ve burada felsefe ile teoloji okumuştur. Bazı zayıf rivayetlere göre Paris&#8217;ten sonra Oxford&#8217;a da kısa süreliğine geçmiştir. Fakat bu çok zayıf bir rivayettir ve bugünkü tarih otoriteleri tarafından sıklıkla yalanlanmıştır. Dante 1311 yılında o sıralarda Casentino&#8217;da bulunan ve İtalya&#8217;yı işgale başlamış olan Lüksemburg kralı VII. Henry&#8217;ye mektuplar yazarak, onu Floransa&#8217;ya da savaş açmaya davet etmiştir. Kralın İtalya&#8217;yı işgali birçok İtalyan şehrinde büyük bir nefretle karşılanmıştır. Floransa&#8217;nın da dahil olduğu bu şehirler birlikte karşı koymak için kendi içlerindeki sorunları bir süreliğine askıya almışlardır. Bu dönemde Floransa sürgün edilmiş Beyazların birçoğunu geri çağırmış, fakat Dante’ yi davet listesine eklememiştir. Bunun nedeni büyük ihtimalle kral VII. Henry&#8217;ye yazmış olduğu mektuplarıydı. 24 Ağustos 1313 tarihinde kral ölmüş ve Dante’ nin Floransa&#8217;ya tekrar dönebilme umutları yok olmuştur. Dante, kısa bir süreliğine Lucca&#8217;da kaldıktan sonra Verona&#8217;ya dönmüştür. Daha sonra Ravenna prensi Guido Novelloda Potenta&#8217;nın davetiyle Verona&#8217;dan Ravenna&#8217;ya geçmiş, kısa geziler dışında ömrünü burada geçirmiştir. Dante 14 Eylül 1321 tarihinde Ravenna’ da 56 yaşındayken hayata gözlerini yummuştur. Ölüm nedeni kesin olarak bilinmemekle birlikte, bazı kaynaklara göre sıtmadır. Dante&#8217;nin eserlerini sınıflandırmanın pek çok yolu vardır. Her ne kadar eserlerin sıralanmasında genelde kronolojiye dikkat edilse de Dante&#8217;de öne çıkan sıralama özelliklerinden birisi eserlerin yazıldığı dildir. Dante eserlerinin bir kısmını Latince, bir kısmını ise halk dili olan İtalyanca yazmıştır. Birçok eser kaleme almıştır ama şaheseri hiç kuşkusuz İlahi Komedya&#8217;dır. İlâhi Komedya, Dante&#8217;nin Cehennem, Araf ve Cennet&#8217;e yaptığı hayalî bir seyahatin öyküsüdür. Burada sunduğu Evren Dizgesi tamamen Batlamyus Dizgesi&#8217;ne dayanmaktadır. Dante&#8217;ye göre, Yer Evren&#8217;in merkezindedir ve hareketsizdir. Yer&#8217;in etrafında sırasıyla, Ay, Merkür, Venüs, Güneş, Mars, Jüpiter ve Satürn&#8217;ün küreleri bulunur. Satürn küresinden sonra, sabit yıldızlar küresi ve ondan sonra da İlk Hareket Ettirici Küre gelir. Onuncu küre ise, En Yüksek Küre, yani Tanrının Evi&#8217;dir. Küreler, Meleklerin yardımı ile hareket eder. Dante, Aristoteles&#8217;in etkisi ile Ortakmerkezli Küreler Dizgesi&#8217;ni benimsemiş, dışmerkezli kürelerin olmadığını savunmuştur.</p>
<p>Dante Alighieri, 1265 yılında doğmuştur. Hangi ayda doğduğu tam bilinmemektedir. Mayıs veya Haziran ayı olduğu düşünülmektedir. Dante Haziran ayında doğduğunu ve İkizler burcu olduğunu söylemektedir. Gerçek adı olan Durante&#8217;yi kısaltarak Dante`yi kullanmıştır. Dante&#8217;nin ailesi köklü ve asil bir aile olmakla beraber, sonradan fakirleşmiş ve aristokratik önemini kaybetmiştir. Dante&#8217;nin babası II. Alighiero hakkında çok fazla bilgi yoktur, mesleği bilinmemekle birlikte noter, hakim veya faizci olduğuna dair çeşitli söylentiler mevcuttur. Babası hakkında tek kesin bilgi onun Guelfolar partisine mensup olduğudur. O sıralarda yönetim Ghibellinolar&#8217;daydı ve Ghibellinolar Guelfoları sürgün ederek şehirden uzaklaştırmıştır. Dante&#8217;nin babası II. Alighiero Guelfolardan olmasına ve Dante doğduğunda Floransa Ghibellinoların yönetiminde bulunmasına rağmen, II.Alighiero ve ailesi Floransa&#8217;da ikamet etmekteydi. Dante babasını sevmezdi, sebebi tam bilinmemekle birlikte bunun nedeni babasının kötü ünü veya silik kişiliği olabileceği düşünülmektedir. Eserlerinin hiçbir yerinde babasından söz etmemiş, aksine her fırsatta şövalyelik payesi bulunan dedesi Cacciaguida&#8217;dan bahsetmiş, ailesinin soyunun Roma&#8217;ya dayanması ile övünmüştür. Dante annesini küçük yaşlarda kaybetmiştir. Babası da o onsekiz yaşındayken vefat etmiş, bunun üzerine Dante üvey annesi Monna Lapa ve üvey kardeşleriyle yaşamak zorunda kalmıştır. Dante`nin eğitimi hayatı tam olarak bilinmemesine rağmen kendi kendini geliştirdiği varsayılmaktadır. Dante&#8217; nin ilk öğrenimini Santa Croce papaz okulunda gördüğü sanılmaktadır. Yüksek öğrenime devam etmemiştir. Fakat kendi kendine okumaya ve çalışmaya devam etmiştir. Dante’ nin öğrenmeye büyük bir tutkusu vardı, önemli Latin ve Yunan eserlerini okumakla kalmamış, dönemin İtalyan şairlerlerinin eserlerini de okumuştur. Yazmak konusundaki yeteneklerini ilerletirken, astronomi, resim ve felsefe gibi konularında da kendisini geliştirmeye devam etmiştir. Dönemin önemli isimlerinin düzenlediği toplantıları kaçırmamış, birçok önemli isimle arkadaşlık kurmuştur. Arkadaşlık kurduğu isimlerden biri de devrin ünlü Floransa&#8217;lı şairi Guido Cavalcanti&#8217; dir. Dante denince ilk akla gelen isim onun sonsuz bir aşk ile bağlandığı Beatrice&#8217;dir. Dante&#8217;nin çocukluğu ve gençliği hakkında çok az bilgiye sahip olunsa da, şairin dokuz yaşındayken kendisinden bir yaş küçük Beatrice&#8217;ye aşık olduğu kesin olarak bilinmektedir. Komşuları Floransa&#8217;lı şövalyelerden olan Folco di Ricovero de&#8217; Portinari&#8217;nin kızı Beatrice ile komşularının evindeki bir eğlence sırasında tanışmıştır. Tanıştığı ilk andan beri Dante Beatrice&#8217;e büyük bir tutkuyla bağlanmıştır. Beatrice ile on sekiz yaşında ikinci kez tekrar karşılaşmıştır. Bu ikinci karşılaşmadan sonra Beatrice&#8217;e olan sevgisi daha da derinleşmiştir. Beatrice&#8217;e olan aşkı yazımını ve şiire olan bakış açısını büyük oranda etkilemiştir. İlahi Komedya&#8217;nın tohumlarını atan Beatrice&#8217;ye olan aşkıdır. Dante aşkından sevgilisine hiçbir zaman söz etmemiştir. Dante’ nin aşkından haberi olmayan Beatrice 1288 yılında Floransa&#8217;lı şövalyelerden Simone dei Burdi ile evlenmiştir. Fakat Beatrice evliliğinden iki yıl sonra, 1290 yılında, yirmi dört yaşında ölmüştür. Beatrice&#8217;nin ölümünden sonra Dante çalışmalarına daha sıkı sarılmış, Latin edebiyatı ve felsefeye kendisini adamıştır. Beatrice&#8217;nin ölümü Dante için büyük bir şok olmuş ve yazarın yazım hayatını da fazlasıyla etkilemiştir. Beatrice&#8217;nin çok genç bir yaşta ölmesi, Dante&#8217;nin onu ölümsüzleştirmesine yol açmış, Beatrice&#8217;e maddi, ölümlü ve insani bir görünümden ziyade manevi, ölümsüz ve ilahi bir görünüm vermesine neden olmuştur. Dante daha 12 yaşındayken ailesi tarafından Gemma di Manetto Donati ile sözlenmiştir. Ailesinin de ısrarlarıyla, 1295 yılında Floransa&#8217;lı tanınmış Donati ailesine mensup Gemma ile evlenmiştir. Bu evliliğinden Pietro ve Jacapo isimlerinde iki oğlu ve Antonia isminde bir kızı olmuştur. Birçok kaynağa göre Dante Gemma ile olan evliliğinde hiçbir zaman mutlu olamamıştır. Yine de Dante evliliğin kutsallığına inanan biri olduğu için bundan eserlerinde hiç bahsetmemiştir. Dante sürgün edildikten sonra karısını bir daha hiç görememiştir. Devrin Floransa&#8217;sında popüler iki parti vardı: Ghibellinolar ve Guelfolar. Ghibellinolar imparator tarafından destekleniyor, aristokrasiyi savunuyorlardı. Guelfolar ise papa tarafından destekleniyordu. Sonraları Pistoia Guelfoları &#8220;Beyazlar&#8221; ve &#8220;Siyahlar&#8221; olarak iki ayırmışlardır. Bu genel anlamda Guelfoların ikiye bölünmesine yol açmıştır. Beyazların başında Cerchi ailesi vardı. &#8220;Popolo grasso&#8221; diye adlandırılan zengin burjuva sınıfı tarafından destekleniyorlardı, reformist düşünceleri vardı, papa ve papalık konusunda da daha temkinli bir görüşe sahiptiler. Siyahların başında ise Donati ailesi bulunuyordu. Feodal devirden kalan çeşitli asilzadelerden oluşan bu grup, &#8220;Popolo minuto&#8221; diye adlandırılan küçük zanaatkarlar, işçiler gibi daha düşük bir halk tabakası tarafından destekleniyorlardı. Siyahların düşüncesi daha bağnazdı ve dogmatik anlamda papacıydılar. Dante 1289 yılında daha 24 yaşında, Floransa&#8217;lı Guelfo şövalyeleri ile birlikte Campaldino savaşında Arezzo Ghibellinolarına karşı savaşmıştır. Eşi Gemma Donati tarafından Siyahların başkanı konumundaki Donati ailesi ile akraba olsa da Beyazların taraftarı tutmuştur. Devlet işlerine katılmak isteyen Dante hekim ve eczacılar loncasına yazılmıştır. Bunun nedeni dönemin yasalarına göre asilzadelerin kamu işlerine girebilmeleri için öncelikle zanaat loncalarından birine kaydolmalarının şart koşulmasıydı. Böylece Dante’ nin politik hayatı başlamış oldu. Aynı dönemlerde Papa VIII. Bonifatius Floransa&#8217;nın iç işlerine karışmaya, Beyazlara karşı sık sık Siyahlara arka çıkmaya başlamıştır. Papanın bu girişimleri Floransa&#8217;nın önde gelenlerini, özellikle de Beyazlar&#8217;ı fazlasıyla rahatsız etmiştir. 1300 yılında Dante iki aylığına Floransa hükümetinin başındaki altı kişilik kurula seçilmiştir. Beyazların Floransa&#8217;daki iktidarına son vermek amacıyla Papa Bonifatius harekete geçmeye karar vermiştir. Papa Fransa kralı Philippe le Bel&#8217;in kardeşi Charles de Valois&#8217;yı Floransa&#8217;ya gitmeye ikna etmiştir. Floransa bundan rahatsız olup Papayı kararından döndürmek amacıyla içinde Dante&#8217;nin de bulunduğu bir heyeti Roma&#8217;ya göndermiştir. Roma&#8217;da heyeti oyalarken, 1301 yılında Charles de Valois süvarileriyle birlikte Floransa&#8217;ya girmiştir. O sıralarda şehrin iktidarı Beyazların elindeydi ve Siyahların çoğunluğu sürgün edilmişti. Charles de Valois Siyahları da kendi saflarına alarak Beyazları şehirden çıkarmıştır. Beyazların mallarına el konurken bir kısmına idam cezası verilmiş, çoğunluğu sürgüne gönderilmiştir. Dante hiçbir zaman Papa VIII. Bonifatius&#8217;u sevmemiştir. Beyazlara karşı girişilen hareketten bizzat etkilenerek, 27 Ocak 1302 tarihinde sahtekarlık, gayri meşru kazanç elde etmek gibi asılsız suçlardan para cezasına çarptırılmış ve iki yıllığına Florasa&#8217;dan sürgün edilmiştir. Ayrıca bundan sonra devlet işlerinden men cezası almıştır. Daha sonra hakkında yeni ve çok sert bir karar daha verilmiştir. Bu ceza Floransa&#8217;lı askerler tarafından ele geçirildiği takdirde idam edilecek olmasıydı. Dante mahkemenin kararlarını Floransa&#8217;da olmadığı bir zamanda öğrendi. Hakkındaki sürgün kararı nedeniyle Floransa&#8217;ya geri dönememiştir. Beyazlar Floransa&#8217;da iktidarı geri ele geçirebilmek için çeşitli girişimlerde bulunmuş, fakat maalesef başaramamışlardır. Zaman geçtikçe Dante’ nin arkadaşlarına olan güveni ve inancı kaybolmaya başlamıştır. Büyük bir acı içinde olduğu bu günlerde İlahi Komedya&#8217; yı yazmaya başlamıştır. İlk olarak Verona&#8217;ya gitmiş, bir ara Padova&#8217;ya geçmiştir. Bazı kaynaklara göre Paris&#8217;e de gitmiş ve burada felsefe ile teoloji okumuştur. Bazı zayıf rivayetlere göre Paris&#8217;ten sonra Oxford&#8217;a da kısa süreliğine geçmiştir. Fakat bu çok zayıf bir rivayettir ve bugünkü tarih otoriteleri tarafından sıklıkla yalanlanmıştır. Dante 1311 yılında o sıralarda Casentino&#8217;da bulunan ve İtalya&#8217;yı işgale başlamış olan Lüksemburg kralı VII. Henry&#8217;ye mektuplar yazarak, onu Floransa&#8217;ya da savaş açmaya davet etmiştir. Kralın İtalya&#8217;yı işgali birçok İtalyan şehrinde büyük bir nefretle karşılanmıştır. Floransa&#8217;nın da dahil olduğu bu şehirler birlikte karşı koymak için kendi içlerindeki sorunları bir süreliğine askıya almışlardır. Bu dönemde Floransa sürgün edilmiş Beyazların birçoğunu geri çağırmış, fakat Dante’ yi davet listesine eklememiştir. Bunun nedeni büyük ihtimalle kral VII. Henry&#8217;ye yazmış olduğu mektuplarıydı. 24 Ağustos 1313 tarihinde kral ölmüş ve Dante’ nin Floransa&#8217;ya tekrar dönebilme umutları yok olmuştur. Dante, kısa bir süreliğine Lucca&#8217;da kaldıktan sonra Verona&#8217;ya dönmüştür. Daha sonra Ravenna prensi Guido Novelloda Potenta&#8217;nın davetiyle Verona&#8217;dan Ravenna&#8217;ya geçmiş, kısa geziler dışında ömrünü burada geçirmiştir. Dante 14 Eylül 1321 tarihinde Ravenna’ da 56 yaşındayken hayata gözlerini yummuştur. Ölüm nedeni kesin olarak bilinmemekle birlikte, bazı kaynaklara göre sıtmadır. Dante&#8217;nin eserlerini sınıflandırmanın pek çok yolu vardır. Her ne kadar eserlerin sıralanmasında genelde kronolojiye dikkat edilse de Dante&#8217;de öne çıkan sıralama özelliklerinden birisi eserlerin yazıldığı dildir. Dante eserlerinin bir kısmını Latince, bir kısmını ise halk dili olan İtalyanca yazmıştır. Birçok eser kaleme almıştır ama şaheseri hiç kuşkusuz İlahi Komedya&#8217;dır. İlâhi Komedya, Dante&#8217;nin Cehennem, Araf ve Cennet&#8217;e yaptığı hayalî bir seyahatin öyküsüdür. Burada sunduğu Evren Dizgesi tamamen Batlamyus Dizgesi&#8217;ne dayanmaktadır. Dante&#8217;ye göre, Yer Evren&#8217;in merkezindedir ve hareketsizdir. Yer&#8217;in etrafında sırasıyla, Ay, Merkür, Venüs, Güneş, Mars, Jüpiter ve Satürn&#8217;ün küreleri bulunur. Satürn küresinden sonra, sabit yıldızlar küresi ve ondan sonra da İlk Hareket Ettirici Küre gelir. Onuncu küre ise, En Yüksek Küre, yani Tanrının Evi&#8217;dir. Küreler, Meleklerin yardımı ile hareket eder. Dante, Aristoteles&#8217;in etkisi ile Ortakmerkezli Küreler Dizgesi&#8217;ni benimsemiş, dışmerkezli kürelerin olmadığını savunmuştur.</p>
<p>ESERLERİ: Halkdilinde Belagat, Monarşi, Mektuplar, Eklogalar, Su ve Toprak Sorunu, Vita nuova, Yeni Hayat, Rime / Şiirler, Şölen , Çiçek, İlahi Komedya.</p>
</div>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fdante%2F&amp;linkname=Dante%20Alighieri" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fdante%2F&amp;linkname=Dante%20Alighieri" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_twitter" href="https://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fdante%2F&amp;linkname=Dante%20Alighieri" title="Twitter" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_pinterest" href="https://www.addtoany.com/add_to/pinterest?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fdante%2F&amp;linkname=Dante%20Alighieri" title="Pinterest" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fdante%2F&amp;linkname=Dante%20Alighieri" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fdante%2F&amp;linkname=Dante%20Alighieri" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_no_icon addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fdante%2F&#038;title=Dante%20Alighieri" data-a2a-url="http://www.sanat.net/dante/" data-a2a-title="Dante Alighieri">Paylaş</a></p>The post <a href="http://www.sanat.net/dante/">Dante Alighieri</a> first appeared on <a href="http://www.sanat.net">www.sanat.net</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dostoyevski</title>
		<link>http://www.sanat.net/dostoyevski/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[sanat]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Dec 2016 23:26:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Fyodor Mihayloviç Dostoyevski]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[aktivite]]></category>
		<category><![CDATA[alışveriş]]></category>
		<category><![CDATA[besteci]]></category>
		<category><![CDATA[bilet]]></category>
		<category><![CDATA[dating]]></category>
		<category><![CDATA[Dostoyevski]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[eğlence]]></category>
		<category><![CDATA[felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[fırsat]]></category>
		<category><![CDATA[fotograf]]></category>
		<category><![CDATA[Fyodor Dostoyevski]]></category>
		<category><![CDATA[Gerçeküstücülük]]></category>
		<category><![CDATA[hediye]]></category>
		<category><![CDATA[heykel]]></category>
		<category><![CDATA[indirim]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul modern]]></category>
		<category><![CDATA[kayak]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[kış tatili]]></category>
		<category><![CDATA[koç müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[konser]]></category>
		<category><![CDATA[mont]]></category>
		<category><![CDATA[müze]]></category>
		<category><![CDATA[otel]]></category>
		<category><![CDATA[pegasus]]></category>
		<category><![CDATA[pera]]></category>
		<category><![CDATA[pera müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[resim]]></category>
		<category><![CDATA[ressam]]></category>
		<category><![CDATA[roman]]></category>
		<category><![CDATA[sabancı müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[sanat akımı]]></category>
		<category><![CDATA[sanat akımları]]></category>
		<category><![CDATA[sanatçı]]></category>
		<category><![CDATA[sergi]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[sözler]]></category>
		<category><![CDATA[tatil]]></category>
		<category><![CDATA[thy]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[ucuz]]></category>
		<category><![CDATA[yaz tatili]]></category>
		<category><![CDATA[yazar]]></category>
		<category><![CDATA[yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[zorlu psm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.sanat.net/?p=284</guid>

					<description><![CDATA[<p>Oğuz Atay gibi bir mühendis olan ancak bu işi bir yıl bile yapmayan dahi Dünyaca ünlü yazar &#8230; Fyodor Mihayloviç Dostoyevski 11 Kasım 1821 tarihinde Moskova’ da doğmuştur. Mikhail ve Maria Dostoyevski&#8217;nin altı çocuğundan ikincisiydi. <a class="mh-excerpt-more" href="http://www.sanat.net/dostoyevski/" title="Dostoyevski">[...]</a></p>
The post <a href="http://www.sanat.net/dostoyevski/">Dostoyevski</a> first appeared on <a href="http://www.sanat.net">www.sanat.net</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div align="justify">
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-285" src="http://www.sanat.net/wp-content/uploads/2016/12/dos.jpg" alt="" width="438" height="219" srcset="http://www.sanat.net/wp-content/uploads/2016/12/dos.jpg 438w, http://www.sanat.net/wp-content/uploads/2016/12/dos-300x150.jpg 300w" sizes="(max-width: 438px) 100vw, 438px" /></p>
<blockquote><p>
Oğuz Atay gibi bir mühendis olan ancak bu işi bir yıl bile yapmayan dahi Dünyaca ünlü yazar &#8230;
</p></blockquote>
<p>Fyodor Mihayloviç Dostoyevski 11 Kasım 1821 tarihinde Moskova’ da doğmuştur. Mikhail ve Maria Dostoyevski&#8217;nin altı çocuğundan ikincisiydi. Babası Mikhail, askeri cerrahlıktan emekli olduktan sonra Mariinsky Hastanesi&#8217;nde yoksullara hizmet etmeye başlamıştır. Hastane, Moskova&#8217;nın en kötü yerlerinden birinde bulunuyordu. Dostoyevski de bu hastane de doğmuştur. Babası Mikhail, alkole bağımlıydı ve evini çok sıkı bir disiplin ile yönetiyor ve çok kolay sinirleniyordu. Dostoyevski&#8217;nin annesi Maria ise bir tüccar kızıydı. Dostoyevski, çocukluğunu çoğu zaman sarhoş bir baba ve hasta bir anne arasında geçirmiştir. Dostoyevski babasının çalıştığı hastaneden bulunan hastalar ile vakit geçirmeyi ve onların hikâyelerini dinlemeyi çok seviyordu. İlköğrenimini Moskova&#8217;da yapmıştır. Annesi tüberküloz hastalığı yüzünden öldükten sonra, sert disipliniyle tanınan Petersburg Mühendis Okulu&#8217;na gönderilmiştir. Arkadaşları tarafından sinirli ve aşırı duyarlı bir yapıya sahip olduğu için &#8220;Ateş Fedya&#8221; lakabını almıştır. Dostoyevski, Petersburg&#8217;ta zamanını kitap okuyarak, düşüncelere dalarak ya da kardeşi Mihail ile söyleşerek geçiriyordu. Babasının 1839 yılındaki ani ölümünü burada öğrenmiştir. Babası annesinin ölümünden sonra kendisini daha çok içkiye vermiş ve sahibi olduğu toprağa çekilmiştir. Dostoyevski’ nin babası Mikhail&#8217;in ölümünün sebebi tam olarak bilinmemektedir. İddialardan biri, eşinin ölümünden sonra toprağına çekilen Mikhail&#8217;in buradaki köylülere çok kötü davrandığı ve onun kötülüklerine katlanamayan köy halkının en sonunda onu öldürdüğüdür. Bir başka iddia da Mikhail&#8217;in tamamen doğal sebeplerden öldüğüdür. Babasının ölümünü Petersburg&#8217;ta haber alan Dostoyevski, onun ölümünü istediği düşüncesi yüzünden depresyona girmiştir. Sara nöbetlerinin ilkini hayatının bu evresinde geçirmeye başlamıştır. Petersburg Mühendis Okulu&#8217;ndaki öğrenimini başarıyla bitirerek, asteğmen rütbesiyle Petersburg&#8217;taki İstihkâm Müdürlüğü&#8217;nde göreve verilmiştir. Ancak bu görevi bir yıl sürdürebilmiştir. Askerlikten nefret eden Dostoyevski görevinden istifa ederek yazarlığa başlamıştır. Ordudan ayrıldıktan sonra kurgusal roman yazmaya başlamıştır. Dostoyevski&#8217;nin ilk kitabı olan ‘İnsancıklar’ ilk olarak 1846 yılında yayımlanmıştır. Dostoyevski, toplumunu acımasız kurallarında yaşlı bir adamın öksüz bir kıza duyduğu sevdayı iç dünyasındaki derin çatışmalarla işlemiştir. Halkın sıcak ilgisiyle karşılanan bu kitap, eleştirmenlerden de övgüler almıştır. Ünlü eleştirmen Belinski, romanı okuduktan sonra Dostoyevski&#8217;ye gelecekte büyük bir yazar olacağına dair övgü dolu sözler söylemiştir. Şair Nikolay Neksarov, Dostoyevski hakkında &#8220;Yeni bir Gogol doğdu&#8221; diye konuşmuştur. Yazarlıkta ün sağladıktan sonra 1846 yılında Gogol esintileri bulunan kitabı ‘Öteki ‘ yayımlanmıştır. Yazar bu romanda, kendini ortadan kaldırmaya çalışan benzeriyle sürekli çatışma halinde bulunan bir memurun hikâyesini anlatmıştır. Bu romanda ele aldığı çift kişilik temasını daha sonra bazı romanlarında kullansa da roman, Belinsky dahil hiçbir eleştirmence beğenilmemiştir. Eleştirmenler romanı sıkıcı bulmuş ve alay etmişlerdir. Dostoyevski 1847 yılında ‘Ev Sahibesi’ isimli romanını yayımlamıştır. Bu eseri ile de beklediği övgülerin aksine olumsuz eleştiriler almıştır. Dostoyevski, ruhsal çöküntüye düşmüş ve üzüntüden hasta olmuştur. Ancak pes etmeyen ve yazarlığı bırakmayan Dostoyevski, 1848 yılında ‘Beyaz Geceler’ ve ‘Bir Yufka Yürekli’ adlı kitapları yayımlanmıştır. Bir Yufka Yürekli, yazara itibarını yeniden kazandırsa da beklediği başarıyı elde edemeyen Dostoyevski&#8217;nin umudunu kırmıştır. Yazarlıkta umudunu kırılan Dostoyevski, politikayla ilgilenmeye başlamış ve genç liberallerin (Tetrashevski) grubuna girmiştir. Dostoyevski, 23 Nisan 1849 tarihinde devlet aleyhindeki bir komploya karıştığı iddiasıyla sekiz arkadaşı ve ağabeyi ile birlikte tutuklanmıştır. Ölüm cezasına çarptırılan Dostoyevski, sekiz ay hapishanede yattıktan sonra diğer dokuz komplocu ile idam edilecekleri yere götürülmüştür. Tam kurşuna dizilmek üzerelerken af kararı çıkmış, idam cezası, dört yıl kürek ve altı yıl adî hapis cezasına dönüştürülmüştür. Sibirya&#8217;daki Omsk Kalesi&#8217;ne sürülmüştür. Suç ve ceza kavramları ile en yoğun şekilde burada tanışmıştır. Kürek mahkumu olduğu süre içinde, kolları damgalanmış, kafası tıraş edilmiştir. Sara nöbetleri yüzünden birçok kere hastaneye kaldırılmıştır. Burada geçirdiği yıllar İncil&#8217;i ve mahkumlardaki gönül zenginliğini keşfetmesine sebep olmuştur. Sürgünde geçirdiği dört senenin sonunda 1854 yılında kürek cezasından kurtularak er rütbesi ile kışla hizmetine verilmiştir. Semipalatinsk&#8217;te zorunlu ikamete mahkûm edilmiş, burada bulunan Alayın Yedinci Hat Taburunda beş yıl görev yapmış, subaylığa kadar yükselmiştir. 1857 yılının Şubat ayında, veremli ve dul Maria Dmitrievna Isayeva ile, subay kocasının ölümünden sonra evlenmiştir. Dostoyevski, Isayeva ile evlenmsinin sebebi onu sevmesi değil ona acımasıdır. Dostoyevski 1859 yılında ordudan terhis edilerek Moskova dışında küçük bir yerde kalmaya zorlanmıştır. Özgürlüğüne kavuştuktan sonra Petersburg&#8217;a dönmüştür. Kardeşi Mihail ve arkadaşı N.N. Strahov ile birlikte ‘Zaman’ ve sonra da ‘Dönem’ adlı dergileri hazırlamıştır. Bu dergilerde Slavcı düşünceyi savunduğunu belirten yazılar yazmıştır. ‘Ezilenler’ ve ‘Ölü Evinden Anılar’ ile kendinden söz ettirmiştir. 1863 yılında çok istediği Avrupa seyahatini gerçekleştirmiştir. Dostoyevski sara nöbetleri ve kumar borçları yüzünden sıkıntıya düşmüştür. Ayrıca yayımcılardan yazmadığı romanların avanslarını alarak yaşayan, Yeraltından Notlar adlı yapıtı 1864 yılında yayımlanmıştır. Romanda bir zihnin derinliklerine inmiştir. ‘Suç ve Ceza’ ve ‘Kumarbaz’ adlı yapıtları 1866 yılında yayımlanmıştır. Dostoyevski, Suç ve Ceza&#8217;yı 1858 yılında Semipalatinsk&#8217;te bulunduğu zaman Roussky Slovo dergisi için uzun bir hikâye olarak tasarlamıştır. Bunun nedeni, Sibirya&#8217;dan ayrılana dek roman yazmama kararı almasıdır. Dostoyevski, kardeşi Mihail&#8217;e gönderdiği bir mektupta kitap hakkında “Konusu gerçekten çok güzel. Kahramana gelince, bugüne kadar hiç denenmemiş bir kişi. Ama bugünün Rusyasına bakacak olursak, böyle bir kişi karşımıza sık sık çıkmaktadır. Bu sonuca halkın kafasını yeni fikirleri anlayarak vardım. Öyle hissediyorum ki, yeni fikirler ve görüşlerle döndüğüm zaman, romanımı genişletmekte başarılı olacağım. Kişi aceleye gelmemelidir dostum. Ve insan iyi olanın dışında hiçbir şey yapmamalıdır“ diye yazmıştır. Dostoyevski, bu eserinde bir Rus aydını olan Raskolnikov&#8217;un kendi doğrusu adına işlediği cinayetleri ve vicdanıyla hesaplaşmasını konu edinmiştir. Yazar, küçük bir otel odasında ve kötü bir ekonomik durumla yazdığı Suç ve Ceza&#8217;yı 1866 yılında tamamlamıştır. Dostoyevski&#8217;nin yazdığı ‘Budala’ eseri ‘Ebedi’, ‘Koca Ecinniler’ yılında yayımlamıştır. Bütün bu başyapıtlar arka arkaya yazılmıştır. Karısı öldükten sonra sekreteri Anna Grigoriyevna Snitkina ile evlenmiştir. Yeniden borçlanmış ve kumarhanelerde dolaşmaya başlamış bir kız çocuk sahibi olmuştur. Ancak kızı fazla yaşamamış ve doğduktan kısa süre sonra ölmüştür. Dostoyevski de bu yüzden büyük bir sarsıntı geçirmiştir. ‘Delikanlı’ , ‘Bir Yazarın Günlüğü’ ve ‘Karamazov Kardeşler’ adlı romanları yayımlandı. Hayatı boyunca eserlerinde işlediği temaları yeniden ele aldığı, insan duygularının derinliğine inen eserler yazan Dostoyevski, Karamazov Kardeşler&#8217;de Ivan ve Alyosha Karamazov adlı karakterler için filozof Vladimir Sergeyevich Solovyov&#8217;dan ilham almıştır. Dostoyevski Karamazov Kardeşler adlı yapıtını üç yılda bitirmiştir. Zosima ve Alyosha&#8217;nın öne çıkacağı ‘Bir Büyük Günahkarın Yaşam’ı adlı eseri tamamlayamamıştır. Dostoyevski 1881 yılının Ocak ayında bir ciğer kanamasıyla yatağa düşmüş ve 28 Ocak 1881 tarihinde Petersburg’ da ölmüştür. Dostoyevski için 31 Ocak 1881 tarihinde yapılan cenaze töreninde yaklaşık otuz bin kişi tabutunun arkasından yürümüştür. Dostoyevski, beğeniyle karşılanan ilk romanı İnsancıklar&#8217;dan sonra yazdığı ‘Öteki’ ve ‘Ev Sahibesi’ ile olumsuz yorumlar almış ve depresyona girmiştir. Ancak yazar, kendisini ruhsal çöküntüye götüren düşüncelerden uzaklaşmayı başarabilmiştir. Dış dünyadan kopan zihninin parçalanışını kendi çözen yazarın eserlerindeki ruhbilimsel açıdan en zengin tema da çift kişilik temasıdır. Kendini ortadan kaldırmaya çalışan benzeriyle sürekli çatışma hali içerisinde bulunan bir memuru anlattığı ‘Öteki’ adlı yapıtında daha sonra da işleyeceği bir tema olan çift kişilik temasını işlemiştir. Dostoyevski ellili yaşlarında içine bazen bir karamsarlık ve ağırlık çöken bir ruh haline bürünmüştür. Ruh durumunu ikinci eşi Anna Grigoriyevna Snitkina’ya &#8220;Sanki bir suç işlemişim gibi bir çeşit sebepsiz hüzün ve keder içindeyim&#8221; diye açıklamıştır. Ecinniler&#8217;de Stavrogin&#8217;i bir çocuğa tecavüz ettirmiş olması yüzünden de kendini hep suçlamıştır. Dostoyevski kendi çocukluğunda, annesine acı çektirmesinden, sürekli sarhoş olmasından ve hizmetkârlara kötü davranmasından dolayı babasından nefret ediyordu. Eserlerinde kullandığı, kaderine boyun eğen ve uysal kadın örneğini kendi evinde gördüğü annesiydi. Kadının alttan almasının, erkeği daha da kızdırmaktan başka bir işe yaramayacağını çocukken görmüştü. Çok duyarlı biri olan Dostoyevski, bu yüzden babasına kin beslemekteydi. Babasının ölümünü haber aldığında, &#8220;Babamın ölümünde benim hiçbir suçum yok, ama bu öldürmenin kefaretini ödemeye hazırım, çünkü içimden onu öldürmek geçiyordu&#8221; diyerek Karamazov Kardeşler adlı romanında yer alan Dimitri Karamazov&#8217;un tepkisinin benzerini göstermiştir. Dostoyevski, babasının ölümünü istediğini düşünerek depresyona girmiştir. Bazı yazarlara göre de ilk sara nöbetlerine de bu düşünce sebep olmuştur. Sigmund Freud ve birçok psikanalizci, babaya duyulan bu nefrete ve bunu izleyen suçluluk düşüncesine dayanarak Dostoyevski&#8217;nin hastalığının sinirsel kökenli olduğunun ortaya çıkarmıştır. Dostoyevski, düşünce ve sanat deneyimini sürekli olarak arttırmıştır. Tanrı&#8217;dan, ateizmden, kötülükten, özgürlükten söz eden roman karakterleri, gerçekte aynı bilincin farklı anları gibidir. Bu karakterler aracılığıyla Dostoyevski, cinleri ruhundan uzaklaştırmıştır. Bakış açısı değişmekle beraber eserleri, gerçeğin hep aynı coşkulu ve acı veren arayışı içerisindedir. Dünya edebiyatını en çok etkileyen ve en çok okunan yazarlardan biri olan Dostoyevski&#8217;nin eserleri birçok 20. yüzyıl düşünürünün fikirlerini derinden etkilemiştir.</p>
<p><strong>ESERLERİ:</strong> İnsancıklar, Öteki, Netochka Nezvanova, Ezilmiş ve Aşağılanmışlar, Ölüler Evinden Anılar, Yeraltından Notlar, Suç ve Ceza, Kumarbaz, Budala, Ecinniler, Delikanlı, Karamazov Kardeşler, Dokuz Mektupları Romanı, Mr. Prokharçin, Ev Sahibesi, Polzunkov, Bir Yufka Yürekli, Kıskanç Koca, Namuslu Bir Hırsız, Bir Noel Ağacı Ve Düğün, Beyaz Geceler, Küçük Kahraman, Amcanın Rüyası, Stepançikovo Köyü, Tatsız Bir Olay, Timsah, Ebedi Koca, Bobok, Uysal Bir Ruh, Köylü Marey, Mesih&#8217;in Noel ağacı Boy de, Bir Adamın Düşü, Yaz İzlenimleri Üzerine Kış Notları, Bir Yazarın Günlüğü.</p>
</div>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fdostoyevski%2F&amp;linkname=Dostoyevski" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fdostoyevski%2F&amp;linkname=Dostoyevski" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_twitter" href="https://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fdostoyevski%2F&amp;linkname=Dostoyevski" title="Twitter" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_pinterest" href="https://www.addtoany.com/add_to/pinterest?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fdostoyevski%2F&amp;linkname=Dostoyevski" title="Pinterest" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fdostoyevski%2F&amp;linkname=Dostoyevski" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fdostoyevski%2F&amp;linkname=Dostoyevski" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_no_icon addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fdostoyevski%2F&#038;title=Dostoyevski" data-a2a-url="http://www.sanat.net/dostoyevski/" data-a2a-title="Dostoyevski">Paylaş</a></p>The post <a href="http://www.sanat.net/dostoyevski/">Dostoyevski</a> first appeared on <a href="http://www.sanat.net">www.sanat.net</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Johann Wolfgang von Goethe</title>
		<link>http://www.sanat.net/goethe/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[sanat]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Dec 2016 23:05:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Johann Wolfgang von Goethe]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[aktivite]]></category>
		<category><![CDATA[alışveriş]]></category>
		<category><![CDATA[alman yazar]]></category>
		<category><![CDATA[besteci]]></category>
		<category><![CDATA[bilet]]></category>
		<category><![CDATA[dating]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[eğlence]]></category>
		<category><![CDATA[felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[fırsat]]></category>
		<category><![CDATA[fotograf]]></category>
		<category><![CDATA[Gerçeküstücülük]]></category>
		<category><![CDATA[Goethe]]></category>
		<category><![CDATA[hediye]]></category>
		<category><![CDATA[heykel]]></category>
		<category><![CDATA[indirim]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul modern]]></category>
		<category><![CDATA[kayak]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[kış tatili]]></category>
		<category><![CDATA[koç müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[konser]]></category>
		<category><![CDATA[müze]]></category>
		<category><![CDATA[otel]]></category>
		<category><![CDATA[pegasus]]></category>
		<category><![CDATA[pera]]></category>
		<category><![CDATA[pera müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[resim]]></category>
		<category><![CDATA[ressam]]></category>
		<category><![CDATA[roman]]></category>
		<category><![CDATA[sabancı müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[sanat akımı]]></category>
		<category><![CDATA[sanatçı]]></category>
		<category><![CDATA[sergi]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[sözler]]></category>
		<category><![CDATA[tatil]]></category>
		<category><![CDATA[ucuz]]></category>
		<category><![CDATA[yaz tatili]]></category>
		<category><![CDATA[yazar]]></category>
		<category><![CDATA[yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[zorlu psm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.sanat.net/?p=280</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son sözleri &#8220;Işık, daha çok ışık&#8221; olan ünlü Alman Deha Yazar &#8230; Johann Wolfgang von Goethe 28 Ağustos 1749 tarihinde Frankfurt Groser Hirschgraben caddesindeki bugünkü Goethe Evi’nde dünyaya gelmiştir. Babası Johann Caspar Goethe, bir hukukçu <a class="mh-excerpt-more" href="http://www.sanat.net/goethe/" title="Johann Wolfgang von Goethe">[...]</a></p>
The post <a href="http://www.sanat.net/goethe/">Johann Wolfgang von Goethe</a> first appeared on <a href="http://www.sanat.net">www.sanat.net</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div align="justify">
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-281" src="http://www.sanat.net/wp-content/uploads/2016/12/gothe.jpg" alt="" width="438" height="219" srcset="http://www.sanat.net/wp-content/uploads/2016/12/gothe.jpg 438w, http://www.sanat.net/wp-content/uploads/2016/12/gothe-300x150.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 438px) 100vw, 438px" /></p>
<blockquote><p>
Son sözleri &#8220;Işık, daha çok ışık&#8221; olan ünlü Alman Deha Yazar &#8230;
</p></blockquote>
<p>Johann Wolfgang von Goethe 28 Ağustos 1749 tarihinde Frankfurt Groser Hirschgraben caddesindeki bugünkü Goethe Evi’nde dünyaya gelmiştir. Babası Johann Caspar Goethe, bir hukukçu olmasına rağmen, mesleğini icra etmemiş, fakat oğluna da, maddi sıkıntı çekmeden bir hayat sağlayan imkânlarıyla yaşamını sürdürmüştür. Babası araştırmacı ve geniş bilgiyle donatılmış bir kişiydi. Ayrıca aile içi problemlerle de yılmadan savaşacak kadar güçlü ve azimli bir insandı. ‘Textor’ soyadı ile doğmuş olan Goethe’nin annesi Catherina Elisabeth Goethe ise, Frankfurt’un varlıklı ve tanınmış ailelerinden birinin kızıydı. Annesi hoş sohbetli ve hayat dolu bir kadındır. Johann Wolfgang’dan sonra dört çocuk daha dünyaya getirmiştir, fakat bunlardan sadece Goethe’den biraz daha genç olan kardeşi Cornelia hayatta kalmıştır. Goethe ile kızkardeşi arasında her zaman sağlam bir güven ilişkisi olmuştur. Goethe, babasından disiplin, ciddiyet ve akıl unsurunu, annesinden ise hayal gücü, anlatma zevki ve duygu unsurunu almıştır. Tüm bu özelliklerini geliştirerek dengeli bir bütünlükten, henüz çocukluktayken nasibini almıştır. 1756 yılından 1758 yılına kadar, bir devlet okulunda öğrenim görmüştür. Aydınlıkçı ve modern görüşleri olan babası, oğluna, özel öğretmenlerin ışığında ve kendi yol göstericiliği doğrultusunda, küçük yaşlardan itibaren, oldukça iyi ve kapsamlı bir eğitim imkânı sağlamıştır. Goethe’nin çalışma takviminde, Fransızca, İngilizce, İtalyanca, Latince, Yunanca gibi dil öğrenimlerinin yanı sıra, bilimsel konular, din ve çizim gibi alanlar da yer almıştır. Ayrıca, çello ve piyano çalmayı, biniciliği, eskrimi ve dans etmeyi öğrenmiştir. Onu, görsel sanatlara yaklaştıran olay, Yedi Yıl Savaşları olmuştur. Avusturya – Fransa birliğinin Frankfurt’u işgal etmesinden hemen sonra, Goethe’le rin evi karargâh binası yapılmıştır ve Goethe, güzel sanatlara düşkün komutanlar sayesinde, Fransız sanatıyla tanışma fırsatı bulmuştur. Edebiyatla erken yaşta ilgilenmeye başlaması, annesinin gece anlattığı hikâyeler ve neşeli bir Luther &#8211; Protestan aileden aldığı İncil derslerinden ileri gelmektedir. Goethe, evde çok okuduğu için, babası ona yaklaşık 2000 ciltten oluşan bir kitaplık oluşturmuştur. Böylece Goethe daha çocuklukta Dr. Faust’un farklı hikâyelerini öğrenme imkânı bulmuştur. Goethe, babasının isteği ile 1765 yılında ilkbahar aylarında, Leipzig’de hukuk öğrenimine başlamıştır. İlk önceleri, toplumda saygı görmek adına, kılık-kıyafet ve görgü kuralları konusunda, şık yaşam tarzına ayak uydurmak zorunda kalmıştır. Zaman ilerledikçe hukuk öğrenimini ihmal etmeye başlamıştır. Her ne kadar öğrencilerinin şiirsel denemeleri üzerinde çok durmasa da, Hıristiyan Fürchtegott Gellert’in derslerine katılmayı tercih etmiştir. Goethe’nin Frankfurt’ta yaşarken çizim derslerine devam ettirdiği dönemlerde Antik sanat anlayışı nedeniyle sempati duyduğu bir ressam Adam Friedrich ile burada tanışmıştır. Ressam ile Leipzig’de tanışması, hayatındaki önemli karşılaşmalardan biri olmuştur. 16 -17 yaşlarında olan Goethe, aynı zamanda, ailesinden uzakta özgürlüğün tadını çıkarmıştır. Tiyatro gösterilerine ileriki zamanlarda bir edebiyat klasiği haline gelecek olan ünlü draması Faust’un birinci bölümü için kendisine esin kaynağı olacak Auerbach lokantasında, arkadaşlarıyla akşamları vakit geçirmiştir. Goethe, ilk aşk macerasını da Leipzig günlerinde yaşamıştır. Bir zanaatkâr kızı olan Kätchen Schönkopf ile yaşadığı aşk, iki yıl sonra, iki tarafın da rızası ile sona ermiştir. Yaşadığı bu duygusal karışıklık, Goethe’nin yazı stilini etkilemiştir. Önceleri Rokoko kültürünün etkisi altında şiirler yazmış, bu yüzden şiirleri, üslup bakımından daha özgür ve daha coşkulu olmuştur. Fakat gerçek duygularla, Rokoko kültürünün her şeyi hafife alan üslubunu bütünleştirememiş ve Leipzig’i sevememiştir. Goethe 1768 yılı Haziran ayında ağır bir şekilde hastalanmıştır. Hastalığı farklı görüşler söz konusudur, ancak en yakın ihtimal, genç Goethe’nin gece ve hareketli sosyal hayatın etkisiyle bitkin düştüğü yöndedir. Eğitimini yazın daha rahat ve huzurlu bir ortamda sürdürebilmek için, 1770 yılında Frankfurt’a geri dönmüştür. Annesi ve kız kardeşinin bakıcılığında sağlığı iyiye gitmeye başlarken, aynı yıl, şiirlerinin bir araya getirildiği ‘Arnette’ adlı ilk şiir kitabını yayımlamıştır. Goethe’nin hayati tehlikesi olan hastalığı, uzun bir istirahat dönemi gerektirmiştir ve Goethe’yi Piyetizm düşüncelerine itmiştir. Aynı zamanda Goethe, mistik ve alşimistik yazılar ve kitaplarla ilgilenmiştir. Aynı dönemde, ilk tiyatro eseri olan Die Mitschuldigen komedisini ele almıştır. Goethe, öğrenimine 1770 yılı Nisan ayında, Strasburg’da devam etmiştir. Bu defa kendini azimle, hukuk eğitimine vermiştir. Aynı zamanda Teolog, sanat ve edebiyat kuramcısı olan Johann Gottfried Herder ile tanışmıştır. Herder, Goethe’yi, Homer, Shekespeare, Ossian gibi yazarların kendilerine özgü dil kullanımlarına, ayrıca halk edebiyatına yönlendirmiştir ve Goethe’nin edebi gelişimine yönelik önemli katkıda bulunmuştur. Daha sonra, Goethe’nin tavsiyesi üzerine Weimar hizmetine alınmıştır. Bu sırada Goethe, başkenti Strasburg olan Alsace bölgesinin doğasından bir hayli etkilenerek, ilk kez doğanın organik olduğunu keşfedip, tabiat bilimine ilişkin teoriler üretmeye başlamıştır. Sesenheim’da yaptığı bir gezinti esnasında, bir papaz kızı olan Friederike Brion’la tanışmış ve ona âşık olmuştur. Goethe, Strasburg’dan ayrılışında bu ilişkiyi bitirmiştir. Daha sonradan Sesenheim Lieder olarak tanınacak olan, Friederike’ye dair yazdığı şiirler ise, “yeni bir lirik çağın” başlangıcı olmuştur. Bu şiirleri, Alman edebiyatında manzumenin ilk örnekleri arasında yerini almıştır. Sesenheimer Lieder, “Anakreontik” dönemine özgü yapay saray aşk söylemleri yerine, içinde yazarının hayat deneyimlerini barındıran, yaşanan birçok şeyi doğrudan işleyen sahici duyguları içeren, belli bir kalıp söylemden sıyrılarak gerçek yaşamı temel alan Yaşantılama Şiirinin ilk örnekleri olmuştur. Goethe, 1771 yılında yaz aylarında hukuk alanında doktora tezini yaparken, üniversite aynı zamanda ona, burs edinme olanağı sunmuştur. 6 Ağustos 1771 tarihinde “yüksek takdir” belgesi almasının temel nedeni, “Positiones Juris” başlığı altında, Latin dilindeki 56 tez olmuştur. 55. tezinde ise, bir çocuk katilinin, ölüm cezasına çarptırılıp çarptırılmamasına ilişkin bir tartışma konusu yaratmıştır. Bu konuyu, sanatsal bir formda, “Gretchen” trajedisinde yeniden ele almıştır. Bu dönemde Gotik sanatla da ilgilenmiştir. Strasburg Katedrali mimarı Erwin von Steinbach’ın üslubundan oldukça etkilenen Goethe, Gotik mimari tarzını, yazıya dönüştürmeye çalışmış ve etkisini yitiren bu üslubun yeniden değerini kazanmasına imkân verecek olan Alman Mimarisi Üzerine adlı makaleyi yazmıştır. Frankfurt’a dönüşünde Goethe, yeni yetişen hukukçuların kısa zamanda ilgisini çeken ve küçük kıskançlıklarına neden olan bir avukatlık bürosu açmıştır. Weimar’a dönüşüne kadar dört yıl boyunca bu büroda çalışmıştır. Goethe için her zaman edebiyat avukatlıktan daha önemli olmuştur. 1771 yılının sonunda ise, “Geschichte Gottfriedens von Berlichingen mit der eisernen Hand” adlı eserini kâğıda dökmüştür. Çalışmasından sonra, 1773 yılında Götz von Berlichingen adlı dramasını yayımlamıştır. Gelecek nesillere kalacak olan bu verimli eseri, çarpıcı bir rağbet görmüş ve Fırtına ve Coşku döneminin temel yapıtı olarak kabul edilmiştir. Ortaçağ etkisiyle, coşkunluk akımı ile işlenmiş bu oyun, dönemin en zengin piyeslerinden biri olmuş ve Ortaçağ’a ilişkin kavramları yeniden su yüzüne çıkarmıştır. Goethe, 1772 yılı Mayıs ayında, babasının teşvik etmesiyle, Wetzlar Alman Yüksek Mahkemesi’nde asistan olarak göreve başlamıştır. 1772 ve 1773 yılları arasında, tiyatro oyunları ve kitaplarla ilgilenerek Frankfurter Gelehrte Anzeige adlı kültür ve sanat dergisinde eleştirel yazılar yazmıştır. Goethe’nin meslek arkadaşı Johann Christian Kestner, zamanın Goethe’sini şöyle tanımlamıştır: “Goethe, muhteşem hayal gücüne sahip bir dehadır. Kendi ruhunun yaratıcısıdır. Asil bir düşünce tarzına sahiptir. Goethe, tam bir karakter adamıdır. Tuhaftır ve söylemlerinde kendi canını sıkabilecek farklılıklara sahiptir. Tabii ki çocuklarda, bayanların odasında ve diğer birçok kişiye karşı davranışlarında takdir edilmektedir. Hoşuna giden bir şeyi, bir başkasının hoşlanıp hoşlanmayacağını, onun moda olup olmayacağını veya yaşam tarzının buna müsaade edip etmeyeceğini düşünmeksizin yapmaktadır. Tüm zorluklar ise ondan korkmaktadır”. Goethe, yeniden hukuk çalışmalarını ihmal etmeye başlamıştır. Bunun yerine, Antik Çağ yazarlarıyla ilgilenmiş ve arkadaşı Kestner’in nişanlısı Charlotte Buff’a âşık olmuştur. Bu durum, iki ay sonra tehlike arz etmeye başlayınca, Wetzlar’i hemen terk etmiştir. Bir buçuk yıl sonra ise, edindiği bu aşk tecrübesiyle diğer hayat tecrübelerini, Genç Werther’in Acıları adlı romanında su yüzüne çıkmıştır. Aşırı melankoli içeren bu eseri, kısa zamanda, Goethe’yi tüm Avrupa’da tanınır hale getirmiştir. Goethe, kitabın müthiş başarısının ve buna ilişkin olarak, o zamanın gereksinimlerini karşılayan Werther Etkisi’nin sırrını açıklamıştır. Eser, özellikle Avrupa’da yankı uyandırarak, gençlerin aynı yola başvurmasına ve intihara yönelmesine neden olacak kadar gerçekçi bir anlatıma sahiptir. Wetzlar’den dönüşünün ve Weimar’a seyahatinin arasında geçen yıl, Goethe’nin en verimli dönemi olmuştur. Ünlü yapıtı Werther’in dışında, büyük destansı şiirler çok sayıda kısa drama ile birlikte Clavigo ve Stella dramalarını yazmıştır. Goethe, aynı zamanda, Faust serilerini, ilk kez bu dönemde ele almaya başlamıştır. Alman bir şair olan Klopstock’un od üslubundan ve Grek şair Pindaros’un övgü üslubundan yararlanarak, tabiattaki coşkun duyguları, övgü şiirleriyle anlatmıştır. Belirli kalıplardan uzak kalarak, serbest vezinli ses ahengine sahip bu yeni manzumeleri, dünya edebiyatına Goethe kazandırmıştır. Bunlardan en önemlisi, Prometheus olmuştur. Goethe, 1775 yılında, bir banker kızı olan Lili Schönemann ile nişanlanmıştır. Bu ilişki, çevre ve yaşam tarzı açısından, ailelerin uyuşmazlığı nedeniyle yıpranmıştır. Bu nedenle Goethe, kendi idealleri ile evliliğin bağdaşmayabileceği konusunda endişeye düşmüştür. Bu boşluğu doldurabilmek için ise, Cristian ve Friedrich Leopold zu Stolberg-Stolberg kardeşlerin, İsviçre’yi dolaşarak, aylarca sürecek olan seyahat davetini değerlendirmiştir. İlişkiye ara verdikten bir süre sonra Ekim ayında da bu nişanlılık durumu tamamen sona ermiştir. Hayal kırıklığına uğrayan Goethe, 18 yaşındaki dük Karl August tarafından Weimar’a davet edilmiştir. Goethe, 1775 yılı Kasım ayında Weimar’a gelmiştir. Yaklaşık 6000 kişi nüfusa sahip olan başkent Sachsen-Weimar-Eisennach, düşes’in annesi Anna Amelia’nın etkisiyle, kültürel bir şehir haline gelmiştir. Goethe, bu dönemde bir süre politika ile ilgilenmiş ve Dük’ün özel danışmanlığını yapmıştır. İlk kez 1771 yılında ele aldığı Kur&#8217;an tefsirleri üzerindeki çalışmalarına burada da devam etmiştir. Özellikle, doğu uygarlığı ile ilgilenen bir tarihçi olan Josef von Hammer’in Kuran çevirisini sürekli olarak okuyan Goethe, Almanya’da İslamiyet’e pozitif yaklaşan ilk edebiyatçı olmuştur. Goethe, aristokrasiye karşı direnerek, 1776 yılında yaz aylarında, dükün danışman kurulunun üyesi olmuştur. Bir sonraki sene, yeni kurulan maden ocağı komisyonuna yönetici olarak seçilerek, 1779 yılında yol yapımı komisyonu yöneticisi; 1782 yılında ise maliye bakanı olarak çalışmaya devam etmiştir. Goethe, işini büyük bir hırsla yapmıştır. Onun temel arzusu, eşzamanlı ekonomik destekle, resmi harcamaları sınırlandırarak, devletin mali durumunu düzeltmek olmuştur. Goethe’nin bakanlar kurulundaki etkileri, edebiyat çevresince oldukça farklı yorumlanmıştır. Bazı yazarlar Goethe’yi köylülerin baskıcı ve ağır vergi yükünden kurtulmaları için çaba gösteren, yenilikçi bir politikacı olarak nitelemiştir. Fakat diğer çevrelerce Goethe’nin, hem ülke çocuklarının Prusya ordusuna zorunlu olarak katılmasından hem de konuşma özgürlüğünün sınırlandırılmasına ilişkin önlemlerden yana olduğu belirtilmektedir. Bir başka durumda ise Goethe, çaresizlikten evlilik dışı bebeğini öldürmüş olan bir annenin idam cezasına oylamada bulunmuş; daha sonra ise (düşüncesinin aksine) “Gretchen” trajedisinde merhamet dolu davranışını ele almıştır. Fakat buna ilişkin olarak Goethe’nin kişisel görüşü mü olduğu yoksa çoğunluk görüşüne boyun mu eğdiği konusunda herhangi bir bilgi yoktur. Goethe’nin devlet hizmetindeki aktif çalışmalarının ve gayretinin mükâfatlarını toplamaya başlamıştır. Goethe’ye resmi unvan verilmesinin yanı sıra, 1882 yılında Goethe, önemli bir aristokratik unvana layık görülmüştür. Goethe, Weimar’da geçirdiği ilk on yıl içerisinde, mecmualardaki dağınık bazı şiirlerinden başka hiçbir şey yayımlamamıştır. Günlük işlerinin yoğunluğundan, ciddi edebiyat çalışmalarına çok az zaman ayırabilmiştir. Özellikle, saray festivallerinin düzenlenmesi ve tiyatro oyunları için çalışmıştır. Goethe, 1780 yılında, sistematik olarak bilimsel doğa sorunlarıyla ilgilenmeye başlamıştır. Daha sonra bunları, madencilik, çiftçilik ve kömür işletmeciliği alanlarındaki sorunlarla resmi uğraşlarına uygulamıştır. İlk önceleri başlıca ilgi alanları, Yer Bilimi, Madencilik, Bitki Bilimi (Botanik) ve Osteoloji (Kemik Bilimi) olmuştur. Araştırmalarının sonucunda 1784 yılında, insandaki çene kemiğini keşfetmeyi başarmıştır. Aynı yıl içerisinde ise, Granit hakkındaki makalesini yazmış ve Yeryüzünün Romanı başlıklı kitabını tasarlamıştır. Goethe’nin Weimar’da geçirdiği on yıl içerisindeki en önemli ve en etkileyici ilişkisi, bir saray nedimesi olan Charlotte von Stein ile olmuştur. Goethe’den yedi yaş büyük olan Charlotte, yedi çocuğundan dört tanesini kaybetmiştir ve anlaşmalı bir evlilik yaşamıştır. Goethe’nin yaşadığı sıra dışı aşk ilişkisinin belgeleri yaklaşık 2000 mektubu ve not kâğıdıdır. Bayan Stein’ın mektupları ele maalesef ele geçirilememiştir. Stein bir eğitimci olarak, Goethe’ye birçok katkı sağlamıştır. Ona saray görgü kurallarını öğretmiş, iç huzursuzluğu konusunda onu teskin etmiş ve disiplinini güçlendirmede ona katkıda bulunmuştur. Bunu bir aşk ilişkisinden mi kaynaklanan ya da masumca bir dostluktan mı kaynaklanan davranış olduğu konusunda kesin bir bilgi bulunmamaktadır. Birçok yazar, Bayan Stein’ın, Goethe’nin cinsel isteklerini reddettiğini söylemektedir. Psikanalist Kurt Eissler’in görüşüne göre Goethe’nin ilk cinsel deneyimini, 38 yaşında Roma’da yaşadığı iddiasına inanılmaktadır. Bu ilişki, hayal kırıklığına uğrayan Bayan Stein’ın da affedemediği 1786 yılında Goethe’ nin yaptığı gizli Roma seyahati ile sona ermiştir. Goethe’ nin dönüşünden sonra Christiane Vulpius ile başlayan ilişkisi, tamamen bir hayal kırıklığı ile sonuçlanmıştır. Her ikisi de, ilk kez yaşlılıkta, yeniden dostane bir ilişki bulmuştur. Goethe, 1786 yılında bunalıma girmiştir. Charlotte von Stein ile ilişkisi giderek artan bir isteksizlik yarattığından, mesleğindeki faaliyetlerini ümit ettiği şekilde yerine getirememeye başlamıştır. Saray yaşantısının zorluklarından rahatsızlık duymaya başlamıştır. Fakat asıl sorun bir kimlik bunalımı içerisine girmiş olmasıdır. Artık kendi ölçütlerinin neler olduğunu bilemeden, kendi kendisiyle çelişir hale gelmiştir. Bu durumu, İtalya’ya yapacağı bir seyahatle sonlandırmayı düşünmüştür. 1786 yılı Eylül ayında sadece hizmetçisi Philipp Seidel’e haber vererek yola çıkmıştır. Amacının ne olduğu bilinmeyen bu gizli seyahat, Goethe’nin görevinden istifa ederek, ancak gelirini kazanmaya devam etmek için Goethe’ye olanak sağlayan bir stratejinin parçası olmuştur. Aynı zamanda, Werther’in dünya çapında tanınan yazarı Goethe, toplumdaki sosyal kontrol olmadan, farklı şekilde hareket edemediğinden, takma bir adla seyahat etmiştir. Verona, Vicenza ve Venedig’deki ikametlerinden sonra, Kasım ayında Roma’ya gelmiştir. Napoli ve Sicilya’ya yaptığı dört aylık gezisinin yanı sıra, Kasım ayının sonuna kadar da Roma’da kalmıştır. Goethe, İtalya gezisi esnasında Roma ve Grek sanatının değişik stillerini, ayrıntılı olarak araştırma fırsatını yakalamıştır. İnsan anatomisi üzerine de kapsamlı çalışmalar yaparak, bilimsel teoriler ortaya atmıştır. Siena, Floransa, Parma ve Milano şehirlerine yaptığı seyahatlerin ardından, iki yıl sonra, Weimar’a geri dönmüştür. Goethe, İtalya’da, Rönesans ve Antik dönemin yapı ve sanat çalışmalarını öğrenmiş ve onlara hayran kalmıştır. Rafael ve dönemin mimarı Andrea Pallodio’ya karşı özel bir hayranlığı olmuştur. Sanat arkadaşlarının yönetimi altında, çizim çalışmalarını büyük bir gururla sürdürmüştür. Goethe’nin yaklaşık 850 çizimi İtalya dönemine aittir. İlk kez o anda, sadece sanatçı olarak değil, aynı zamanda yazar olarak da doğmuş olduğunu kabul etmiştir. İtalya’da edebiyat çalışmalarına da ilgi göstermiş, düzyazı şeklinde önceden mevcut bulunan, kafiye tarzındaki ‘Iphigenie’ çalışmasına yönelmiş, 12 yıl önce başladığı ‘Egmont’ eserini tamamlamış ve ‘Tasso’ adlı tiyatro eserine devam etmiştir. Yazarlığın dışında da bitki bilimi üzerine araştırmalar yapmaya devam etmiştir. Goethe İtalya seyahatinden, köklü bir deneyimler kazandırmıştır. Kendisi bu durumu “yeniden doğuş” olarak nitelendirmiştir. Bu deneyimin sonunda kendini yeniden bulmuş ve gelecekteki faaliyetlerini sınırlandırmak için, karakterine nelerin uygun olacağına dair kararlar almıştır. Bununla birlikte, Goethe, Fırtına ve Coşku dönemini bırakarak, Klasisizme bu dönemde geçiş yapmıştır. Goethe ile birlikte bu dönem Alman edebiyat tarihinde, Klasizm başlangıç tarihi olarak kabul edilmektedir. Goethe, dönüşünden birkaç hafta sonra, 23 yaşındaki Christiane Vulpius ile bir aşk ilişkisine başlamıştır ve aynı zamanda onu hayat arkadaşı olarak kabul etmiştir. 1789 yılı Aralık ayında oğlu August dünyaya gelmiştir. August’dan sonra dört çocuğu daha olmuş fakat doğmuş olan dört çocuğundan her biri sadece birkaç gün yaşayabilmiştir. Goethe’nin içinde bulunduğu Weimar toplumu, az eğitimli, basit ilişkiler yaşamış olan eşi kabul ettiği kadını içerisine kabul etmemiştir. Çoğunlukla, bu uygunsuz ilişkinin gayrimeşru yanı da eklendiğinde, toplum, onu sıradan ve eğlence düşkünü biri olarak nitelendirmiştir. Goethe ise Vulpius’un doğallığını ve neşeli karakterini sevmiştir. Christiane’nin 1816 yılındaki ölümüne kadar, ‘küçük vamp kadın’ ile olan ilişkisine sahip çıkarak, 1806 yılında yaptığı bir nikâhla onun toplum içinde saygı görmesini sağlamıştır. Goethe, dönüşünden sonra, birçok resmi görev konusunda, dük tarafından affedilmiştir. Kuruldaki başkanlığını ve bununla birlikte siyasi etkisini devam ettirmiştir. Resmi yapı faaliyetlerinin denetlenmesi ve çizim okullarının yöneticiliği olmak üzere kültürel ve bilimsel alanda birçok görev üstlenmiştir. Goethe’nin görevleri arasında, İtalya seyahatinden dönmekte olan dükün annesini getirmek üzere, 1790 yılında Venedik’e yaptığı dört aylık bir seyahat de yer almıştır. Fakat ülkedeki politik ve sosyal yolsuzlukları da keşfetmesi üzerine, hayal kırıklığına uğrayarak, ilk İtalya seyahatinin verdiği hazzı alamamıştır. 1789 yılında, Goethe’nin olumsuz baktığı Fransız Devrimi, Avrupa’yı sarsmıştır. Goethe, ağır hareket edilen yeniliklerden yana olmuştur ve özellikle devrim izinde yapılan güç aşırılıklarından nefret etmiştir; diğer yandan ise, bunu eski rejimin bir kusuru olarak görmüştür. Daha sonra geçmişe uzanarak şunları dile getirmiştir: “Herhangi büyük bir devrimin, asla ulusun değil, tamamen hükümetin hatası olduğuna inandım. Hükümetler, devamlı olarak adalete uygun olup, geliştikleri sürece, devrimler tamamen gereksiz hale gelir; öyle ki onları zamana uygun yeniliklerle karşılarlar ve alt kesimden zorunluluklar diretilinceye kadar, çok uzun süre mücadelede bulunmazlar.” Goethe, 1792 yılında, dükün isteği üzerine, devrimci Fransa’ya karşı ilk ittifak savaşı için düke refakat etmiştir. Üç ay boyunca sefaleti görmüş ve Fransa’nın zaferiyle sonuçlanan bu taarruzla karşı karşıya kalmıştır. Dükalık, 1796 yılında, Basel’in Prusya-Fransa barış antlaşmasına katılmıştır. Bu on yıllık barış dönemi ise, savaş nedeniyle sarsılan Avrupa’da, Weimar Klasik’in en parlak devrinin yaşanmasına imkân sağlamıştır. İtalya seyahatinden sonra Goethe, öncelikli olarak doğa bilimi ile ilgilenmiştir. 1790 yılında, Bitkilerin Morfolojik Yapısının Açıklanması başlıklı denemesini yayımlamıştır. Ayrıca hayatının sonuna kadar ilgileneceği Renk Teorisi üzerine araştırmalarına başlamıştır. Aynı dönemlerde edebi eserleri ise durgun bir döneme girmiştir. Bunun sebepleri, Goethe’nin eski arkadaş çevresinin soğukluğu ve ilgisizliği, devrimin yaratmış olduğu sarsıntı ve Goethe’nin yeni edinmiş olduğu sanat anlayışına tamamen aykırı düşen eserlerinin toplumdaki anlık başarısı olmuştur. 1790’lı yıllardaki eserlerine, dönüşünden sonra kısa bir zamanda oluşturduğu, antik dönemin erotik edebiyat formundaki, Christiane’ye olan tutkusunu içeren ve erotik şiirlerin bir derlemesi olan ‘Roma Ağıtları’ adlı eseri de dâhil olmuştur. İkinci İtalya seyahati, nüktelerin ve Avrupa’nın genel durumu üzerine yazılmış olan mizahi şiirlerin bir derlemesi olan ‘Venedig Epigramları’nın ortaya çıkmasını sağlamıştır. 1792–93 yıllarında Goethe, altı vezin ölçümlü dize şeklindeki ‘Reineke Fuchs’ destanını düzenlemiştir. 1794 yılı yaz aylarında, Jena yakınlarında yaşayan tarih profesörü Friedrich Schiller, çıkarmakta olduğu Horen isimli kültür ve sanat dergisi için, Goethe’ye işbirliği teklifinde bulunmuştur. Her iki yazar da, hiçbir zaman çok yakın bir ilişki içerisine girmeden, geçmişte birçok kez bir araya gelmiştir. Goethe’nin Schiller’in teklifini kabul etmesinin ardından, her ikisi de, en yüksek sanat tarzı olarak Antik döneme yönelmeyi ve bir o kadar da devrim anlayışını reddetme konusunda hemfikir olmuşlardır. Bu, tüm kişiselliği bir tarafa bırakıp, karakter ve çalışma tarzlarıyla birbirinden etkilenerek şekillenen yoğun bir işbirliğinin başlangıcı olmuştur. Her iki yazar da, birbirlerinin eserlerindeki canlı teorik ve pratik kısımlardan yararlanmışlardır. Bu yüzden Schiller, Goethe’nin Wilhelm Meister’in Çıraklık Yılları adlı romanına, eleştirel bir yaklaşımla eşlik etmekte ve ‘Faust’ adlı eserinin devamlılığı için onu cesaretlendirmiştir. Goethe de, Schiller’in Wallenstein adlı eserine etkide bulunmuştur. Goethe bu dönemde, bilinen eserlerinin yanında, Alman Göçmenlerin Sohbetleri adlı eserini ve dönemin güncel olaylarını, altı ölçülü dize şeklinde ortaya koyan epik şiiri Hermann ve Dorothea’yı yazmıştır. Bu eseriyle Goethe, ‘klasik’ okur başarısını elde etmiştir. Bununla birlikte,’ Hazine Avcısı’ ve ‘Büyücü Çığlığı’ adlı en tanınmış baladlarını bu dönemde üretmiştir. Goethe’ nin damgasını vurduğu Weimar Klasik dönemi, 1805 yılında Schiller’in ölümü ile sona ermiştir. Goethe, 1805 yılında Schiller’in ölümünü büyük bir kayıp olarak nitelendirmiştir. Buna ilişkin olarak, Erizipel ve böbrek rahatsızlıkları geçirmiştir. Yol arkadaşının kaybının yanı sıra, Goethe’nin hayatında iz bırakan bir diğer dönüm noktası da Napoleon Bonaparte ile baş gösteren savaş olmuştur. Goethe, düküyle beraber dilenerek ve iltica edecek bir yer arayarak, Almanya’yı dolaştıklarını zihninde canlandırmıştır. Christiane ile olan sağlam evliliği, 1807 yılında, Jena’daki kitap satıcısı Fromman’ın bakıcısının 18 yaşındaki kızı Minna Herzlieb’e karşı ilgisinin artmasına engel olamamıştır. Son romanı ‘Gönül Yakınlıkları’ dönemin iç deneyimlerinin izlerini taşımaktadır. Goethe, çok yönlü evrensel bir deha olmayı çok arzu ediyordu, fakat bunun için deneyim bilgisinin milyonlarca kafası olan ejderhasına boyun eğmek zorunda olduğunu biliyordu. Buna rağmen, 1806 yılından itibaren, eserlerinin yeni bir derlemesini hazırlamıştır. Bu sebeple, ‘Faust’un ilk cildini de sonunda tamamlamayı başarmıştır. Goethe, 1809 yılında, bir otobiyografi ele almaya başlamıştır. Bir yıl sonra ise, çok uzun süredir yazdığı ‘Renk Teorisi’ adlı eserini yayımlamıştır. Yurtdışının ve tüm çağların edebiyat araştırmasını yapmıştır. Halk, Fransız egemenliğine karşı başkaldırırken, Goethe, zihnen Yakın Doğu’ya yönelmiştir. Arapça ve İran dili öğrenimine başlamış, Kuran’ı hatmetmiş ve İranlı şair Hafis’i okuma fırsatı bulmuştur. 1805’ten beri oğlunun öğretmeni olan Friedrich Rimer sekreter olarak kısa zamanda Goethe’nin vazgeçilmezi olmuştur. Carl Friedrich Zelter ile otuz yılı aşkın bir süredir devam etmiş olan uzun bir mektuplaşma dönemine girmiştir. Bu mektuplaşma sayesinde Goethe, ondan sadece müzik konusunda değil, dostluk bağlamında da çok şey öğrenmiştir. Goethe, 1814 yılında, Rhein ve Main çevrelerine seyahat etmiştir. Goethe’nin tavsiyesi üzerine ve huzurunda, birkaç hafta sonra evlenen banker Johann Jakob von Willemer ve ortağı Marianne Jung ile Frankfurt’da karşılaşmıştır. Goethe her ne kadar 65 yaşında olsa da, Marianna’ya âşık olmuştur. Marianna, onun edebiyat ortağı ve tanrıçası olmuştur. Goethe, bir sonraki yıl Willemer’leri tekrar ziyaret etmiştir; bu, memleketini son görüşü olmuştur. Willemer’lerin daha sonraki davetine karşılık vermemiştir. Fakat devamında, ‘Doğu-Batı Divanı’ adlı eserini tamamlayana kadar, ‘Gül ve Bülbül, Aşk ve Şarap’ adlı şiirlerin dizeleri ortaya çıkmıştır. Daha sonra Marianna, bu aşk şiirlerinin büyük bir kısmının ilhamını kendisinden aldığını iddia etmiştir. Goethe’nin eşi Bayan Christiane, uzun süren rahatsızlığının ardından, 1816 yılında vefat etmiştir. Goethe, 1817 yılında, saray tiyatrosu yöneticiliğinden istifa etmiş, bu dönemden itibaren, Goethe’nin sağlığı ile gelini ilgilenmeye başlamıştır. Bu yıllarda ‘Bitki Bilimi Öğreniminin Tarihçesi’ adlı eser ortaya çıkmıştır. Bunu 1824 yılına kadar, Morfoloji, Jeoloji ve Mineroloji alanlarına ilişkin fikirler başta olmak üzere, Genel olarak Doğa Bilimlerine Dair başlıklı eserinin serilerindeki fikirler takip etmiştir. Ayrıca Goethe bu dönemde, ilk kez 1813 yılının başlarında Tahran’ı ziyaret etmiş olan doğa bilimcisi Heinrich Cotta ile iletişim kurmuştur. Goethe, Karl Friedrich Reinhard ve Kapsar Maria von Sternberg ile arkadaşlığını sona erdirmiştir. Kendini ara sıra ‘Urworte Orphisch’ adlı şiirinde son bulan gizemli düşüncelere adamıştır. Günlüğü ve uzun süredir muhafaza ettiği notları, Goethe’ye ‘İtalya Seyahati’ adlı eserini tamamlama fırsatı sunmuştur. 1821 yılında ise bunu küçük çaptaki romanlarının bir derlemesi olan ‘Wilhelm Meister’in Seyahat Yılları’ başlıklı eseri takip etmiştir. Goethe, 1823 yılında, kalp zarı iltihabı (Perikarditis) hastalığına yakalanmıştır. İstirahatinden sonra kendini manevi anlamda eskisinden daha canlı hissetmiştir. İhtiyar Goethe, Karlsbad’da annesiyle beraber tanımış olduğu 19 yaşındaki Ulrike von Levetzow’a evlenme teklifinde bulunmuştur. Yaşadığı hüsranı, eve dönüş yolculuğunda ruhundan kopan ‘Marienbad Ağıdı’ adlı eseri ile kâğıda dökmüştür. Daha sonra iç dünyasında ve çevresinde daima sessizliği ve sakinliği tercih etmiştir. ‘Faust’ eserinin ikinci bölümünü tekrar ele almıştır. Kendisi hemen hemen hiç yazmamış, fakat yazdırmıştır. Böylelikle Goethe, yalnızca geniş kapsamlı bir mektuplaşma ile kalmamış, aynı zamanda bilgisini ve yaşam tarzını, geçmişe dayanan bu görüşmelerde, sadakatli genç şair Johann Peter Eckermann’a emanet etmiştir. 1828 yılında, Goethe’nin oğlu, Karl August hayatını kaybetmiştir. Goethe, oğlunun ölümüne Roma’dayken katlanmak zorunda kalmıştır. Aynı yıl içerisinde, ‘Faust’ eserinin ikinci bölümünü tamamlamıştır. Faust, onun için, yıllar boyu en önemli şeyi oluşturan, biçimsel olarak bir sahne eseri, fakat hemen hemen hiç sahnede sergilenemez, fantastik bir resim tabakası olmasından önce birçok şiiri gibi büyük anlama sahip olan bir eserdi. Goethe son olarak, Georges Cuvier ve Etienne Geoffroy Saint-Hilaire isimli iki paleontolog arasındaki tartışmaya katılmıştır. Renk Teorisi adlı eseriyle de hiçbir şekilde açıklayamamış olduğu Gökkuşağı gibi, Yer Bilimi (Jeoloji) ve Evrimcilik konuları da Goethe’yi uğraştırmıştır. Aynı zamanda bitkilerin nasıl yetiştiği konusuyla ilgilenmeyi de bırakmamıştır. Goethe, ölümünden birkaç hafta önce, Ferdinand Wackenroder’a şunları yazmıştır. &#8216;Çok çeşitli yollarla, bir veya aynı kurala bağlı kalarak, hangi yolla bitkilerin başkalaşım (metamorfoz) geçireceği, yaşamın organik-kimyasal değişmesine yaklaşmanın ne derece mümkün olacağı konusu ile büyük ölçüde ilgileniyorum. Yalnız, bitkilerin ışığa karşı tepki göstermeleri gibi, bitki kökleri tarafından emilen nemin onun tarafından değiştirilmesi bana açık görünüyor, bundan ötürü, iskotoları şişiren rüzgârın türünü daha yakından net bir şekilde görmede, sizin masumca karşı çıktığınız istek ortaya çıktı.&#8217; Goethe, 22 Mart 1832 tarihinde hayata veda etmiştir. Tam olarak bilinmemesine rağmen kalp krizinden öldüğü düşünülmektedir. Son sözlerinin “daha fazla ışık” ifadesi olduğu tartışmaya açık kalmıştır. Bu ifade, söz konusu dakikada ölüm yatağında iken, Goethe’nin yanında olmayan doktoru Carl Vogel’e ulaştırılmıştır. Goethe, 26 Mart’da Weimar Mezarlığında toprağa verilmiştir. Goethe’nin kendisinden sonra gelen Alman şair ve yazarlara etkisi her yerde geçerliliğini korumaktadır. Romantik dönemin şair ve yazarları, Fırtına ve Coşku döneminin duygu aşırılığından yola çıkmışlardır. Franz Grillparzer Goethe’yi, birçok kez kendine örnek almıştır ve bununla, estetik alışkanlıkların yanı sıra her türlü siyasi Radikalizm (Köktencilik) karşısında temkinli duruşunu sergilemiştir. Friedrich Nietzsche tüm hayatı boyunca Goethe’ye hürmet etmiştir ve özellikle halefi olarak, bunu Hıristiyanlığa ve Almanya’ya ilişkin kuşkucu davranışlarında ortaya koymuştur. Hugo von Hoffmanstahl 1922 yılında şunları yazmıştır: “Goethe, eğitim temeli olarak tüm kültürü teşkil etmektedir” ve “Goethe’nin düzyazıdaki sözlerinden, bugün belki tüm Alman Üniversitelerinden olduğundan daha fazla okuma geleneği türeyecektir.” Goethe’nin eserlerine ilişkin birçok makale kaleme alınmıştır. Thomas Mann ise Goethe’ye karşı yoğun sempati duymuştur. Sadece yazar kimliğine değil, aynı zamanda tüm alışkanlıkları ve karakter özelliklerine hayran kalmıştır. Thomas Mann da Goethe hakkında makale ve denemeler yazmıştır ve 1932 ile 1948 yıllarındaki Goethe yıldönümü kutlamalarına ilişkin can alıcı konuşmalarda bulunmuştur. Lotte in Weimar isimli romanında Goethe’yi yaşatmıştır ve Doktor Faustus adlı romanla Faust serilerini yeniden ele almıştır. Genç Werther’in Yeni Acıları romanında, 1970’li yıllarda Almanya’daki Werther denklemini yeniden kurgulamıştır. Goethe’nin sayısız şiiri, şairin sanat şarkılarının gelişmesine destekte bulunması suretiyle, özellikle 19. yy bestecileri tarafından bestelenmiştir. Müzikal anlamda en yaratıcı Goethe yorumcusu, aralarında popülerliğe ulaşmış olan Heidenröslein, Gretchen Çıkrık Başında ve Gürgen Kralı adlı şiirlerin bulunduğu, yaklaşık 80 Goethe bestesiyle Franz Schubert olmuştur. Goethe ile kişisel olarak tanışan Felix Mendelssohn Bartholdy, İlk Cadılar Bayramı baladını bestelemiş, aynı şekilde Hugo Wolf da Wilhelm Meister ve Doğu-batı Divanı’ındaki diğer şiirleri ele almıştır. Faust, Goethe&#8217;nin butün eserlerinin bir birleşimi olarak kabul edilir. 1790 yılından itibaren, Friedrich Schiller ile birlikte ortak ve dönüşümlü bir şekilde, içeriksel ve biçimsel olarak, Antik kültür anlayışı üzerinde yoğunlaşarak, Weimar Klasik’in en önemli temsilcisi olmuştur. Goethe, aynı zamanda, yurtdışında da Alman edebiyatı’nın temsilcisi olarak kabul edilmiştir.</p>
<p><strong>ESERLERİ:</strong> Balladlar , Şiirler , Toplum Türküleri , Annette&#8217;in Kitabı , Tatlı Ksenia&#8217;lar, Batı Doğu Divanı , Sevgi Üçlemesi , Faust, Götz von Berlichingen , Clavio , Egmont , İphigenie Tauris&#8217;te , Torquato Tasso , Aşığın Kaprisi , Stella , Pandora , Kardeşler , Prometheus , İlettiğimiz Şey , Muhammet (tamamlanmamıştır) , Suç Ortakları , Akhilleus , Halk Generali , Elpenor (tamamlanmamıştır) , Duygululuğun Zaferi, Genç Werther&#8217;in Acıları , Wilhelm Meister&#8217;in Tiyatroculuğu , Wilhelm Meister&#8217;in Çıraklık Yılları , Wilhelm, Meister&#8217;in Yolculuk Yılları , Ruh Yakınlıkları, Günlük , İsviçre Mektupları, İtalya Yolculuğu , Fransa Seferi , Mainz Kuşatması , Kendi Hayatımdan Şiir ve Gerçek , Yıllık, Herman ile Dorothea , Oyuncular İçin Kurallar , Alman Göçmenlerinin Anlatıları, Bitkilerin Değişimi Üzerine Deneme , Renkler Kuramı Üzerine , Çene Aracıl Kemiğ</p>
</div>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fgoethe%2F&amp;linkname=Johann%20Wolfgang%20von%20Goethe" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fgoethe%2F&amp;linkname=Johann%20Wolfgang%20von%20Goethe" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_twitter" href="https://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fgoethe%2F&amp;linkname=Johann%20Wolfgang%20von%20Goethe" title="Twitter" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_pinterest" href="https://www.addtoany.com/add_to/pinterest?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fgoethe%2F&amp;linkname=Johann%20Wolfgang%20von%20Goethe" title="Pinterest" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fgoethe%2F&amp;linkname=Johann%20Wolfgang%20von%20Goethe" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fgoethe%2F&amp;linkname=Johann%20Wolfgang%20von%20Goethe" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_no_icon addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fgoethe%2F&#038;title=Johann%20Wolfgang%20von%20Goethe" data-a2a-url="http://www.sanat.net/goethe/" data-a2a-title="Johann Wolfgang von Goethe">Paylaş</a></p>The post <a href="http://www.sanat.net/goethe/">Johann Wolfgang von Goethe</a> first appeared on <a href="http://www.sanat.net">www.sanat.net</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ernest Miller Hemingway</title>
		<link>http://www.sanat.net/hemingway/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[sanat]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Dec 2016 22:41:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ernest Miller Hemingway]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[aktivite]]></category>
		<category><![CDATA[alışveriş]]></category>
		<category><![CDATA[besteci]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[eğlence]]></category>
		<category><![CDATA[Ernest Hemingway]]></category>
		<category><![CDATA[felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[fırsat]]></category>
		<category><![CDATA[fotograf]]></category>
		<category><![CDATA[Gerçeküstücülük]]></category>
		<category><![CDATA[hediye]]></category>
		<category><![CDATA[Hemingway]]></category>
		<category><![CDATA[heykel]]></category>
		<category><![CDATA[indirim]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul modern]]></category>
		<category><![CDATA[kayak]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[kış tatili]]></category>
		<category><![CDATA[koç müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[müze]]></category>
		<category><![CDATA[otel]]></category>
		<category><![CDATA[pegasus]]></category>
		<category><![CDATA[pera]]></category>
		<category><![CDATA[pera müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[ressam]]></category>
		<category><![CDATA[roman]]></category>
		<category><![CDATA[sabancı müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[sanat akımı]]></category>
		<category><![CDATA[sanat akımları]]></category>
		<category><![CDATA[sergi]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[sözler]]></category>
		<category><![CDATA[tatil]]></category>
		<category><![CDATA[thy]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[ucuz]]></category>
		<category><![CDATA[yaz tatili]]></category>
		<category><![CDATA[yazar]]></category>
		<category><![CDATA[yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[zorlu psm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.sanat.net/?p=276</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nobel ve Pulitzer Ödüllü, Savaşa Katılmış, Uçak Kazası Geçirmiş ve Dramatik Bir Son Yaşamış Ünlü Yazar &#8230; Ernest Miller Hemingway, 21 Temmuz 1899 tarihinde ABD Oak Park, İllinois&#8217;de doğmuştur. Hemingway, beş çocuklu ailesinin iki erkek <a class="mh-excerpt-more" href="http://www.sanat.net/hemingway/" title="Ernest Miller Hemingway">[...]</a></p>
The post <a href="http://www.sanat.net/hemingway/">Ernest Miller Hemingway</a> first appeared on <a href="http://www.sanat.net">www.sanat.net</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div align="justify">
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-277" src="http://www.sanat.net/wp-content/uploads/2016/12/hag.jpg" alt="" width="438" height="219" srcset="http://www.sanat.net/wp-content/uploads/2016/12/hag.jpg 438w, http://www.sanat.net/wp-content/uploads/2016/12/hag-300x150.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 438px) 100vw, 438px" /></p>
<blockquote><p>Nobel ve Pulitzer Ödüllü, Savaşa Katılmış, Uçak Kazası Geçirmiş ve Dramatik Bir Son Yaşamış Ünlü Yazar &#8230;</p></blockquote>
<p>Ernest Miller Hemingway, 21 Temmuz 1899 tarihinde ABD Oak Park, İllinois&#8217;de doğmuştur. Hemingway, beş çocuklu ailesinin iki erkek çocuğundan birisidir. Adını, babası ve de amcasının adlarından almıştır. Babası doktor annesi ise opera şarkıcısıydı. Çocukluğunda annesinden müzik dersleri almıştır. Yaşamına damga vuran olaylardan biri babasının intihar edişi olmuştur. İlk makalelerini lise yıllarında okul gazetesi olan Trapeze’de yayınlamıştır. Yazılarında daha çok Ring Lardner etkisi gözlemleniyordu. 1917 yılında liseyi bitirmiş ve lisenin ardından ailesinin isteğinin tersine üniversiteye gitmek yerine Kansas City Star adlı gazetede muhabir olarak göreve başlamıştır. Hemingway &#8216;in liseden mezun olduğu bu yıllarda, tüm dünya için hareketli günler yaşanmaktadır. Avrupa’da I. Dünya Savaşı başlamıştır. Amerika Birleşik Devletleri o yıllarda savaş konusunda tarafsız kalmıştır. Fakat 1917 yılı Nisan ayında savaşa girmesinin ardından Hemingway de orduya katılmak için başvurmuştur. Hemingway sol gözünde bulunan bozukluktan dolayı orduya alınamamıştır. Ardından 1917 yılı sonlarına doğru Kızılhaç’ın da gönüllü aldığını duyduğunda ilk başvuranlar arasındadır. 1918 yılı Ocak ayında Hemingway&#8217;in başvurusu kabul edilmiş ve ambulans şoförü olarak göreve alınmıştır. Hemingway Kızılhaç&#8217;ta çalışmaya başlar başlamaz gazetedeki işinden ayrılmıştır. Gazetede kaldığı kısa zaman içerisinde birçok yöntem ve de teknik öğrenmiştir. Daha sonraki yıllarda o günleri &#8220;Gazetecilik yıllarında öğrendiğim kurallar en güzelleri idi ve de tüm yazarlık hayatım boyunca onları unutamadım&#8221; şeklinde ifade etmiştir. Avrupa&#8217;da ilk olarak Paris’e gitmiştir. Orduda bir süre normal bir görevli olarak çalışmasının ardından ambulans şoförlüğüne geçmiştir. 8 Haziran 1918 de birkaç adım ilerisinde patlayan bir Avusturya topu yüzünden ağır bir şekilde yaralanmıştır. Yardım etmeye çalıştığı İtalyanlardan bir tanesi ölürken diğeri ise bacaklarını kaybetmiştir. Aynı olay esnasında başka yaralı bir İtalyan askerini cepheye taşımaya çalışırken bacaklarından yaralanmıştır. Yaşananların ardından İtalyan gazetelerinde kahraman olarak ilan edilip, İtalyan hükümeti tarafından Gümüş Onur Madalyası ile ödüllendirilmiştir. Hemingway bu olayı bir mektubunda arkadaşına; &#8220;Bazen savaşta ön saflarda büyük bir gürültü duyarsın, ben de aynı gürültüyü duydum; ardından ruhumun sanki bir mendilin cepten çekilişi gibi benden çekildiğini hissettim. Son olarak ise ruhumun bir bütün halinde tekrar bedenime döndüğünü fark ettim ve de o andan itibaren benim için ölüm yoktu.&#8221; ifadeleri ile anlatmıştır. Hemingway bu olayların ardından Milan’da bir hastanede tedavisini tamamlarken hemşire Agnes von Kurawsky ile tanışmıştır. Bu da onun ölümsüz eserlerinden olan ‘Silahlara Veda’ adlı eserini yazmasını sağlamıştır. Tekrar ABD&#8217;ye dönen yazar ailesinin iş bulması için yaptığı baskılara rağmen sakatlığından dolayı ordunun verdiği parayla bir yıl kadar işsiz olarak yaşamıştır. 1921 yılında eşi Hadley Richardson ile tanışmış ve evlenmiştir. Aynı yıl içerisinde Chicago&#8217;ya taşınmıştır. Toronto&#8217;da bulunan Daily Star adlı gazetede yazılar yazmaya başlamıştır. Gazetede iş bulduktan sonra ilk iş olarak Paris’e taşınmış ve Paris’ te yaşadığı yıllarında birçok yazarla tanışma fırsatı bulmuştur. Hemingway kendisine bir isim yapmaya çalışmış fakat 1923 yılında eşinin hamile olduğunu öğrenince çocuklarının Kuzey Amerika&#8217;da doğması için Amerika’ya dönmüşlerdir. 1924 yılında ilk çocukları doğmuştur. Çocuğun doğumunun ardından Hemingway ailesi 1924 yılında tekrar Paris’e dönmüştür.1924 yılında eşinden boşanmıştır. Hemingway 1925-1929 yılına kadar olan dönemde kendi yazarlık yıllarının en güzel örneklerini vermiştir. Bu yıllarda hiç tanınmayan bir yazarken birden bire dünyanın en ünlü yazarları arasına girmiştir. İlk basılan romanı olan ‘Güneş de Doğar’ adlı kitabı bu yıllarda basılmıştır. ‘Güneş de Doğar’ adlı eserinde savaş yorgunu bir askerin anılarını anlatan Hemingway 1929 yılında basılan ‘Silahlara Veda’ adlı eseri ile çok büyük başarı sağlamıştır. ‘Silahlara Veda’da yaralı bir askerin savaşta bir hemşireye duyduğu aşkı dile getiriyordu. Hemingway böylelikle savaşında anlamsızlığına değinmeyi amaçlıyordu. İkinci evliliğini gazeteci Pauline Pfeiffer ile yapmış, bu evliliğinden 2 çocuğu olmuş ve ikinci eşinden de 1940 yılında boşanmıştır. 1931 yılında Avrupa anılarından olan İspanya yıllarına dair ‘Öğleden Sonra Ölüm’ adlı kitabını yazmıştır. Hemingway Afrika’da yaptığı turla ilgili yazılarını ise ‘Afrika’nın Yeşil Tepeleri’ adlı kitabında toplamıştır. 1940 yılında ise en başarılı eserlerinden olan ‘Çanlar Kimin için Çalıyor’ adlı eserini yazmış ve mesleğinde artık zirveye ulaşmıştır 1942 yılında Amerikan Deniz Kuvvetleri’ne girmiştir. 1944 yılında Fransa çıkartmasına katılmış ve de Paris’in kurtuluşuna şahit olmuştur. 1950 yılında çok da başarılı olmayan ‘Irmaktan Öteye ve Ağaçların İçine’ adlı eserlerini yazmıştır. 1952 yılında gerçek başyapıtı olan ‘Yaşlı Adam ve Deniz’ adlı eserini ortaya çıkmıştır. Bu kitapta insanın yaşama nasıl bağlanması gerektiği ve de aslında insan yaşamında her şeyin boş olduğuna dair olan fikirlerini belirtmiştir. 1953 yılında aynı eseri ile Pulitzer Ödülünü almıştır. 1954 yılında ise Nobel Edebiyat Ödülü&#8217;ne layık görülmüştür. Hemingway tutkulu bir yaşamın ardından 2 Temmuz 1961 tarihinde Ketchum/Idaho’da kendini av tüfeği ile vurarak yaşamına son vermiştir. Hemingway’i Fidel Castro ile kurduğu dostluk ve Castro&#8217;nun kişiliği çok etkilemiştir. Fidel Castro Hemingway&#8217;in ölümünün ardından, başkent Havana&#8217;da adına bir anıt yaptırmıştır. Hemingway özellikle 20. yüzyıl kurgu romancılığını etkilemiştir. Kahramanları genelde kendisinin bir yansımasıdır ve zor durumlarda gururlarını korumaları gerekmektedir. Hemingway&#8217;in çoğu eseri, bugün Amerikan edebiyatının başyapıtlarından kabul edilmektedir.</p>
<p><strong>ESERLERİ:</strong> İhtiyar Balıkçı ve Deniz, Çanlar Kimin İçin Çalıyor, Afrika&#8217;nın Yeşil Tepeleri, Kadınsız Erkekler, Akıntı Adaları, Tehlikeli Yaz, Silahlara Veda, Güneş de Doğar, Kilimanjaro&#8217;nun Karları, Kazanana Ödül Yok, Ya Hep Ya Hiç, Paris Bir Şenliktir, Yazma Üzerine, Öğleden Sonra Ölüm, Varlık Yokluk.</p>
</div>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fhemingway%2F&amp;linkname=Ernest%20Miller%20Hemingway" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fhemingway%2F&amp;linkname=Ernest%20Miller%20Hemingway" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_twitter" href="https://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fhemingway%2F&amp;linkname=Ernest%20Miller%20Hemingway" title="Twitter" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_pinterest" href="https://www.addtoany.com/add_to/pinterest?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fhemingway%2F&amp;linkname=Ernest%20Miller%20Hemingway" title="Pinterest" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fhemingway%2F&amp;linkname=Ernest%20Miller%20Hemingway" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fhemingway%2F&amp;linkname=Ernest%20Miller%20Hemingway" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_no_icon addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fhemingway%2F&#038;title=Ernest%20Miller%20Hemingway" data-a2a-url="http://www.sanat.net/hemingway/" data-a2a-title="Ernest Miller Hemingway">Paylaş</a></p>The post <a href="http://www.sanat.net/hemingway/">Ernest Miller Hemingway</a> first appeared on <a href="http://www.sanat.net">www.sanat.net</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Moliere</title>
		<link>http://www.sanat.net/moliere/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[sanat]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Dec 2016 22:00:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Moliere]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[aktivite]]></category>
		<category><![CDATA[alışveriş]]></category>
		<category><![CDATA[besteci]]></category>
		<category><![CDATA[bilet]]></category>
		<category><![CDATA[dating]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[eğlence]]></category>
		<category><![CDATA[felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[fırsat]]></category>
		<category><![CDATA[fotograf]]></category>
		<category><![CDATA[Gerçeküstücülük]]></category>
		<category><![CDATA[hediye]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul modern]]></category>
		<category><![CDATA[kayak]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[kış tatili]]></category>
		<category><![CDATA[koç müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[müze]]></category>
		<category><![CDATA[otel]]></category>
		<category><![CDATA[öykü]]></category>
		<category><![CDATA[pegasus]]></category>
		<category><![CDATA[pera]]></category>
		<category><![CDATA[pera müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[roman]]></category>
		<category><![CDATA[sabancı müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[sanat akımı]]></category>
		<category><![CDATA[sanat akımları]]></category>
		<category><![CDATA[sergi]]></category>
		<category><![CDATA[sözler]]></category>
		<category><![CDATA[tatil]]></category>
		<category><![CDATA[thy]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[ucuz]]></category>
		<category><![CDATA[yaz tatili]]></category>
		<category><![CDATA[yazar]]></category>
		<category><![CDATA[yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[yazı]]></category>
		<category><![CDATA[zorlu psm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.sanat.net/?p=268</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cimri oyununu yazan ve kendisi oynadıktan hemen sonra tiyatroda ölen sivri dilli dahi yazar &#8230; Gerçek ismi Jean-Baptiste Poquelin’ dir. 15 Ocak 1622 tarihinde Paris’ te doğmuştur. Molière, sarayın döşemelerini yapan bir mobilyacı olan Jean <a class="mh-excerpt-more" href="http://www.sanat.net/moliere/" title="Moliere">[...]</a></p>
The post <a href="http://www.sanat.net/moliere/">Moliere</a> first appeared on <a href="http://www.sanat.net">www.sanat.net</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div align="justify">
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-270" src="http://www.sanat.net/wp-content/uploads/2016/12/mol.jpg" alt="" width="438" height="219" srcset="http://www.sanat.net/wp-content/uploads/2016/12/mol.jpg 438w, http://www.sanat.net/wp-content/uploads/2016/12/mol-300x150.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 438px) 100vw, 438px" /></p>
<blockquote><p>Cimri oyununu yazan ve kendisi oynadıktan hemen sonra tiyatroda ölen sivri dilli dahi yazar &#8230;</p></blockquote>
<p>Gerçek ismi Jean-Baptiste Poquelin’ dir. 15 Ocak 1622 tarihinde Paris’ te doğmuştur. Molière, sarayın döşemelerini yapan bir mobilyacı olan Jean Poquelin ile bir zengin burjuva ailesinin kızı olan Marie Cresse&#8217;nin oğludur. Moliere 10 yaşındayken annesi ölmüştür ve babası ile ilişkisi hiçbir zaman iyi ilişki içinde olmamıştır. Annesinin ölümünden sonra babası ile Paris&#8217;de o zaman yukarı burjuva sınıfından kişilerin evlerinin bulunduğu Rue Saint-Honoré&#8217;de kalmışlardır. İlkokul eğitimini Paris&#8217;te yapmış ve sonra Paris&#8217;in en iyi okullarından Cizvit&#8217;lerin idaresinde olan &#8220;Collège de Clermont&#8221;&#8216;da öğrenim görmüştür. 1641 yılında bu okuldan ayrılmıştır. Babası 1531 yılında bir imtiyaz satın almış ve Moliere babasının işini devam ettirmeye başlamıştır. Ayrıca bu arada hukukçu olmak için çalışmalara başladığı bilinmektedir. Moliere 1643 yılı Haziran ayında 23 yaşındayken birden babasının işini bırakmaya ve Paris&#8217;ten ayrılmaya karar vermiştir. Daha önce tanışmış olduğu tiyatrocu güzel aktrist Madelaine Bejart ile birlikte kendisi 630 livre sermaye katarak Illustre Théâtre adlı bir tiyatro topluluğu kurmuştur. Böylece bağlı olduğu sosyal sınıf ilişkilerini geride bırakmıştır. Sahne ismi olarak Fransa&#8217;nın Midi bölgesinde Vigan şehri civarında bir köy olan Molière ismini kullanmaya başlamıştır. Tiyatro kurulduktan sonra bu topluğa Madelaine&#8217;nin erkek ve kız kardeşleri de katılmıştır. Moliere hem iyi aktörlük gücü hem de eğitimi dolayısıyla bu gezici tiyatro topluluğunun idarecisi olmuştur. 1645 yılında bu gezici tiyatro topluluğu, çoğu pansiyon masrafları olmak üzere, 2000 livre borçlanmıştır. Moliere bu borçlar dolayısıyla hapse atılmış fakat babası veya topluluk mensupları borcu ödeyerek 24 saat sonra hapisten kurtarmıştır. Bundan sonra Moliere ve Madelaine Bejart 12 yıl sürecek bir gezici tiyatro hayatına başlamışlardır. Önceleri &#8220;Charle Dufresne&#8221;&#8216;nin tiyatro topluluğuna katıldılar ve sonra kendi tiyatro gruplarını kurmuşlardır. Bu topluluk biraz başarı kazanarak Orleans Dükü I. Filip&#8217;in koruması ve desteği altında çalışmaya başlamıştır. Bu gezginci tiyatroculuk döneminden Moliere&#8217;in ancak iki eseri elimize geçmiştir. Bu eserler ‘L&#8217;Étourdi’ ve ‘Le Docteur amoureux’ dir. Bu eserlerde Moliere&#8217;in gezginci tiyatroların alışılagelen İtalyan asıllı ve yarı tuluat şeklindeki Comedia del Arte konu ve stilinden ayrılıp kendine has bir oyun üslubu geliştirmeye başladığı görülmektedir. Bu arada Moliere Languedoc Eyaleti valisi Conti Dükü ile iyi arkadaş olmuş ve onun mali desteğini almıştır. Fakat Conti Dükü bir zührevi hastalığa tutulunca dinsel baskılar dolayısıyla tiyatroculara mali desteğini kesmiş ve şahsi ilişkilerden bile uzaklaşmıştır. 1650-1653 yılları arasında tiyatroyla Lyon’da kalmış ve Lyon&#8217;da iken Moliere&#8217;in tiyatro grubuna Markiz sahne adlı Mademoiselle Duparc katılmıştır. Bu aktrist tanınmış oyun yazarları olan Pierre Corneille, sonra da Jean Racine ile ilişki kurmuş ve hatta bir müddet Racine&#8217;in metresliğini yapmıştır. Racine hazırladığı ilk eserini Moliere&#8217;in sahnelemesini istemiş fakat Moliere’ den olumlu yanıt alamamıştır. 1658 yılında Moliere ve topluluğu Paris&#8217;e gelmişlerdir. Kral XIV. Louis’nin kardeşinin koruması altında, 1658 yılında eski Louvre’ da Kral’a Corneille’in &#8220;Nicomedes&#8221; adlı trajedisini ve ‘Aşık doktor’ adlı fars oyununu oynamışlardır. Moliere&#8217;in topluluğu Kral&#8217;ın kardeşi Orleans Dükü I. Filip&#8217;in mali desteğini kazanarak &#8220;Mösyö&#8217;nun Trupu&#8221; olarak anılmaya başlamışlardır. Yine Orleans Dükü desteği ile bu trup ve Fiorelli’nin rolünü benimsediği İtalyan Commedia dell&#8217;Arte trubu birleşip Paris&#8217;te tanınan yeni bir tiyatro topluluğu oluşturmuşlardır. Bu topluluk Louvre Sarayı yakınlarındaki &#8220;Petit Bourbon Tiyatrosu&#8221;&#8216;nda merkezlenmiştir. Moliere ve topluluk 18 Kasım 1659 tarihinde ‘Gülünç Kibarlar’ eserini sahnelemişlerdir. Bu oyunla Moliere çok dikkat çekmiş fakat Paris&#8217;in tiyatro seyircileri bu oyundan hoşlanmamışlardır. Bu sefer Moliere toplulukta arkadaşı olan ve Scaramouche karekteri ile ün yapan Italyan Tiberio Fiorelli&#8217;den Commedia dell&#8217;Arte hakkında epey ders alıp bunları uygulamaya koymuştur. 1660 yılında temsile koyduğu ‘Hayalde Aldatılmış Koca’ adlı oyunu çok popüler olmuştur. Bu topluluk 1660 yılında Kral huzurunda birkaç kez oyunlar oynamıştır. 1661 yılında Kardinal Richelieu&#8217;nün bir tiyatro binası olarak yaptırdığı yeni &#8220;Theatre du Palais-Royal&#8221;’de topluluğuyla oyunlar sahnelemeye başlamıştır. Moliere&#8217;in bundan sonra bütün Paris oyunları için aynı sahneyi kullanılmıştır. 1662 yılında tiyatro topluluğunun kurucularından olan arkadaşı Madeleine Bejart’ın Comte de Modene’den olan kızı Armande Bejart’la evlenmiştir. Üç çocukları olmuş; ama bunlardan yalnızca bir tanesi yaşamıştır. Kral tarafından 1.000 livre aynı yıl Kral’ın bağladığı yıllık maaş 7.000 livreye çıkartılmıştır. Bu dönemde Moliere drama kuramcısı Boileau, La Fontaine ve Racine ile dostluk kurmuştur. &#8220;Kadınlar Okulu&#8221; ve &#8220;Tartuffe&#8221; oyunları yüzünden Cizvit Jansenitler ile arası bozulmuş ve onların ve diğer koyu dindarların öfkesi üzerine çekmiştir. Moliere’in sağlık durumu kötüye gitmeye başlamıştır. Başrolünü oynadığı ‘Hastalık Hastası’ oyununun oynandığı 17 Şubat 1673 tarihinde oyunun dördüncü sahnesinde, Molière sahnede fenalaşıp yere düşmüştür. Verem hastası olan yazar kanlı öksürük krizini atlattıktan sonra, tüm ısrarlara rağmen rolünü oyun sonuna kadar oynamıştır. Moliere oyundan birkaç saat sonra evinde tekrar fenalaşmış ve bu ikinci krizi atlatamayarak 17 Şubat 1673 tarihinde Paris’te vefat etmiştir. Moliere zamanında Katolik kilisesi aktörlerden ve tiyatrodan hoşlanmamaktaydı. Kilisenin ısrarıyla çıkartılan devlet kanunlarına göre aktörlerin kilise töreni ile kiliselerin takdis ettiği mezarlıklara gömülmeleri yasaktı. Moliere ölmekte iken Katolikler için geleneksel olan bir rahip tarafından son nefeste takdis edilmesi imkânı olmamıştır ve Katolik kilisesi ona dinsel cenaze töreni yapmaktan ve mezarlıkta bir kabir temin etmekten kaçınmıştır. Fakat Moliere&#8217;in karısı Armand Krala&#8217;a başvurarak eğer kocasının cenaze töreninin tamamıyla geleneklere uzak olarak geceleyin yapılması ve normal bir kilise cenaze törenin benzemesi için ondan özel izin almıştır. Moliere&#8217;in ceseti takdis edilmiş bir kilise mezarlığının duvarla ayrılmış bir köşesinde bulunan ve vaftiz edilmeden, yani Katolik mezhebine kabul edilmeden, ölen bebeklerin mezarlığına gömülmüştür. 1792 yılında Fransız Devrimi idaresi sırasında Moliere&#8217;in ceseti bu mezarlıktan çıkartılarak o zaman kurulan &#8220;Fransız Anıtlar Müzesi&#8221;ne geçirilmiştir. 1816 yılında ise Paris&#8217;te tanınmış kişiler için bir mezarlık olan Pere Laschaisee şair Lafontain mezarı yakınında bulunan bir mezara taşınmıştır. Moliere&#8217;in en ünlü oyunlarından biri olan ‘Cimri’ ilk kez 1668 yılında sahnelenmiştir. Yapıt, şiiri andıran bir düzyazıyla yazılmıştır. Geleneksel komedinin bütün kalıplarının dönüşüme uğratılarak kullanıldığı bu oyun, kahramanının çelişkisini fazla sert ve çıplak bir tarzda göz önüne serdiği için önceleri pek tutulmamıştır. Cimrinin para tutkusu, oyunun bazı sahnelerinde gaddarlık, patolojik bir yalnızlık, hatta açıkça çılgınlık noktasına varıyordu. Sonradan Goethe Cimri&#8217;nin bir komedi değil, bir trajedi olduğunu öne sürmüşse de bu yorum abartılı sayılabilir. Çünkü komediye özgü olan temel çelişki, insanca olmayan amaçlarla insani içgüdüler arasındaki karşıtlık, burada da ortaya çıkmış; ama Moliere seyirciye neşeli bir gülünçlüğü değil, saçmalık ve sakinliği hissettirmiştir. Moliere&#8217;in aynı zamanda bir oyuncu olması yazdıklarını da etkilemiştir. Oyunlarının karakterleri, kendi tiyatro topluluğunun oyuncularını hatırlatmaktadır. Kendisi de genellikle, çabuk kızan adam, uşak, aldatılmış koca, dar kafalı burjuva ve &#8220;Moliere denen herife&#8221; söven yobaz ihtiyar gibi rollere çıkmıştır. Gerçek yaşamda, hatta provalarda yaşadığı durumları kolayca bir oyun malzemesi haline getirmekte ustadır. Bu yüzden çoğu oyunlarında bir doğaçlama havası görülür; modeli önceden belirlenmiş bir oyun yazmaz, o anda bulduğu, eline geçen konuyu ya da insan tipini oyunlaştırır. Oyunlarının konuları ve olay örgüleri, belli bir tartışmayı başlatmak için çoğu zaman yalnızca bir araç işlevi görür. Bu konuşmalar içinde, oyun kişileri, birbirlerinin görüş ve sözlerindeki yanlışlık, anlamsızlık ya da çelişkiyi ortaya çıkarırlar. Roller sık sık değişir, akıllı adam aptal duruma düşer, budalanın da derinde yatan bir mantığın sözcüsü düzeyine yükseldiği olur. Bu nedenle, Moliere&#8217;in oyunlarını bir akılcılık savunusu olarak görmek yanlış olur. Moliere de akılla akılsızlık birbirine çok yakındır; bu yakınlık, Moliere komedisinin çağı için çok yeni bir kavramı, saçmalık kavramını öne çıkarmasını sağlamıştır. Eğer bir söz ya da olay, her türlü akılcılık sınırını aştığı halde bizi güldürüyorsa, Moliere&#8217;e göre burada akılla budalalık sürekli yer değiştiriyor demektir. Moliere, klasik çağın ve günümüzün ölçülerine göre, profesyonel bir yazar ya da edebiyatçı değildir. Oyunlarının tümünü, yayımlamak amacıyla değil, oynanmak amacıyla yazmıştır.</p>
<p><strong>ESERLERİ:</strong> Kaçan Doktor, Lekelinin Kıskançlığı, Şaşkın yahut Beklenmedik Engeller, Kedi Sevmek, Aşık Doktor, Gülünç Kibarlar, Sganarelle veye Hayalde Aldatılmış Koca, Navarre&#8217;li Don Garcie veya Kıskanç Prens, Kocalar Okulu, Talihsiz, Kadınlar Okulu, Gros-Rene&#8217;nin Kıskançlığı, Kadınlar Mektebinin Tenkidi, Versailles Tulûatı, Zorla Evlenme, Elide Prensesi, Tartuffe, Don Juan, Aşk Doktoru, İnsandan Kaçan, Melicerte, Komik Pastoral, Sicilyalı veya Ressamın Aşkı, Amphitryon, George Dandin, Cimri, Mösyö de Pourceauggnac, Muhteşem Aşıklar, Kibarlık Budalası, Psyche, Scapin&#8217;in Dolapları, Escarbagnas Kontesi, Bilgiç Kadınlar, Hastalık Hastası.</p>
</div>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fmoliere%2F&amp;linkname=Moliere" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fmoliere%2F&amp;linkname=Moliere" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_twitter" href="https://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fmoliere%2F&amp;linkname=Moliere" title="Twitter" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_pinterest" href="https://www.addtoany.com/add_to/pinterest?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fmoliere%2F&amp;linkname=Moliere" title="Pinterest" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fmoliere%2F&amp;linkname=Moliere" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fmoliere%2F&amp;linkname=Moliere" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_no_icon addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fmoliere%2F&#038;title=Moliere" data-a2a-url="http://www.sanat.net/moliere/" data-a2a-title="Moliere">Paylaş</a></p>The post <a href="http://www.sanat.net/moliere/">Moliere</a> first appeared on <a href="http://www.sanat.net">www.sanat.net</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Lord Michel Eyquem de Montaigne</title>
		<link>http://www.sanat.net/montaigne/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[sanat]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Dec 2016 20:19:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Lord Michel Eyquem de Montaigne]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[aktivite]]></category>
		<category><![CDATA[alışveriş]]></category>
		<category><![CDATA[besteci]]></category>
		<category><![CDATA[bilet]]></category>
		<category><![CDATA[dating]]></category>
		<category><![CDATA[denemeler]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[fırsat]]></category>
		<category><![CDATA[fotograf]]></category>
		<category><![CDATA[Gerçeküstücülük]]></category>
		<category><![CDATA[heykel]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul modern]]></category>
		<category><![CDATA[kayak]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[kış tatili]]></category>
		<category><![CDATA[koç müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[konser]]></category>
		<category><![CDATA[mont]]></category>
		<category><![CDATA[Montaigne]]></category>
		<category><![CDATA[müze]]></category>
		<category><![CDATA[otel]]></category>
		<category><![CDATA[pegasus]]></category>
		<category><![CDATA[pera müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[resim]]></category>
		<category><![CDATA[roman]]></category>
		<category><![CDATA[sabancı müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[sanat akımı]]></category>
		<category><![CDATA[sanat akımları]]></category>
		<category><![CDATA[sanatçı]]></category>
		<category><![CDATA[sergi]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[sözler]]></category>
		<category><![CDATA[tatil]]></category>
		<category><![CDATA[ucuz]]></category>
		<category><![CDATA[yaz tatili]]></category>
		<category><![CDATA[yazar]]></category>
		<category><![CDATA[yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[yazı]]></category>
		<category><![CDATA[zorlu psm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.sanat.net/?p=261</guid>

					<description><![CDATA[<p>  İnsanlar başaklara benzer, içleri boşken başları havadadır, doldukça eğilirler. -Lord Michel Eyquem de Montaigne Lord Michel Eyquem de Montaigne 28 Şubat 1533 tarihinde Bordeaux&#8217;da doğmuştur. Katolik inançlarına bağlı varlıklı ve soylu bir ailenin çocuğudur. <a class="mh-excerpt-more" href="http://www.sanat.net/montaigne/" title="Lord Michel Eyquem de Montaigne">[...]</a></p>
The post <a href="http://www.sanat.net/montaigne/">Lord Michel Eyquem de Montaigne</a> first appeared on <a href="http://www.sanat.net">www.sanat.net</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div align="justify">
<p> <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-263" src="http://www.sanat.net/wp-content/uploads/2016/12/mont.jpg" alt="" width="458" height="219" srcset="http://www.sanat.net/wp-content/uploads/2016/12/mont.jpg 458w, http://www.sanat.net/wp-content/uploads/2016/12/mont-300x143.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 458px) 100vw, 458px" /></p>
<blockquote><p><strong>İnsanlar başaklara benzer, içleri boşken başları havadadır, doldukça eğilirler.</strong><br />
<strong> <em>-Lord Michel Eyquem de Montaigne</em></strong></p></blockquote>
<p>Lord Michel Eyquem de Montaigne 28 Şubat 1533 tarihinde Bordeaux&#8217;da doğmuştur. Katolik inançlarına bağlı varlıklı ve soylu bir ailenin çocuğudur. Babasının etkisiyle çok küçük yaşta öğrenim görmeye başlamıştır. Eğitim süresince Yunan ve Latin edebiyatını öğrenmiştir. 1546 yılında Collége de Guinne&#8217;yi bitirmiştir. Toulouse Üniversitesi&#8217;nde hukuk okumuştur. Bir süre Bordeaux parlamentosunda danışmanlık, sonra belediye başkanlığı, Etat Généraux&#8217;da milletvekilliği yapmıştır. 1565 yılında Montaigne, Françoise de la Chassagne&#8217;la evlenmiştir. 1568 yılında Babası ölmüş ve mirası beş erkek, üç kız kardeş arasında bölünmüştür. Michel, Montaigne çiftliğinin sahibi olmuştur. Montaigne 1570 yılında, Bordeaux Belediye Meclisindeki görevinden istifa ederek Paris&#8217;e gitmiştir. La Boetie nin Latince şiirleriyle çevirilerini bastırmaya başlamıştır. Montaigne&#8217;in ilk kızı doğmuş fakat iki ay sonra ölmüştür. 1572 yılında Montaigne Denemeleri&#8217; ni yazmaya başlamıştır. Bir yıl sonra İç savaş başlamış ve Montaigne kralın ordusuna katılmıştır; görevle Bordeaux&#8217;ya gönderilmiştir.1574 yılında Montaigne&#8217;in dördüncü kızı doğmuş fakat üç ay sonra ölmüştür. 1575 yılında Montaigne Paris&#8217;e gitmiştir. Montaigne&#8217;in beşinci kızı 1577 yılında doğmuş fakat diğer kızları gibi oda bir ay sonra ölmüştür. Henri de Navarre, Montaigne&#8217;e yüksek bir rütbe vermiştir. Montaigne ilk kez kum başlamış fakat Denemeler&#8217;i yazmaya devam etmiştir. Bir yıl sonra Montaigne küçük bir orman satın almıştır. 1580 yılında Montaigne Denemeler’ i ilk kez, iki cilt halinde bastırmıştır. Daha sonra İsviçre ve İtalya&#8217;ya gitmiştir. Seyahat bitiminde Paris&#8217;e dönüp kitabını krala sunmuştur. Kral kitabı çok beğenmiştir. Bir yıl sonunda Montaigne evine dönmüş ve Bordeaux Belediye Başkanı olmuştur. Denemeler&#8217;e birçok ekleme yaparak yeniden bastırmıştır. 1583 yılında Montaigne in altıncı kızı doğmuş ve birkaç gün yaşamıştır. 1589 yılında Montaigne evine çekilip kitaplar okumaya başlamıştır. Denemeler&#8217;in yeni bir baskısını hazırlamıştır. Kitaba birçok yeni ekleme yapmış, kitap en olgun şeklini bulmuştur. Bir yıl sonra Montaigne&#8217;in hayattaki kızı evlenmiştir. Yeni kral 4. Henri, Montaigne&#8217;e mektup yazmış ve onu yanına çağırmıştır. Fakat Montaigne gidememiştir.1591 yılında Montaigne&#8217;in kızının bir kızı yani torunu doğmuştur. Montaigne 13 Eylül 1592 yılında Bordeaux’ de ölmüştür. Montaigne, Denemelerinde başta insan sevgisi olmak üzere iyimserlik, dayanışma, özgürlük ve okuma alışkanlığı üzerine çok özgün yazılar kaleme almıştır. Bu yazıları herkesin anlayabileceği sade bir anlatımla okura ulaştırmıştır. Montaigne başlıca yapıtı ‘Denemeler’ için &#8220;Ben kitabımı yaptığım kadar da kitabım beni yaptı&#8221; ifadesin kullanmıştır.</p>
<p><strong>ESERLERİ: </strong>Aşk Üzerine, Alışkanlık, Denemeler, Dostluk, Dostluk Bağları, Filozoflar ve Tanrılar, Montaigne Yaşamı, Montaigne: Doğruluk Kaygısı, Ölüm, Sevenler ve Sevilenler, Yalnızlık.</p>
</div>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fmontaigne%2F&amp;linkname=Lord%20Michel%20Eyquem%20de%20Montaigne" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fmontaigne%2F&amp;linkname=Lord%20Michel%20Eyquem%20de%20Montaigne" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_twitter" href="https://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fmontaigne%2F&amp;linkname=Lord%20Michel%20Eyquem%20de%20Montaigne" title="Twitter" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_pinterest" href="https://www.addtoany.com/add_to/pinterest?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fmontaigne%2F&amp;linkname=Lord%20Michel%20Eyquem%20de%20Montaigne" title="Pinterest" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fmontaigne%2F&amp;linkname=Lord%20Michel%20Eyquem%20de%20Montaigne" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fmontaigne%2F&amp;linkname=Lord%20Michel%20Eyquem%20de%20Montaigne" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_no_icon addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fmontaigne%2F&#038;title=Lord%20Michel%20Eyquem%20de%20Montaigne" data-a2a-url="http://www.sanat.net/montaigne/" data-a2a-title="Lord Michel Eyquem de Montaigne">Paylaş</a></p>The post <a href="http://www.sanat.net/montaigne/">Lord Michel Eyquem de Montaigne</a> first appeared on <a href="http://www.sanat.net">www.sanat.net</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>William Shakespeare</title>
		<link>http://www.sanat.net/william-shakespeare/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[sanat]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Dec 2016 17:55:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[William Shakespeare]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[aktivite]]></category>
		<category><![CDATA[alışveriş]]></category>
		<category><![CDATA[besteci]]></category>
		<category><![CDATA[bilet]]></category>
		<category><![CDATA[dating]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[eğlence]]></category>
		<category><![CDATA[felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[fırsat]]></category>
		<category><![CDATA[fotograf]]></category>
		<category><![CDATA[Gerçeküstücülük]]></category>
		<category><![CDATA[hamlet]]></category>
		<category><![CDATA[heykel]]></category>
		<category><![CDATA[indirim]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul modern]]></category>
		<category><![CDATA[kayak]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[kış tatili]]></category>
		<category><![CDATA[koç müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[konser]]></category>
		<category><![CDATA[mont]]></category>
		<category><![CDATA[müze]]></category>
		<category><![CDATA[otel]]></category>
		<category><![CDATA[othello]]></category>
		<category><![CDATA[pegasus]]></category>
		<category><![CDATA[pera]]></category>
		<category><![CDATA[pera müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[resim]]></category>
		<category><![CDATA[roman]]></category>
		<category><![CDATA[romeo ve juliet]]></category>
		<category><![CDATA[sabancı müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[sanat akımları]]></category>
		<category><![CDATA[Shakespeare]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[sözler]]></category>
		<category><![CDATA[yazar]]></category>
		<category><![CDATA[yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[zorlu psm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.sanat.net/?p=256</guid>

					<description><![CDATA[<p>Aslında Dünyanın en güzel romanlarının kendisine ait olmadığı iddia adilen dahi yazar. Bir rivayete göre Sir Bacon çekindiği için Shakespeare adı altında yazmış tüm bu güzel eserleri &#8230; Kanıtlanan bir şey yok henüz &#8230; William <a class="mh-excerpt-more" href="http://www.sanat.net/william-shakespeare/" title="William Shakespeare">[...]</a></p>
The post <a href="http://www.sanat.net/william-shakespeare/">William Shakespeare</a> first appeared on <a href="http://www.sanat.net">www.sanat.net</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div align="justify">
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-258" src="http://www.sanat.net/wp-content/uploads/2016/12/sh1.jpg" alt="" width="438" height="219" srcset="http://www.sanat.net/wp-content/uploads/2016/12/sh1.jpg 438w, http://www.sanat.net/wp-content/uploads/2016/12/sh1-300x150.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 438px) 100vw, 438px" /></p>
<blockquote><p>Aslında Dünyanın en güzel romanlarının kendisine ait olmadığı iddia adilen dahi yazar. Bir rivayete göre Sir Bacon çekindiği için Shakespeare adı altında yazmış tüm bu güzel eserleri &#8230; Kanıtlanan bir şey yok henüz &#8230;</p></blockquote>
<p>William Shakespeare Stratford-upon-Avon&#8217;da doğmuştur. 26 Nisan 1564 tarihinde vaftiz edilmiştir, gerçek doğum günü bilinmemektedir. Ancak geleneksel olarak 23 Nisan&#8217;da Đurđevdan&#8217;da doğduğu söylenmektedir. Ölüm tarihi 23 Nisan 1616 olduğundan doğum tarihini de 23 Nisan olarak düşünmek biyografi yazarlarına cazip gelmiştir. Aslen Snitterfield&#8217;lı olan belediye meclisi üyesi ve başarılı bir deri eşya tüccarı John Shakespeare ve varlıklı toprak sahibi bir çiftçinin kızı Mary Arden&#8217;ın oğludur. Sekiz çocuğun üçüncüsüdür ve hayatta kalan en büyük çocuktur. Okul hayatı ile de kesin bilgiler bulunmamaktadır. Birçok biyografi yazarı Sheakspeare&#8217;in büyük ihtimalle Stratford&#8217;da, evine yaklaşık 400 metre uzaklıkta olan ve 1553 yılında açılan ücretsiz okul King&#8217;s New School&#8217;da okuduğu konusunda anlaşmaktadır. İngiltere&#8217;deki ilkokullar Elizabeth Çağı süresince kalitede çeşitlilik göstermiştir. Lakin ilkokul müfredatı tüm İngiltere&#8217;de kraliyet kararnamesiyle standartlaştırılmış, ve okul klasik Latin yazarları üzerine dayalı olarak Latince ağırlıklı bir eğitim sağlamaktaydı. Shakespeare 18 yaşındayken, kendisinden 8 yaş büyük 26 yaşındaki Anne Hathaway ile evlenmiştir. Worcester Anglikan Psikoposluğu kardinaller mahkemesi 27 Kasım 1582 tarihinde bir evlilik cüzdanı yayınlamıştır. Bir gün sonra ise Hathaway&#8217;in iki komşusu, hiçbir hukuki iddianın evliliği engellemediğini garantileyen senetler yollamıştır. Worcester şansölyesinin evlenme ilânına olağan üç kere okunması yerine bir kere okunmasına izin vermesinde ve evlilikten altı ay sonra Anne&#8217;in 26 Mayıs 1583 tarihinde vaftiz edilen kızı, Susanna&#8217;yı doğurması nedeniyle, törenin aceleyle düzenlenmiş olma olasılığı vardır. Bunu yaklaşık iki ay sonra ikizler, erkek Hamnet ve kız Judith izlemiş ve 2 Şubat 1585 tarihinde vaftiz edilmişlerdir. Hamnet bilinmeyen nedenlerden dolayı 11 yaşında ölmüş ve 11 Ağustos 1596 tarihinde gömülmüştür. Shakespeare ikizlerin doğumundan sonra, 1592 yılında Londra tiyatro sahnesinin bir parçası olarak anılana kadar, tarihe geçen birkaç iz bırakmıştır. Bilginler 1585 ile 1592 yılları arasındaki zamanlara Shakespeare&#8217;in &#8220;kayıp yılları&#8221; adını vermişlerdir. Bu dönemi açıklamaya çalışan biyografi yazarları doğruluğu şüpheli birçok hikâye anlatmışlardır. Shakespeare hakkında biyografi yazan ilk kişi Nicholas Rowe, Thomas Lucy&#8217;nin mülkünde kaçak geyik avcılığı davasından kaçmak için Shakespeare&#8217;in Londra&#8217;ya gitmek üzere kasabayı terk ettiği bir Stratford efsanesi ortaya atmıştır. Shakespeare&#8217;in ayrıca hakkında küfürlü bir balad yazarak Lucy&#8217;den intikam aldığı düşünülmektedir. Bir başka 18. yüzyıl hikâyesi Londra&#8217;daki tiyatro müşterilerinin atlarına bakıcılık yaparken tiyatro kariyerine başlayan Shakespeare olduğu yönündedir. John Aubrey ise Shakespeare&#8217;in öğretmenlik yaptığını iddia etmiştir. Bazı 20. yüzyıl bilginleri, vasiyetinde kesin olarak &#8220;William Shakeshafte&#8221; şeklinde bahseden Katolik toprak sahipi Lancashire&#8217;lı Alexander Hoghton&#8217;ın, Shakespeare&#8217;i öğretmen olarak görevlendirdiğini öne sürmüştür. Shakespeare&#8217;in ne zaman yazmaya başladığı tam olarak bilinmemektedir. Fakat kayıtlar birçok oyununun 1592 yılında Londra sahnesinde olduğunu göstermektedir. O zamanlar, oyun yazarı Robert Greene&#8217;nin kendisine Groats-Worth of Wit eserinde saldırmasıyla Londra&#8217;da oldukça tanınmıştır. Bu saldırıda; ‘&#8230;sonradan görme bir Karga var, bizim tüylerimizle güzelleşmiş, bir oyuncunun derisine bürünmüş kaplanın kalbi ile, kendisinin bile uyaksız bir şiirde söz sanatını en iyi şekilde yapabildiğini zannediyor: ve salt bir Johannes factotum olarak, bir ülkedeki tek Shake-scene olmanın kibrindedir.’ demektedir. Bilginler bu sözcüklerin tam olarak ne ifade ettiği konusunda anlaşamamaktadır ama çoğunluğunun katıldığı fikir, onu Christopher Marlowe, Thomas Nashe ve Greene&#8217;nin kendisi gibi üniversite mezunu yazarlara benzemeye çalışırken kendi seviyesini geçmesiyle suçladığıdır. &#8220;Shake-scene&#8221; kelime oyunu ile birlikte, eğik olarak yazılmış, Shakespeare&#8217;in VI. Henry, Bölüm 3 eserinden &#8220;Ah, bir kadının derisine bürünmüş kaplanın kalbi&#8221; cümlesinin taklidinin yapıldığı ifade, Shakespeare&#8217;i Greene&#8217;nin hedefi olarak belirlemiştir. Buradaki Johannes Factotum &#8220;her işi biraz bilen&#8221; daha yaygın olan &#8220;evrensel deha&#8221;dan ziyade, başkalarının çalışmalarıyla ikinci sınıf bir tamirciyi kasteder. Greene&#8217;nin saldırısı, günümüze ulaşanlar arasında Shakespeare’in tiyatro kariyerinden bahseden ilk kayıttır. Biyografi yazarları, kariyerinin 1580&#8217;li yılların ortalarından Greene&#8217;nin sözlerinden hemen öncesine kadar olan süreçte başlamış olabileceğini ileri sürmektedir. 1594 yılından sonra Shakespeare&#8217;in oyunları sadece, Sheakespeare&#8217;in de dahil olduğu bir grup oyuncuya ait, kısa süre sonra Londra&#8217;nın ileri gelen tiyatro şirketi olacak olan Lord Chamberlain&#8217;s Men tarafından sergilenmiştir. Kraliçe Elizabeth&#8217;in 1603 yılındaki ölümünden sonra şirket, yeni kral I. James tarafından royal bir patent ile ödüllendirilmiş ve ismi King&#8217;s Men şeklinde değiştirilmiştir. 1599 yılında, şirket üyelerinin ortakları Thames Nehri&#8217;nin güney kıyısında Globe adını verdikleri, kendi tiyatrolarını yaptırmışlardır. 1608 yılında, ortaklar ayrıca Blackfriars kapalı tiyatrosunu devralmıştır. Shakespeare&#8217;in gayrimenkul alım ve yatırımlarına ait kayıtlar, şirketin onu varlıklı bir adam yaptığını göstermektedir. 1597 yılında, Stratford&#8217;da New Place adındaki ikinci büyük evini satın almış, ve 1605 yılında, Stratford&#8217;da kilise ondalık vergilerinde pay sahibi olmuştur. Shakespeare&#8217;in oyunlarının bazıları 1954 yılından itibaren çeyrek boy baskılarda yayımlanmıştır. 1598 yılı ile, ismi baş sayfalarda görünmeye başlamıştır. Shakespeare, bir oyun yazarı olarak başarısından sonra kendinin ve başkalarının oyunlarında oynamaya devam etmiştir. Ben Jonson&#8217;ın 1616 yılı baskısı Works onun Every Man in His Humour and Sejanus His Fall oyunlarının oyuncu listelerinde olduğunu belirtmiştir. İsminin, Jonson’ın 1605 yılındaki Volpone oyununun listesinde yokluğu, bazı bilginler tarafından oyunculuk kariyerinin sona yaklaştığının bir işareti olarak görülmüştür. Yine de, 1623 yılındaki Birinci Folyo, Shakespeare&#8217;i &#8220;tüm bu Oyunlardaki Başlıca Aktörler&#8221;den, Volpone&#8217;dan sonra ilk sahneye çıkanlardan biri olarak listelemiş olmasına rağmen hangi rollerde oynadığı kesin olarak bilinememektedir. 1610 yılında, John Davies, &#8220;iyi Will&#8221;in &#8220;kral gibi&#8221; rollerde oynadığını yazmıştır. 1709 yılında Rowe, Shakespeare&#8217;in, Hamlet&#8217;in babasının hayaletini oynadığı bir geleneğin nesilden nesile geçmesini sağlamıştır. Shakespeare kariyeri boyunca zamanını Londra ve Stratford arasında geçirmiştir. Stratford&#8217;da aile evi olarak New Place&#8217;i almadan bir yıl önce, 1596 yılında, Shakespeare Thames Nehri&#8217;nin kuzeyinde, Bishopsgate yolundaki St. Helen&#8217;s kilisesinde yaşamaktaydı. Şirketinin Globe Theatre&#8217;i 1599 yılında yaptığında nehrin karşısındaki Southwark&#8217;a taşınmıştır. 1604 yılında, tekrar nehrin kuzeyine, St Paul Katedrali&#8217;nin kuzeyinde güzel evli bir bölgeye taşınmıştır. Rowe, Shakespeare&#8217;in ölümünden önceki birkaç yıl emekli olarak Stratford&#8217;da yaşadığını yazmıştır. Rowe Shakespeare&#8217;in Londra&#8217;yı ziyaret etmeye devam ettiğini nesilden nesile aktaran ilk biyografi yazarıydı. Shakespeare, 1612 yılında Mountjoy&#8217;un kızı Mary&#8217;nin evlilik anlaşması hakkında bir dava olan Bellott v. Mountjoy&#8217;un bir tanığı olarak anılmaktaydı. 1613 yılı Mart ayında eski Blackfriars manastırında bir geçit ev satın almış, ve 1614 yılı Kasım ayından itibaren birkaç hafta üvey oğlu John Hall ile Londra&#8217;da kalmıştır. Shakespeare 1606–1607 yıllarından sonra, daha az oyun yazmaya başlamıştır. Son üç oyununu, ondan sonra King’s Men&#8217;in oyun yazarı olan John Fletcher ile ortak yazdığı tahmin edilmektedir. Shakespeare 23 Nisan 1616 yılında Stratford-Upon-Avon da ölmüştür. Susanna 1607 yılında bir hekim olan John Hall ile evlenmiştir. Judith de babası Shakespeare’in ölümünden iki ay önce bir şarap tüccarı olan Thomas Quiney ile evlenmiştir. Shakespeare vasiyetinde büyük kızı Susanna&#8217;ya bir servet bırakmıştır. Judith -Thonas Quiney’in üç çocuğu olmuş, bunların hepsi evlenmeden ölmüştür. Susanna –John Hall’ in ise Elizabeth adında bir çocuğu olmuş, Elizabeth iki kere evlenmiştir. Fakat hiç çocuğu olmamış ve Sheakespeare&#8217;in doğrudan gelen soyunu devam ettiremeden 1670 yılında ölmüştür. Shakespeare vasiyetinde karısı Anne&#8217;den neredeyse hiç bahsetmemiştir. Ona birçok spekülasyona yol açan &#8220;en iyi ikinci yatağım&#8221; kalıtını bırakmasıyla dikkati çekmiştir. Bazı bilginler kalıtı Anne&#8217;e bir hakaret olarak görürken, diğerleri ikinci en iyi yatağın evlilik yatağı olduğuna ve bu yüzden anlamının büyük olduğuna inanmaktadır. Shakespeare ölümünden iki gün sonra Holy Trinity Kilisesinin chanceline gömülmüştür. Taş levha ile oyulan kitabesi, kilisenin 2008 yılındaki restorasyonu süresince özenle kaçınılan kemiklerinin yer değiştirmesi durumuna karşı mezarını örten bir lanet içerir. Bu lanette; (Güzel arkadaş, İsa aşkına sabret, | Buradaki kapalı toprağı kazmak için. | Bu taşları koruyan kutsansın, | Ve kemiklerimi oynatan lanetlensin.) yazmaktadır. Shakespeare tüm dünyada Southwark Katedrali&#8217;ndeki anıt mezarlar ve Westminster Abbey&#8217;deki Poets&#8217; Corner dahil pek çok heykel ve anıtla anılmıştır. Dönemin çoğu oyun yazarı tipik olarak bir noktada diğerleriyle işbirliği yapmıştır. Eleştirmenler, genellikle kariyerinin başında ve sonunda, Shakespeare&#8217;in de aynısını yaptığı konusunda hemfikirdir. ‘İki Soylu Akraba’ ve ‘Kayıp Cardenio’ nun onaylanmış çağdaş belgeleri varken, ‘Titus Andronicus’ ve ilk tarihi oyunları gibi bazı atıfları tartışmalı kalmıştır. Yazılı kanıtlar da, oyunlarının birçoğunun orijinal düzeltmelerinden sonra diğer yazarlar tarafından yeniden düzenlendiği görüşünü desteklemektedir. Shakespeare&#8217;in kayıtlı ilk eserleri, 1590’lı yılların başında yazdığı ‘III. Richard’ ve üç bölümlük ‘VI. Henry’dir. Shakespeare&#8217;in oyunlarının tarihini belirlemek zordur. Metin çalışmaları ‘Titus Andronicus’, ‘Yanlışlıklar Komedisi’, ‘Hırçın Kız’ ve ‘Veronalı İki Centilmen’in Shakespeare&#8217;in ilk dönemine ait olabileceğini göstermektedir. Raphael Holinshed&#8217;ın 1587 yılında İngiltere, İskoçya ve İrlanda Tarihleri basımında oldukça yer tutan ilk tarihî oyunları, zayıf ya da yozlaşmış bir kuralın yıkıcı sonuçlarını dramatize eder ve Tudor Hanedanı&#8217;nın kökenleri için bir aklama olarak yorumlanmıştır. İlk oyunları, ‘Thomas Kyd’ ve ‘Christopher Marlowe’ başta olmak üzere diğer Elizabeth dönemi oyun yazarlarından, orta çağ dramasının geleneklerinden, ve Seneca&#8217;dan etkilenmiştir. ‘Yanlışlıklar Komedisi’ ayrıca klasik modellere de dayanır, ama Hırçın Kız için hiçbir kaynak bulunamamıştır, yine de aynı isimli başka bir oyunla bağlantılıdır ve bir halk hikâyesinden türetilmiş olabilir. Tecavüzü kabul ettiği görülen iki arkadaşın olduğu ‘Veronalı İki Centilmen’ gibi, bir kadının bağımsız ruhunun bir erkek tarafından evcilleştirildiği ‘Hırçın’ ın öyküsü, bazen modern eleştirmen ve yönetmenleri rahatsız etmektedir. Shakespeare&#8217;in sıkı bir olaylar dizisi ve belirgin komik sekanslar içeren ilk klasik ve İtalyan tarzı komedileri, 1950&#8217;li yılların ortasında yerini en büyük komedilerinin romantik havasına bırakmıştır. ‘Bir Yaz Gecesi Rüyası’ romantizmin, peri büyülerinin, ve komik kaba sahnelerin nükteli bir karışımıdır. Shakespeare&#8217;in bir sonraki komedisi, aynı derecede romantik olan ‘Venedik Taciri’, kindar bir Yahudi tefeci olan Shylock&#8217;un, Elizabeth dönemi zihniyetini yansıtan ama modern izleyiciye uygunsuz görünebilecek betimlemesini içermektedir. ‘Kuru Gürültü’ nün nüktesi ve kelime oyunu, ‘Size Nasıl Geliyorsa’ nın etkileyici kırsal dekoru, ve ‘Onikinci Gece’ nin enerjik cümbüşü, Shakespeare&#8217;in büyük komedi serisini tamamlamaktadır. Neredeyse tamamı manzum şekilde yazılan lirik tarzdaki ‘II. Richard’ dan sonra, 1590 yılının sonlarındaki tarihi oyunlarında (IV. Henry, Bölüm 1 ve Bölüm 2, V. Henry) Shakespeare nesir komediyi ortaya koymuştur. Komik ve ciddi, nesir ve şiir sahneler arasında ustalıkla geçiş yaparken ve olgun çalışmalarının öykü çeşitliliğine ulaşırken, karakterleri daha karışık ve hassas bir hale gelmiştir. 17. yüzyılın başlarında, Shakespeare &#8220;problem oyunlar&#8221; olarak anılan ‘Kısasa Kısas’, ‘Troilus ve Cressida’, ‘Sonu İyi Biterse’ gibi en iyi bilinen trajedilerinden birkaçını yazmıştır. Pek çok eleştirmen Shakespeare&#8217;in en iyi trajedilerinin sanatının doruk noktasını temsil ettiğine inanmaktadır. Shakespeare&#8217;in en ünlü trajedilerinden biri olan ‘Hamlet’ in hayalî kahramanı, özellikle &#8220;Olmak ya da olmamak; bütün mesele bu&#8221; şeklinde başlayan ünlü tiradı ile, diğer bütün Shakespeare karakterlerinden daha fazla tartışılmıştır. Ölümcül kusuru tereddüt olan içe dönük Hamlet&#8217;in aksine, sonraki trajediler olan ‘Othello’ ve ‘Kral Lear’ın kahramanlarının sonunu getiren hızlı karar hatalarıdır. Shakespeare trajedilerinin olaylar dizisi sıklıkla, düzeni altüst eden ve kahramanla sevdiklerini yıkan bu tür ölümcül hata veya kusurlar üzerinde döner. ‘Othello’ da, kötü adam Iago Othello&#8217;nun cinsel kıskançlığını, onu seven karısını öldürmesine neden olur. Kral Lear&#8217;da, yaşlı kral güçlerinden vazgeçerek trajik hatayı yapar, böylelikle Gloucester Kontuna yapılan işkenceye ve kör edilmesine, Lear&#8217;ın en küçük kızı Cordelia&#8217;nın ise cinayetine yol açan olayları başlatır. Shakespeare trajedilerinin en kısası ve yoğunu olan ‘Macbeth’ te, adil kralı öldürmek ve tahtı ele geçirmek için, kontrol edilemez bir hırs Macbeth&#8217;i ve karısı Lady Machbeth&#8217;i, ancak kendi suçluluk duyguları onları da yok edinceye kadar kışkırtır. Bu oyunda, Shakespeare trajik yapıya doğaüstü bir öge ekler. Son önemli oyunları olan ‘Antonius ve Kleopatra ve Coriolanus’, Shakespeare&#8217;in en güzel şiirlerinden bazılarını içerir, şair ve eleştirmen T. S. Eliot tarafından Shakespeare&#8217;in en başarılı trajedileri sayılmaktadır. Son döneminde, Shakespeare drama ya da trajikomediye yönelmiş ve işbirliğiyle yazdığı ‘Perikles’, ‘Sur Prensi’ nin yanı sıra üç önemli oyunu daha tamamlamıştır. Bu oyunlar; ‘Cymbeline’, ‘Kış Masalı’ ve ‘Fırtına’. Trajediler kadar kasvetli olmayan bu dört oyun, 1590’lı yıllardaki komedilerden daha ciddi bir tonda yazılmış olmasına rağmen uzlaşma ve olası trajik hataların bağışlanması ile son bulur. Bazı yorumcular bu ruh halindeki değişimi Shakespeare&#8217;de daha sakin bir bakış açısının kanıtı olarak görmüşlerdir. Bir yaklaşıma göre de sadece zamanın tiyatral modasını yansıtmaktadır. Shakespeare’ in ‘VIII. Henry’ ve ‘İki Soylu Akraba’ adlı oyunlarında John Fletcher ile işbirliği yaptığı düşünülmektedir. Shakespeare yaşadığı zamanda saygın bir şair ve oyun yazarıydı, ama ünü 19. yüzyıla kadar günümüzdeki yüksekliğine erişememiştir. Özellikle romantikler, Shakespeare&#8217;in dehasını çok beğenmiş ve Victoria dönemi insanları Shakespeare&#8217;e George Bernard Shaw&#8217;ın &#8220;bardolatry&#8221; (Sheakespeare hayranlığı) olarak tabir ettiği bir hürmetle tapmışlardır. 20. yüzyılda, eserleri bilim ve tiyatrodaki yeni akımlar tarafından defalarca benimsenmiş ve yeniden keşfedilmiştir. Oyunları bugün popülerliğini büyük ölçüde sürdürmekte ve sürekli olarak incelenmekte, sergilenmekte ve tüm dünyada farklı kültürel ve politik bağlamlarda yeniden yorumlanmaktadır. Shakespeare adı çeşitli meselelerin ortaya çıkmasına yol açmıştır. Yüzyıldan beri, Shakespeare var mıydı? Eserleri gerçekten onun muydu? Bu, yüzyıllardır sürüp gelen bir tartışma konusudur. Hayatı hakkında yazılı, sağlam kaynaklara dayanan pek bir bilgi olmayışı, eserlerini, sağlığında tam olarak yayınlamamış olması, kesin yazılış tarihlerinin bilinemeyişi gibi birçok aksaklıklar, bu belirsiz durumu yaratmıştır. O eserleri, ya Elizabeth devrinin ünlü fikir adamı Francis Bacon’un, ya da daha başka asilzadelerin yazdığı, ancak, bir aktör olan Shakespeare’in adını kullandığı ileri sürülmüşse de, bunlar ispat edilememiştir. Yalnız, Shakespeare’in bir aktör olarak yaşamış olduğu bir gerçektir.ESERLERİ: VI. Henry , Titus Andronicus , Hırçın Kız , Veronalı İki Centilmen , Romeo ve Jülyet , II.Richard , Bir Yaz Gecesi Rüyası , Kral Kohn , Venedik Taciri , VI.Henry , Windsor&#8217;un Şen Kadınları , Nasıl Hoşunuza Giderse , On İkinci Gece , Jül Sezar , Hamlet , Troilus ve Cressida , Othello , Ölçüye Ölçü , Kral Lear , Machbeth , Antonius ve Kleopatra , Atinalı Timon , Coriolan , Cymbeline , Kış Masalı , Fırtına , VIII. Henry.</p>
</div>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fwilliam-shakespeare%2F&amp;linkname=William%20Shakespeare" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fwilliam-shakespeare%2F&amp;linkname=William%20Shakespeare" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_twitter" href="https://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fwilliam-shakespeare%2F&amp;linkname=William%20Shakespeare" title="Twitter" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_pinterest" href="https://www.addtoany.com/add_to/pinterest?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fwilliam-shakespeare%2F&amp;linkname=William%20Shakespeare" title="Pinterest" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fwilliam-shakespeare%2F&amp;linkname=William%20Shakespeare" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fwilliam-shakespeare%2F&amp;linkname=William%20Shakespeare" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_no_icon addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fwilliam-shakespeare%2F&#038;title=William%20Shakespeare" data-a2a-url="http://www.sanat.net/william-shakespeare/" data-a2a-title="William Shakespeare">Paylaş</a></p>The post <a href="http://www.sanat.net/william-shakespeare/">William Shakespeare</a> first appeared on <a href="http://www.sanat.net">www.sanat.net</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Lev Nikolayeviç Tolstoy</title>
		<link>http://www.sanat.net/tolstoy/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[sanat]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Dec 2016 17:18:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Lev Nikolayeviç Tolstoy]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[aktivite]]></category>
		<category><![CDATA[alışveriş]]></category>
		<category><![CDATA[besteci]]></category>
		<category><![CDATA[bilet]]></category>
		<category><![CDATA[dating]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[eğlence]]></category>
		<category><![CDATA[felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[fırsat]]></category>
		<category><![CDATA[fotograf]]></category>
		<category><![CDATA[heykel]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul modern]]></category>
		<category><![CDATA[kayak]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[kış tatili]]></category>
		<category><![CDATA[koç müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[konser]]></category>
		<category><![CDATA[Lev Tolstoy]]></category>
		<category><![CDATA[mont]]></category>
		<category><![CDATA[müze]]></category>
		<category><![CDATA[otel]]></category>
		<category><![CDATA[pegasus]]></category>
		<category><![CDATA[pera]]></category>
		<category><![CDATA[pera müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[resim]]></category>
		<category><![CDATA[ressam]]></category>
		<category><![CDATA[roman]]></category>
		<category><![CDATA[sabancı müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[sanat akımı]]></category>
		<category><![CDATA[sanat akımları]]></category>
		<category><![CDATA[sanatçı]]></category>
		<category><![CDATA[sergi]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[sözler]]></category>
		<category><![CDATA[thy]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[Tolstoy]]></category>
		<category><![CDATA[ucuz]]></category>
		<category><![CDATA[yaz tatili]]></category>
		<category><![CDATA[yazar]]></category>
		<category><![CDATA[yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[zorlu psm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.sanat.net/?p=251</guid>

					<description><![CDATA[<p>Karısıyla kavga etti ve daha sonra evi terk etti. Evden cekip gittiginde ise cok yaşlıydı. Dahi yazar zatüre oldu ve donarak öldü &#8230; Lev Nikolayeviç Tolstoy 9 Eylül 1828 tarihinde Yasnaya-Polyana&#8217;da zengin bir ailenin çocuğu <a class="mh-excerpt-more" href="http://www.sanat.net/tolstoy/" title="Lev Nikolayeviç Tolstoy">[...]</a></p>
The post <a href="http://www.sanat.net/tolstoy/">Lev Nikolayeviç Tolstoy</a> first appeared on <a href="http://www.sanat.net">www.sanat.net</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div align="justify">
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-252" src="http://www.sanat.net/wp-content/uploads/2016/12/tols1.jpg" alt="" width="438" height="219" srcset="http://www.sanat.net/wp-content/uploads/2016/12/tols1.jpg 438w, http://www.sanat.net/wp-content/uploads/2016/12/tols1-300x150.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 438px) 100vw, 438px" /></p>
<blockquote><p>Karısıyla kavga etti ve daha sonra evi terk etti. Evden cekip gittiginde ise cok yaşlıydı. Dahi yazar zatüre oldu ve donarak öldü &#8230;</p></blockquote>
<p>Lev Nikolayeviç Tolstoy 9 Eylül 1828 tarihinde Yasnaya-Polyana&#8217;da zengin bir ailenin çocuğu olarak doğmuştur. Soylu, tanınmış bir ailenin çocuğuydu. Babası konttu ve kendisinin de kont unvanı vardı. Çok küçük yaşlarında önce annesini, sonra babasını kaybetmiş, yakınlarının tarafından büyütülmüştür. Çocukluğundan beri gerçekleri incelemeye karşı büyük bir ilgisi vardı. Öğrenimini tamamlamak için Moskova&#8217;ya gitmiştir. Çalışkan zeki bir öğrenci olarak başarı ve sevgi kazanmıştır. Fransızcasını ilerletmiş, Voltaire&#8217;i ve J. J. Rousseau&#8217;yu okumuş, bu iki yazarın kuvvetli etkisi altında kalmıştır. Yasnaya-Polyana&#8217;ya dönmüş, yoksul köylüler arasına katılmış, ilk eseri olan &#8220;Çocukluk&#8221;u bu sıralarda yazmıştır. Bir süre sonra orduya girmiş ve Kafkasya&#8217;ya gitmiştir. Kafkas halkının yoksulluk dolu yaşayışlarını izleyerek ilk gerçekçi hikâyelerini yazmıştır. 1854 yılında Kırım Savaşı&#8217;na subay olarak katılmıştır. Sonra askerlikten ayrılıp Petersburg&#8217;a gitmiştir. Eserlerinin bir bölümünü sakin geçirdiği o yıllarda yazmıştır. Tüm bunlara rağmen ruhu huzur bulamamış bir haldeydi. Batı Avrupa ülkelerinde uzun bir gezintiye çıkmıştır. Almanya, Fransa, İsviçre&#8217;de dolaşmıştır. Yurduna dönüşünde doğduğu şehre Yasnaya-Polyana&#8217;ya yerleşmiştir. Tolstoy asalet ünvanlarından ve lüksten sıkılıyordu. Köyünde bir okul kurmuştur. Bu okul, öğrenim, eğitim bakımından yepyeni bir kurumdur. Ruhunun huzura kavuştuğuna kanaat getirdikten sonra, 1862 yılında evlenmiştir. Tolstoy evlendiğinde karısı Sophie Behrs 16 yaşındaydı. Bu evliliğin onun düzenli hayat özlemini gidermesini umuyordu. Karısına, evlenmeden önceki hayatı özelliklede yanlarında çalışan kadın kölelerle olan cinsel ilişkileri anlattığı günlüklerini evlendikleri gün okuması için vermiş ve önceki hayatındaki yaptığı yanlışları öğrenmesini istemiştir. Fakat cinselliğe düşkünlüğü evlilikleri boyunca sürmüştür. Bu evlilikten 12 çocukları olmuş; bu çocuklardan 5 tanesi ölmüştür. Eserlerinden en kuvvetli olan iki romanı &#8220;Savaş ve Barış&#8221; ile &#8220;Anna Karenina&#8217;yı&#8221;, bu sıralarda yazmıştır. Karısı, eserlerini yazmasında en büyük yardımcısıydı. Hatta &#8220;Savaş ve Barış&#8221;ı 12 kez düzeltmelerini yapıp yazmıştır. Dünya edebiyatının en büyük romanlarından Savaş ve Barış’ın yazımı 7 yıl sürmüştür. Anna Karenina’yı bitirden sonra bunalıma girmiş ve intiharın eşiğinden dönmüştür. Aradan bir süre geçince yeniden, bu sefer eskilerden daha şiddetli bir moral çöküntüsüne uğramıştır. Geniş halk yığınlarının, özelikle Rus köylüsünün yoksul, perişan durumu onu çok üzmekteydi. Bütün servetini köylülere dağıtmış, her haliyle onlar gibi yaşamaya başlamıştır. Kaba saba giysiler giymiş, giydiği her elbiseyi kendisi dikmeye başlamıştır. Tüm bunlara rağmen yazmayı hiç bırakmamıştır. &#8220;Kroyçer Sonat&#8221;, &#8220;Efendi ile Uşak&#8221;, &#8220;Karanlıkların Gücü&#8221;, &#8220;İman nedir&#8221;, &#8220;İnciler&#8221;, &#8220;Kilise ve Devlet&#8221;, &#8220;İtiraflarım&#8221; bu yıllarda üretilmiş eserlerdir. Tolstoy eserlerinde insanlığın çeşitli meselelerine değinmiştir. Yazarın dünya ölçüsünde bir sanat ve fikir değeri vardır. Kendi ülkesinin toplumsal siyasal çalkantılarını, halkının yaradılışını, yaşayışını gerçekten büyük bir ustalıkla yansıtmıştır. Gerçekçi edebiyatın en büyük temsilcilerinden olduğu kadar, bir filozof bir eğitimci olarak da ün kazanmıştır. Yukarıda sayılanların dışında &#8220;Diriliş&#8221;, &#8220;Gençliğim&#8221;, &#8220;Çocukluk&#8221;, &#8220;Hacı Murat&#8221;, &#8220;Ayaklanış&#8221;, &#8220;Sergi Baba&#8221;, &#8220;Tanrı Bizim İçimizdedir&#8221;, &#8220;Kazaklar&#8221;, &#8220;Tesadüf&#8221;, &#8220;İki Süvari&#8221; gibi eserleri mevcuttur. Tolstoy birçok kez büyük sıkıntılar yaşamıştır. Marksizm&#8217;den etkilenerek kendisinde oluşturduğu mülkiyet konusundaki radikal fikirleri nedeniyle bütün servetini köylülere dağıtmış, her haliyle onlar gibi yaşamaya başlamıştır. Bu sebeple ailesiyle arası açılmıştır. Hristiyan anaşizminin geliştirmeye çalıştığı &#8220;tanrının egemenliği içimizdedir&#8221; kitabıyla yeni bir hristiyanlık akımı tanımlaması ortodoks kilisesi tarafından aforoz edilmesine sebep olmuştur. Tolstoy, ömrünün son yıllarını büsbütün derbeder bir şekilde geçirdikten sonra, bir küskünlük sonucunda, evini bırakıp yollara düşmüştür. Tolstoy 20 Kasım 1910 tarihinde Astapovo tren istasyonunda 82 yaşındayken ölü olarak bulunmuştur. Ölümüne zatürrenin sebep olduğu bilinmektedir. Tolstoy hayatı boyunca yaşamın nasıl bir şey olduğunu anlamaya çalışmıştır. Eserlerinde bunu eksiksiz olarak yansıtmayı hedef edinmiş en büyük Rus yazarlarından birisi olarak edebiyat ve dünya tarihindeki yerini almıştır.</p>
<p><strong>ESERLERİ:</strong> Çocuklukluğum, İlk Gençlik, Gençlik, Sivastopol Serisi, Kazaklar, Savaş ve Barış, İnsan Ne İle Yaşar?, Ivan Ilyiç&#8217;in Ölümü, Anna Karenina, Kroyçer Sonat, Diriliş, Hacı Murat, Sergi Baba, Efendi İle Uşağı, Baskın, Ormanın Kesimi, Notes of a Billiard Marker, İki Süvari Subayı, Bir Karşılaşma, Tipi, Lucerne, Albert, Üç Ölüm, Aile Saadeti, Polikuska, The Decembrists, Caucasus Mahkumu, İvan İlyiç&#8217;in Ölümü, Holstomer, İnsanlar Arasında Boş Bir Konuşma, Usta ve Çırak, Köyde Şarkı Söylemek, Köyde Dört Gün, Yanlış Kupon, Oyun&#8217;dan Sonra, Erik Çekirdeği, Karanlıkların Gücü, İman nedir, İnciler, Kilise ve Devlet, İtirafları, Ayaklanış, Tanrı Bizim İçimizdedir, Tesadüf.</p>
</div>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Ftolstoy%2F&amp;linkname=Lev%20Nikolayevi%C3%A7%20Tolstoy" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Ftolstoy%2F&amp;linkname=Lev%20Nikolayevi%C3%A7%20Tolstoy" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_twitter" href="https://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Ftolstoy%2F&amp;linkname=Lev%20Nikolayevi%C3%A7%20Tolstoy" title="Twitter" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_pinterest" href="https://www.addtoany.com/add_to/pinterest?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Ftolstoy%2F&amp;linkname=Lev%20Nikolayevi%C3%A7%20Tolstoy" title="Pinterest" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Ftolstoy%2F&amp;linkname=Lev%20Nikolayevi%C3%A7%20Tolstoy" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Ftolstoy%2F&amp;linkname=Lev%20Nikolayevi%C3%A7%20Tolstoy" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_no_icon addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Ftolstoy%2F&#038;title=Lev%20Nikolayevi%C3%A7%20Tolstoy" data-a2a-url="http://www.sanat.net/tolstoy/" data-a2a-title="Lev Nikolayeviç Tolstoy">Paylaş</a></p>The post <a href="http://www.sanat.net/tolstoy/">Lev Nikolayeviç Tolstoy</a> first appeared on <a href="http://www.sanat.net">www.sanat.net</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Victor-Marie Hugo</title>
		<link>http://www.sanat.net/victor-marie-hugo/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[sanat]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 24 Dec 2016 10:48:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[bilet]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[her şey içinde]]></category>
		<category><![CDATA[kayak]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[otel]]></category>
		<category><![CDATA[pegasus]]></category>
		<category><![CDATA[roman]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[sözler]]></category>
		<category><![CDATA[tatil]]></category>
		<category><![CDATA[thy]]></category>
		<category><![CDATA[yazar]]></category>
		<category><![CDATA[yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.sanat.net/?p=57</guid>

					<description><![CDATA[<p>Victor-Marie Hugo 26 Şubat 1802 tarihinde Fransa&#8217;nın Besançon şehrinde doğmuştur. Napolyon ordusunda general olan babası, imparatorun parlak döneminde önemli görevlerde bulunmuş, bir çok dış ülkeye seyahat etmiş ve Madrid’te valilik yapmıştır. Hugo, anne ve babası <a class="mh-excerpt-more" href="http://www.sanat.net/victor-marie-hugo/" title="Victor-Marie Hugo">[...]</a></p>
The post <a href="http://www.sanat.net/victor-marie-hugo/">Victor-Marie Hugo</a> first appeared on <a href="http://www.sanat.net">www.sanat.net</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-58 size-full" src="http://www.sanat.net/wp-content/uploads/2016/12/hugo.jpg" width="438" height="219" srcset="http://www.sanat.net/wp-content/uploads/2016/12/hugo.jpg 438w, http://www.sanat.net/wp-content/uploads/2016/12/hugo-300x150.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 438px) 100vw, 438px" /></p>
<div align="justify">
Victor-Marie Hugo 26 Şubat 1802 tarihinde Fransa&#8217;nın Besançon şehrinde doğmuştur. Napolyon ordusunda general olan babası, imparatorun parlak döneminde önemli görevlerde bulunmuş, bir çok dış ülkeye seyahat etmiş ve Madrid’te valilik yapmıştır. Hugo, anne ve babası arasındaki geçimsizlikler nedeniyle genellikle annesinden uzak kalmış ve babasıyla yaşamıştır. Hugo İspanyol aristokratlarının çocuklarını kabul eden okulda, ilkokula İspanya’da başlamıştır. Ancak sonradan soyluluk ünvanı almış bir burjuva generalin oğlu olması, alay konusu edilerek dışlanmasına yol açmıştır. Yazarların ürünleri ile yaşam öyküleri arasında ilişki kurmak eğilimindeki araştırmacılar, İspanyol okulunda geçen günlerin, Hugo’nun aristokrasiye bir yandan hayranlık duyup bir yandan da nefret etmesi gibi gerilimli bir duyguya kapılarak liberal-demokratik ilkeleri seçmesinde büyük rol oynadığını iddia etmişlerdir. Napolyon’un imparatorluktan düşmesi ile birlikte Hugo ailesi için zor günler başlamıştır. Paris Hukuk Fakültesi’nde başladığı yüksek öğrenimine maddi sıkıntılar yüzünden devam edememiş ve ayrılmıştır. Ayrıldıktan sonra kendini kitaplara veren Hugo, ilk şiirlerini de bu yıllarda yazmıştır. Annesinin ölümüyle sefaletin eşiğine gelen genç yazarı bu güç durumdan kurtaran yirmili yaşlarda yayınlanan “kraliyet yanlısı” şiirleri olmuş; XVIII.Lois tarafından bin frank aylığa bağlanmış, Chateaubriand’ın ilgisini çekmiş ve romantik akımı benimsemesinden sonra parlak bir kariyerin kapısını aralamıştır. 1824 yılında Fransız romantiklerinin yayın organı olan La Muse Française dergisini kurmuştur. Cenacle adını taşıyan romantik sanatçılar çevresinin üyesi ve onun odak noktası olmuştur. 1830-1843 yılları arasında en verimli dönemlerinden birini yaşamıştır. Romanları, tiyatro yapıtları ve şiirleriyle çok başarılı olmuştur. 1831 yılında Paris&#8217;in Notre dame Kilisesi adlı büyük romanını yayımlamıştır. 1841 yılında Fransız Akademisi&#8217;ne üye olarak seçilmiştir. Çok sevdiği kızı Leopoldine&#8217;nin 1843 yılında kazayla boğularak ölmesi üzerine yas dönemine girmiş 1852 yılına kadar yeni eser üretmemiştir. 1848 Devrimleri&#8217; nden sonra parlemento üyeliğine seçilmiştir. 3. Napoleon&#8217;un hükümet darbesini engellemeye çalışmış, başaramayınca 1851 yılında Belçika&#8217;ya kaçmak zorunda kalmıştır. Victor Hugo, ateşli bir demokrasi ve cumhuriyet yanlısı olarak imparatorluk rejimini eleştiren yapıtlar yazmıştır. 1855-1870 yılları arasını küçük bir İngiliz adası olan Guernsey&#8217;de geçirmiştir. Bu yıllar yazarlığının üretkenliği açısından en verimli dönemleri olmuştur. 1862 yılında başyapıtı olan Sefiller adlı romanını yayımlamıştır. Bunu 1866 yılında Deniz İşçileri ve aynı yıl Gülen Adam gibi önemli romanları izlemiştir. Fransa&#8217;da Cumhuriyet yeniden kurulunca Paris&#8217;e geri dönmüş ve Ulusal Meclise seçilmiştir. Victor Hugo artık Fransa&#8217;nın en gözde kişilerinden biri haline gelmişti. Paris Komünü&#8217;nün ezilmesinden sonra komüncülerin bağışlanması için çok uğraşmış fakat sonuç alamamıştır. Sonraki süreçte siyasal ve toplumsal yaşamdan elini eteğini çekmiştir. Victor Hugo ‘ nun ölüm döşeğindeyken son sözleri; &#8220;Tanrı&#8217;ya inanıyorum, ahirete inanıyorum; fakat hiçbir kilise papazını başımda istemiyorum. Beni seven bütün dünya insanlarının gönülden dualarını bekliyorum. Bu benim için kafidir.&#8221; olmuştur. Victor Hugo 22 Mayıs 1885 tarihinde Paris’te hayata gözlerini yummuştur. Ölümünden sonra büyük bir tören yapılmış ve Pantheon’a gömülmüştür. Victor Hugo Fransız edebiyatının en çok ürün veren yazarıdır. 1830′lu yıllarda “Romantizmin en güçlü beyni” olarak nitelendirilmiştir. Popüler Fransız edebiyatının babası ve Fransa’nın ulusal şairi olmuştur. Ancak sonraki yıllarda daha çok düzyazıları ve özellikle romanlarıyla akıllarda kalmıştır. Başarılarla dolu bir yaşamı olmuştur.15 yaşındayken bir şiiriyle Akademi Ödülü’nü kazanmıştır. 17 yaşında Toulouse Edebiyat Akademisi’nin en büyük ödülü olan Altın Zambak’ı almıştır. 1825 yılında Légion d’Honneur nişanının sahibi olmuştur.</p>
<p>ESERLERİ: Doğulular , Cezalar , Dalıp Gitmeler , Müthiş Fil , Dede Olma Sanatı , Bu Çiçek Senin İçin, Diana , Dilenci , Fransa , Kadına sitem , Gelin Böceği , Ağlamak için gözden yaş mı akmalı , Sonbahar yaprakları , Asırların efsanesi , Söylesem Söyleyebilsem Ah Derdimi , Aşk dilencisi , Aşkımın Aşkı , Lucreca Borgia , Ruy Blas , Burgrave&#8217;lar , Hernani , Kral Eğleniyor , Mary Tudor , Sefiller , İzlanda Hanı , Notre Dame&#8217;ın Kamburu , Deniz E , Bir İdam Mahkumunun Son Günü , Doksanüç İhtilali Metinin Şuleyi Dövmesi, Metinin Acısı , Metinin Sefillikleri , Dalıp Gitmeler, Gülen Adam , Korkunç Yıl , Büyük Baba Olma Sanatı , Düşüncenin Dört Ana Kaynağı , Hürriyet İçinde Tiyatro , Uğursuz Yıllar, Taş Yığını. </p></div>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fvictor-marie-hugo%2F&amp;linkname=Victor-Marie%20Hugo" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fvictor-marie-hugo%2F&amp;linkname=Victor-Marie%20Hugo" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_twitter" href="https://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fvictor-marie-hugo%2F&amp;linkname=Victor-Marie%20Hugo" title="Twitter" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_pinterest" href="https://www.addtoany.com/add_to/pinterest?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fvictor-marie-hugo%2F&amp;linkname=Victor-Marie%20Hugo" title="Pinterest" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fvictor-marie-hugo%2F&amp;linkname=Victor-Marie%20Hugo" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fvictor-marie-hugo%2F&amp;linkname=Victor-Marie%20Hugo" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_no_icon addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fvictor-marie-hugo%2F&#038;title=Victor-Marie%20Hugo" data-a2a-url="http://www.sanat.net/victor-marie-hugo/" data-a2a-title="Victor-Marie Hugo">Paylaş</a></p>The post <a href="http://www.sanat.net/victor-marie-hugo/">Victor-Marie Hugo</a> first appeared on <a href="http://www.sanat.net">www.sanat.net</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
