<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ressamlar | www.sanat.net</title>
	<atom:link href="http://www.sanat.net/kategori/ressamlar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.sanat.net</link>
	<description>Türkiye&#039;nin Sanat Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 13 Jan 2017 00:04:11 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>http://www.sanat.net/wp-content/uploads/2016/12/cropped-logo-32x32.png</url>
	<title>Ressamlar | www.sanat.net</title>
	<link>http://www.sanat.net</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Sabancı Müzesi: Feyhaman Duran. İki Dünya Arasında.</title>
		<link>http://www.sanat.net/sabanci-muzesi-feyhaman-duran-iki-dunya-arasinda/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[sanat]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Jan 2017 22:25:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Feyhaman Duran]]></category>
		<category><![CDATA[Sergi]]></category>
		<category><![CDATA[akımı]]></category>
		<category><![CDATA[akımları]]></category>
		<category><![CDATA[aktivite]]></category>
		<category><![CDATA[alışveriş]]></category>
		<category><![CDATA[besteci]]></category>
		<category><![CDATA[bilet]]></category>
		<category><![CDATA[dating]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[eğlence]]></category>
		<category><![CDATA[felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[fırsat]]></category>
		<category><![CDATA[fotograf]]></category>
		<category><![CDATA[Gerçeküstücülük]]></category>
		<category><![CDATA[hediye]]></category>
		<category><![CDATA[heykel]]></category>
		<category><![CDATA[indirim]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul modern]]></category>
		<category><![CDATA[kayak]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[kış]]></category>
		<category><![CDATA[koç müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[konser]]></category>
		<category><![CDATA[mont]]></category>
		<category><![CDATA[müze]]></category>
		<category><![CDATA[otel]]></category>
		<category><![CDATA[pegasus]]></category>
		<category><![CDATA[pera]]></category>
		<category><![CDATA[pera müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[psm]]></category>
		<category><![CDATA[resim]]></category>
		<category><![CDATA[ressam]]></category>
		<category><![CDATA[roman]]></category>
		<category><![CDATA[sabancı müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[sakıp sabancı müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[sanatçı]]></category>
		<category><![CDATA[sergi]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[sözler]]></category>
		<category><![CDATA[ssm]]></category>
		<category><![CDATA[tatil]]></category>
		<category><![CDATA[tatili]]></category>
		<category><![CDATA[thy]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[ucuz]]></category>
		<category><![CDATA[yaz]]></category>
		<category><![CDATA[yazar]]></category>
		<category><![CDATA[yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[zorlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.sanat.net/?p=524</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sabancı Müzesi yine muhteşem bir sergiyle karşımızda. İki dönem arasında yaşamış ve bu geçişin etkilerini izlerini resimlerinde yansıtan bir ressamın maceralı yolculuğu &#8230;  Sergi 10 Ocak 2017 &#8211; 30 Temmuz 2017 arasında gezilebilecek. SAKIP SABANCI <a class="mh-excerpt-more" href="http://www.sanat.net/sabanci-muzesi-feyhaman-duran-iki-dunya-arasinda/" title="Sabancı Müzesi: Feyhaman Duran. İki Dünya Arasında.">[...]</a></p>
The post <a href="http://www.sanat.net/sabanci-muzesi-feyhaman-duran-iki-dunya-arasinda/">Sabancı Müzesi: Feyhaman Duran. İki Dünya Arasında.</a> first appeared on <a href="http://www.sanat.net">www.sanat.net</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div align="justify">
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-525" src="http://www.sanat.net/wp-content/uploads/2017/01/fey.jpg" alt="" width="438" height="219" srcset="http://www.sanat.net/wp-content/uploads/2017/01/fey.jpg 438w, http://www.sanat.net/wp-content/uploads/2017/01/fey-300x150.jpg 300w" sizes="(max-width: 438px) 100vw, 438px" /></p>
<p>Sabancı Müzesi yine muhteşem bir sergiyle karşımızda. İki dönem arasında yaşamış ve bu geçişin etkilerini izlerini resimlerinde yansıtan bir ressamın maceralı yolculuğu &#8230;  Sergi 10 Ocak 2017 &#8211; 30 Temmuz 2017 arasında gezilebilecek.</p>
<p><a href="http://www.sanat.net/sakip-sabanci-muzesi-nerede-nasil-gidilir-navigasyon/">SAKIP SABANCI MÜZESİ NEREDE NASIL GİDİLİR ?<br />
ÖĞRENMEK İÇİN TIKLAYINIZ </a></p>
</div>
<div align="justify"><strong>SERGİ İLE İLGİLİ DETAYLI BİLGİ:</strong><br />
Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi’nin (SSM), 15. yılında ev sahipliği yaptığı “Feyhaman Duran. İki Dünya Arasında” isimli sergi, sanatçının, Osmanlı İmparatorluğu’ndan Cumhuriyet’e geçiş sürecinin izlerini yansıtan sanat pratiğinin izinde söz konusu dönemin tüm çatışma ve gelişmelerini gözler önüne seriyor. Çöküş yıllarını yaşayan bir imparatorluktan, sanat dünyasının beşiği Paris’e giden, sonrasında yurda gelişinde ise kendini keskin bir dönüşümün ortasında bulan Duran’ın, bu yolculuklarının, sanatını nasıl şekillendirdiğini yansıtıyor.<br />
Paris’teki eğitimi sırasında etkisi altına girdiği empresyonistlerden hareketle, tuvalini alıp şehrin farklı bölgelerinde resim yapmayı alışkanlık haline getiren Duran’ın Süleymaniye, Boğaz ve Adalar’ı tasvir ettiği peyzajları İstanbul tarihine toplu bir bakışı mümkün kılıyor. Sanatçının, CHP’nin Yurt Gezileri Projesi kapsamında Gaziantep’te yaptığı çalışmalar ise hem dönemin ideolojik yapısına dair belge niteliği taşıyor hem de İstanbul resimlerinden farklı üsluplarıyla Duran’ın sanatına yeni bir yaklaşım olanağı sunuyor.Duran, tüm yaşamı boyunca Doğu ile Batı’yı aynı anda deneyimlemesinin etkilerini eserlerine yansıtmış bir sanatçıdır. Cumhuriyet Türkiyesi’nde portrelere duyulan ihtiyaçtan dolayı en çok bu alandaki işleriyle anılan sanatçı aynı zamanda natürmort, peyzaj gibi farklı türlerde de aynı üretkenlikte eser vermiştir. Portrelerinin yanı sıra, Paris’teki eğitimi sırasında ilk kez canlı modelden çalıştığı nü eserleri, farklı bölge ve mekânları tasvir ettiği peyzajları ve hat kompozisyonlarının obje olarak yer aldığı natürmortları da sanatçının farklı türlerdeki çalışmalarının günışığına çıkartılması hedefiyle sergideki yerini alıyor.</div>
<div align="justify"></div>
<p><a href="http://www.sanat.net/sakip-sabanci-muzesi-nerede-nasil-gidilir-navigasyon/">SAKIP SABANCI MÜZESİ NEREDE NASIL GİDİLİR ?<br />
ÖĞRENMEK İÇİN TIKLAYINIZ</a></p>
<blockquote><p>Bu Sergiyi Nasıl Buldunuz ?<br />
<span class="rating-result  mr-shortcode rating-result-524">	<span class="mr-star-rating">			    <i class="fa fa-star mr-star-full"></i>	    	    <i class="fa fa-star mr-star-full"></i>	    	    <i class="fa fa-star mr-star-full"></i>	    	    <i class="fa fa-star mr-star-full"></i>	    	    <i class="fa fa-star mr-star-full"></i>	    </span><span class="star-result">	5/5</span>			<span class="count">				(1)			</span>			</span></p></blockquote>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fsabanci-muzesi-feyhaman-duran-iki-dunya-arasinda%2F&amp;linkname=Sabanc%C4%B1%20M%C3%BCzesi%3A%20Feyhaman%20Duran.%20%C4%B0ki%20D%C3%BCnya%20Aras%C4%B1nda." title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fsabanci-muzesi-feyhaman-duran-iki-dunya-arasinda%2F&amp;linkname=Sabanc%C4%B1%20M%C3%BCzesi%3A%20Feyhaman%20Duran.%20%C4%B0ki%20D%C3%BCnya%20Aras%C4%B1nda." title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_twitter" href="https://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fsabanci-muzesi-feyhaman-duran-iki-dunya-arasinda%2F&amp;linkname=Sabanc%C4%B1%20M%C3%BCzesi%3A%20Feyhaman%20Duran.%20%C4%B0ki%20D%C3%BCnya%20Aras%C4%B1nda." title="Twitter" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_pinterest" href="https://www.addtoany.com/add_to/pinterest?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fsabanci-muzesi-feyhaman-duran-iki-dunya-arasinda%2F&amp;linkname=Sabanc%C4%B1%20M%C3%BCzesi%3A%20Feyhaman%20Duran.%20%C4%B0ki%20D%C3%BCnya%20Aras%C4%B1nda." title="Pinterest" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fsabanci-muzesi-feyhaman-duran-iki-dunya-arasinda%2F&amp;linkname=Sabanc%C4%B1%20M%C3%BCzesi%3A%20Feyhaman%20Duran.%20%C4%B0ki%20D%C3%BCnya%20Aras%C4%B1nda." title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fsabanci-muzesi-feyhaman-duran-iki-dunya-arasinda%2F&amp;linkname=Sabanc%C4%B1%20M%C3%BCzesi%3A%20Feyhaman%20Duran.%20%C4%B0ki%20D%C3%BCnya%20Aras%C4%B1nda." title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_no_icon addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fsabanci-muzesi-feyhaman-duran-iki-dunya-arasinda%2F&#038;title=Sabanc%C4%B1%20M%C3%BCzesi%3A%20Feyhaman%20Duran.%20%C4%B0ki%20D%C3%BCnya%20Aras%C4%B1nda." data-a2a-url="http://www.sanat.net/sabanci-muzesi-feyhaman-duran-iki-dunya-arasinda/" data-a2a-title="Sabancı Müzesi: Feyhaman Duran. İki Dünya Arasında.">Paylaş</a></p>The post <a href="http://www.sanat.net/sabanci-muzesi-feyhaman-duran-iki-dunya-arasinda/">Sabancı Müzesi: Feyhaman Duran. İki Dünya Arasında.</a> first appeared on <a href="http://www.sanat.net">www.sanat.net</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Pablo Picasso</title>
		<link>http://www.sanat.net/picasso/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[sanat]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 Dec 2016 22:10:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Pablo Picasso]]></category>
		<category><![CDATA[Ressamlar]]></category>
		<category><![CDATA[aktivite]]></category>
		<category><![CDATA[alışveriş]]></category>
		<category><![CDATA[besteci]]></category>
		<category><![CDATA[bilet]]></category>
		<category><![CDATA[dating]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[fırsat]]></category>
		<category><![CDATA[fotograf]]></category>
		<category><![CDATA[hediye]]></category>
		<category><![CDATA[indirim]]></category>
		<category><![CDATA[iskonto]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul modern]]></category>
		<category><![CDATA[kazak]]></category>
		<category><![CDATA[kış tatili]]></category>
		<category><![CDATA[koç müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[konser]]></category>
		<category><![CDATA[kübik resim]]></category>
		<category><![CDATA[kübizm]]></category>
		<category><![CDATA[mayo]]></category>
		<category><![CDATA[mont]]></category>
		<category><![CDATA[otel]]></category>
		<category><![CDATA[pegasus]]></category>
		<category><![CDATA[pera]]></category>
		<category><![CDATA[pera müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[picasso]]></category>
		<category><![CDATA[resim]]></category>
		<category><![CDATA[ressam]]></category>
		<category><![CDATA[roman]]></category>
		<category><![CDATA[sabancı müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[sergi]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[sözler]]></category>
		<category><![CDATA[tatil]]></category>
		<category><![CDATA[thy]]></category>
		<category><![CDATA[yaz tatili]]></category>
		<category><![CDATA[yazar]]></category>
		<category><![CDATA[yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[zorlu psm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.sanat.net/?p=246</guid>

					<description><![CDATA[<p>Picasso /  İspanya İç Savaşını Anlatan kübik resim : Guernica İspanya iç savaşını anlatan kübik baş eseri ve sanatın dahi çocuğu. Yüzyılın ressamı&#8230; Pablo Picasso 25 Ekim 1881&#8217;de İspanya’ nın Malaga şehrinde doğmuştur. Tam ismi <a class="mh-excerpt-more" href="http://www.sanat.net/picasso/" title="Pablo Picasso">[...]</a></p>
The post <a href="http://www.sanat.net/picasso/">Pablo Picasso</a> first appeared on <a href="http://www.sanat.net">www.sanat.net</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div align="justify"><img decoding="async" class="alignnone wp-image-247 size-full" src="http://www.sanat.net/wp-content/uploads/2016/12/gua.jpg" width="438" height="292" srcset="http://www.sanat.net/wp-content/uploads/2016/12/gua.jpg 438w, http://www.sanat.net/wp-content/uploads/2016/12/gua-300x200.jpg 300w" sizes="(max-width: 438px) 100vw, 438px" /><br />
<em><em>Picasso /  İspanya İç Savaşını Anlatan kübik resim : Guernica</em></em></p>
<blockquote><p>İspanya iç savaşını anlatan kübik baş eseri ve sanatın dahi çocuğu. Yüzyılın ressamı&#8230;</p></blockquote>
<p>Pablo Picasso 25 Ekim 1881&#8217;de İspanya’ nın Malaga şehrinde doğmuştur. Tam ismi Pablo Diego José Francisco de Paula Juan Nepomuceno María de los Remedios Cipriano de la Santísima Trinidad Ruiz y Picasso’ dur. İsmini annesi rüyasında görmüştür. Babası bir ressam ve resim öğretmeniydi. Küçük yaşlarda resim yapmaya babası tarafından teşvik edildi. Resim yeteneği çok kısa bir sürede keşfedildi. 1895 yılında Barcelona Güzel Sanatlar Okulu&#8217;na gitmeye başladı. Daha sonraları gittiği Madrit’ te akademik çevrelerden yararlandı; kısa zamanda kendine özgü bir stil kazandı. Barcelona kabarelerinin insancıl ve öncü yaşamı gelişimine büyük katkıda bulundu. 1901 yılından itibaren anne soyadı olan Picasso&#8217;yu kullanmaya başladı. Desenleri İspanyol bir dergi olan Juventut&#8217;ta yayımlandı. 1900 yılının Eylül ayında ilk kez Paris&#8217;e gitti. Montmartre semti o dönem yenilikçi sanatçıların yaşadığı bir yerdi. Picasso’ da bir süre bu semtte para içinde yaşadı. Picasso 1901-1904 yılları arasında yaptığı ilk dönem yapıtlarında sıradan insanların, sirk palyaçolarının, akrobatlarının resimlerini yaptı. Picasso’nun ilgisini hem büyük kentlerin yaşamı hem de sirk yaşamı çekiyordu. Fakat tablolarında resmettiği bu hayatlarda gördüğü mutlu anlar değil, hüzünlü anlardı. Sanatçının resim yaptığı bu dönem, “Mavi Dönem” olarak adlandırılır. Picasso, Paris’ te kısa süre kaldıktan sonra Madrit’e geri döndü. Soler’le birlikte «Arte Joven» dergisini yayınladı. Paris’e tekrar gidişinde, oradaki sanat çevresinin içine girmeyi başardı. Coquiot ve Mark Jacop’la arkadaşlık kurdu, iki yıl içinde, atelyesi, gelişen ve büyüyen sanatkârların buluşma merkezine dönüştü. Bu huzurlu ortam içinde sanatı “mavi dönem”den “pembe dönem”e geçti. 1905 yılında Fernande Oliver’e bağlandı. Barcelona, Gosol ve Lerida’ya yaptığı yolculukla, eski İspanyol heykel sanatını keşfederek, heykele ilgi duydu. Aynı tarihlerde Matisse’le tanıştı. Onun öncülüğünde, ilkel Afrika sanatının çekiciliğine kapıldı. 1906 yılında Braque ve Derain’le tanıştı, birlikte bir kübizm öncesi çalışmasına giriştiler. Bir genelevdeki beş hayat kadınını gösteren ve Kübizm akımının en önemli örneklerinden biri olarak görülen ünlü eseri Avignonlu Kadınlar, Fransa&#8217;da 1907 yazında çizilmiştir. 1909 yazını, Horta de San Juan’da geçirerek kübist peyzajlar çizdi, bunları Vollard’da sergiledi. Eserleri kısa sürede kübizm’in odak noktasını oluşturdu. Fernand Oliver’den ayrıldıktan sonra, birçok tablolarına da modellik eden Marcelle Humbert (Eva)le özel bir arkadaşlığı oldu. 1912-14 yıllarında, kübist tabloları Fransa ve diğer ülkelerde büyük ün kazandı. Münich, Berlin ve Köln’deki enternasyonal sergilerde önemli yer tuttu. Ayrıca 1911 yılında Leonardo Da Vinci&#8217;ye ait Mona Lisa eserini, bu eserin doğduğu şehir, Floransa&#8217;ya kaçırmakla suçlandı. Picasso, Georges Braque ile kübizmin temellerini atmış sayılmaktadır. 1907 yılından 1914 yılına kadar kübist olarak adlandırılan tarzda tablolar yapmıştır. Kübist tabloların en karakteristik özelliği, geometri ve geometrik şekillerin kullanılmasıdır. Resmettiği nesneleri geometrik formlar oluşturacak şekilde basitleştiriyor ya da geometrik şekillere bölüyordu. Kübizmin bir diğer özelliği de uzaydaki üç boyutlu bir cismi iki boyutlu yüzeye aktarma çabasıdır. Bu teknikte resim yaparken Picasso, şekilleri yanal yüzeylerine bölüştürüp her birini iki boyutlu yüzeyde göstermeye çalışmıştır. Picasso’nun portrelerindeki insanların hem profili hem de önden görünüşü görülmektedir. Picasso, I. Dünya Savaşı sırasında Jean Cocteau ile beraber Roma&#8217;da kalmıştır. 1915 yılında Eva’yı kaybetmiştir. 1917′de Jean Cocteau’nun baskılı ısrarlarına dayanamayarak, Parade Balesi’nin dekorlarının yapmak üzere İtalya’ya gitmiştir. Bu sırada dansçı Olga Kokhlova ile tanışmıştır. 1918 yılında Olga Kokhlova ile evlenmiştir Picasso’ nun Olga ile tanışması klasik sanatın derin ve çarpıcı yönünü keşfetmesine neden olmuştur.1921 yılında Olga Kokhlova dan Paul isimli bir oğlu olmuştur. Picasso Olga Kokhlova ve oğlunun birçok portresini yapmıştır. Picasso 1920&#8217;li yılların başında klasisizme geri dönmüştür. Ayrıca mitolojiden de esinlenmiştir. Picasso, resimlerinde iki ayrı akımı kullanmaya başladı. Gerçekçi bir tutumu yeğleyen “klâsizm” ve mantıksal öğelere yönelen “kübizm”. 1923 yılında uzun süredir ara verdiği heykel çalışmalarına yeniden başladı. 1935 yılında kendisine Maria adlı bir kız doğuran Marie – Therese Walter’e bağlandı. 1936 yılında İspanyol İç Savaşı’nın patlaması üzerine, cumhuriyetçilerin tarafını tutarak, Prado’nun Müdürlüğüne atandı. En tanınmış eseri, Alman ordularının Guernica kasabasını bombalamasını anlatan Guernica adlı eseridir. Bu eseri 1937 yılında yapmıştır. Bu resim şu anda Madrid&#8217;de Reina Sofía Müzesinde bulunmaktadır. Picasso, bir sergisi sırasında kendisine, &#8220;Bu resmi siz mi yaptınız&#8221; diye soran bir Alman generaline, &#8220;Hayır, siz yaptınız&#8221; cevabını vermiştir. Bu resim Picasso&#8217;nun savaşa ve Guernica&#8217;nın bombalanmasına karşı duyduğu güçlü nefreti anlatmaktadır. Resimdeki insan ve hayvan figürleri acı, hüzün ve savaşa karşı duyulan nefreti yansıtmaktadır. 1945 yılından sonra Paris’te yaşamaya başladı ve Dora Maar’la dostluk kurdu. 1946 – 1948 yılları arasında, gittiği Antibe’lerde, yaptığı kil ve seramik çalışmalarında, büyük başarı kazandı. Yeni arkadaşı Françoise Gilot, ona 1947 yılında, Claude adlı bir erkek, 1949′da Paloma adlı bir kız çocuğu düyaya getirdi. 1948 yılında Vallauris’e yerleşerek altı sene orada kaldı, bu arada Gilot’dan ayrılarak Jacqueline Roque’la ilişki kurdu. Polonya, İtalya ve İngiltere’ye yolculuklar yaptı. Picasso, 8 Nisan 1973 yılında Fransa’da hayata gözlerini yummuştur. Picasso’ nun kullandığı renkler parlak, yüzeyler geniştir. Şekiller ağır kontürlerle sınırlanmış, fırça darbeleriyle noktalama stiline yönelen, gerilimli bir teknik uygulanmıştır. Giderek renkler tek ve yetkili bir maviye dönüşmüş, hüzünlü ve karanlık tonlarda, içli bir durgunluk yansımıştır. İnsancıl konularda, fakir, yaşlı çalgıcılar, körler, kimsesiz zavallı çiftler ortaya çıkmaktadır. Picasso, bazı sanatseverler için bir bayrak, kimi içinse bir hedeftir; modem çağın gerçek sembolü, Pandora Vazosundan çağdaş sanatın tüm özlemlerini salıveren bir dahidir. Picasso, yaşantısının son senelerine dek aynı gençlik gücüne, aynı tâzeliğe, aynı arayış gerilimine ve aynı sıcak tutkuya sâhip olabilmiş tek insandır. Picasso, tanınan en üretken sanatçıdır. Guiness Rekorlar Kitabı&#8217;na göre, toplam resim 100.000 baskı, 34.000 kitap resmi ve 300 heykel ve birçok seramik ve çizim üretmiştir.</p>
</div>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fpicasso%2F&amp;linkname=Pablo%20Picasso" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fpicasso%2F&amp;linkname=Pablo%20Picasso" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_twitter" href="https://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fpicasso%2F&amp;linkname=Pablo%20Picasso" title="Twitter" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_pinterest" href="https://www.addtoany.com/add_to/pinterest?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fpicasso%2F&amp;linkname=Pablo%20Picasso" title="Pinterest" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fpicasso%2F&amp;linkname=Pablo%20Picasso" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fpicasso%2F&amp;linkname=Pablo%20Picasso" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_no_icon addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fpicasso%2F&#038;title=Pablo%20Picasso" data-a2a-url="http://www.sanat.net/picasso/" data-a2a-title="Pablo Picasso">Paylaş</a></p>The post <a href="http://www.sanat.net/picasso/">Pablo Picasso</a> first appeared on <a href="http://www.sanat.net">www.sanat.net</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Raffaello Santi ( Raphael )</title>
		<link>http://www.sanat.net/raffaello-santi-raphael/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[sanat]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 Dec 2016 20:51:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Raffaello Santi]]></category>
		<category><![CDATA[Ressamlar]]></category>
		<category><![CDATA[aktivite]]></category>
		<category><![CDATA[alışveriş]]></category>
		<category><![CDATA[besteci]]></category>
		<category><![CDATA[bilet]]></category>
		<category><![CDATA[dating]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[eğlence]]></category>
		<category><![CDATA[felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[firenze]]></category>
		<category><![CDATA[floransa]]></category>
		<category><![CDATA[fotograf]]></category>
		<category><![CDATA[indirim]]></category>
		<category><![CDATA[iskonto]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul modern]]></category>
		<category><![CDATA[kayak]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[kış tatili]]></category>
		<category><![CDATA[koç müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[konser]]></category>
		<category><![CDATA[pera]]></category>
		<category><![CDATA[pera müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[Raffaello]]></category>
		<category><![CDATA[Raphael]]></category>
		<category><![CDATA[resim]]></category>
		<category><![CDATA[ressam]]></category>
		<category><![CDATA[rönesans]]></category>
		<category><![CDATA[sabancı müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[sanatçı]]></category>
		<category><![CDATA[sergi]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[sözler]]></category>
		<category><![CDATA[tablo]]></category>
		<category><![CDATA[tatil]]></category>
		<category><![CDATA[thy]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[ucuz]]></category>
		<category><![CDATA[yaz tatili]]></category>
		<category><![CDATA[yazar]]></category>
		<category><![CDATA[yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[zorlu psm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.sanat.net/?p=231</guid>

					<description><![CDATA[<p>Atina OkuluRaffaello, 6 Nisan 1483 tarihinde İtalya&#8217;nın Urbino kentinde doğmuştur. Babası Giovanni Santi de bir ressamdır. Raffaello, Rönesans hareketlerini, çok genç yaşta olmasına rağmen erken gelişmiş becerileriyle görmüş, işe on altı yaşında yaptığı “Havva’nın yaratılışı” <a class="mh-excerpt-more" href="http://www.sanat.net/raffaello-santi-raphael/" title="Raffaello Santi ( Raphael )">[...]</a></p>
The post <a href="http://www.sanat.net/raffaello-santi-raphael/">Raffaello Santi ( Raphael )</a> first appeared on <a href="http://www.sanat.net">www.sanat.net</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div align="justify"><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-232" src="http://www.sanat.net/wp-content/uploads/2016/12/raf.jpg" alt="" width="438" height="219" srcset="http://www.sanat.net/wp-content/uploads/2016/12/raf.jpg 438w, http://www.sanat.net/wp-content/uploads/2016/12/raf-300x150.jpg 300w" sizes="(max-width: 438px) 100vw, 438px" /><br />
Atina OkuluRaffaello, 6 Nisan 1483 tarihinde İtalya&#8217;nın Urbino kentinde doğmuştur. Babası Giovanni Santi de bir ressamdır. Raffaello, Rönesans hareketlerini, çok genç yaşta olmasına rağmen erken gelişmiş becerileriyle görmüş, işe on altı yaşında yaptığı “Havva’nın yaratılışı” ve “Trinite” tabloları ile başlamıştır. Babası 1494 yılında ölünce Raffaello, kendi çalışmalarını sürdürmeye devam etmiştir. 1495 yılında Perugino’ nun atölyesine geçmiş ve onun yardımcılığını yapmaya başlamıştır. Raffaello’in Urbino’daki çalışmalarında Melozzo de Forli, Piero della Francesca ve en çok Pietro Perugino’nun üslûbu etkili olmuştur. Özellikle, 1503 yılında tamamladığı “Coronation of Virgin &#8211; Taç giyme” tablosunda Perugino’nun etkisi çok net görülmektedir. Bunun en büyük nedeni Floransa&#8217;ya gitmeden önce, Perugia&#8217;da Pietro Perugino&#8217;dan öğrenim görmüş olmasıdır. Perugino&#8217; nun bu etkisi altında, 1504 yılında, çizdiği en son tablo &#8220;Kutsal bakirenin evlenmesi &#8211; Marriage of the virgin&#8221;dir. Bu resmi ile Perugino’ dan üslûp olarak ayrılmaya başlamıştır. Raffaello, Floransa’ya gidince kendisini Rönesans’ın tamamen içinde buldu. Leonardo da Vinci ve Michelangelo etkisinde kalarak sanatına yenilikler katmaya başladı. Floransa’da 1508 yılına kadar yaptığı tabloları “Sistine Madonne” “La Belle Jandinière”, “Madonna of the Chair” ve “Entombmeut”tur. Raffaello, Roma’da Papa II. Julius için çalışmıştır. Raffaello, Roma’ya geldiği zaman Michelangelo, Julius’un yaptırdığı Sistine kilisesinin süslemesini çiziyordu. Raffaello, burada ilk olarak Papanın kütüphanesini dekore etmiştir. Çizdiği teolojik, felsefî, lirik tablolarında sükûnet; renklerde ahenk; konularda berraklık ve bir bütün ifâde hâkimdir. Raffaello’in yaptığı işlerden biri de kumaş üzerine koyduğu süslemelerle, duvar örtüleri hazırlamasıdır. 1513-1521 yılları arasında hazırladığı on adet büyük duvar süsleme örtüleri, Sistine kilisesinde kullanılmıştır. 1514 yılında, Papa Leo X&#8217;in emri altında da Saint Peter Bazilikasının baş mimarı olarak görev yapmıştır. Sanatçı kısa süren yaşamının on iki yılını Roma’da geçirmiş ve art arda başyapıtlar üretmiştir. 1517 yılından sonra son yıllarında zamanının çoğunu mimarlık çalışmalarına ayırmıştır. San Pietro Kilisesi’nin yanı sıra Aquila Sarayı’nı inşa etmiş ve Giullano de Medici içinde büyük bir villa yapmıştır. Raffaello, çok genç bir yaşta 37. doğum gününde, 6 Nisan 1520&#8217;de, Roma&#8217;da ölmüştür. Bu üzücü olay sonrasında papalık sarayını büyük bir hüzün kaplamıştır. Sanatçının cenazesi Vatikan’da yapılmış ve Pantheona gömülmüştür. Raffaello, Avrupa’da klâsik ressamlığın temelini atmıştır. Michelangelo’dan farklı olarak görünen her şeyi bütün zenginliğiyle tabloya aktarmıştır. Tarihi ve Hıristiyanlığa ait dini konulara sadık kalmış, resmettiği pozlara canlıymışçasına ifade niteliği kazandırmıştır.</p>
</div>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fraffaello-santi-raphael%2F&amp;linkname=Raffaello%20Santi%20%28%20Raphael%20%29" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fraffaello-santi-raphael%2F&amp;linkname=Raffaello%20Santi%20%28%20Raphael%20%29" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_twitter" href="https://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fraffaello-santi-raphael%2F&amp;linkname=Raffaello%20Santi%20%28%20Raphael%20%29" title="Twitter" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_pinterest" href="https://www.addtoany.com/add_to/pinterest?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fraffaello-santi-raphael%2F&amp;linkname=Raffaello%20Santi%20%28%20Raphael%20%29" title="Pinterest" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fraffaello-santi-raphael%2F&amp;linkname=Raffaello%20Santi%20%28%20Raphael%20%29" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fraffaello-santi-raphael%2F&amp;linkname=Raffaello%20Santi%20%28%20Raphael%20%29" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_no_icon addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fraffaello-santi-raphael%2F&#038;title=Raffaello%20Santi%20%28%20Raphael%20%29" data-a2a-url="http://www.sanat.net/raffaello-santi-raphael/" data-a2a-title="Raffaello Santi ( Raphael )">Paylaş</a></p>The post <a href="http://www.sanat.net/raffaello-santi-raphael/">Raffaello Santi ( Raphael )</a> first appeared on <a href="http://www.sanat.net">www.sanat.net</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Rembrandt Harmenszoon van Rijn</title>
		<link>http://www.sanat.net/rembrandt/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[sanat]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 25 Dec 2016 17:13:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ressamlar]]></category>
		<category><![CDATA[aktivite]]></category>
		<category><![CDATA[alışveriş]]></category>
		<category><![CDATA[besteci]]></category>
		<category><![CDATA[bilet]]></category>
		<category><![CDATA[dating]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[eğlence]]></category>
		<category><![CDATA[felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[fotograf]]></category>
		<category><![CDATA[heykel]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul modern]]></category>
		<category><![CDATA[kayak]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[kış tatili]]></category>
		<category><![CDATA[koç müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[konser]]></category>
		<category><![CDATA[müze]]></category>
		<category><![CDATA[otel]]></category>
		<category><![CDATA[pegasus]]></category>
		<category><![CDATA[pera]]></category>
		<category><![CDATA[pera müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[Rembrandt]]></category>
		<category><![CDATA[Rembrandt Harmenszoon van Rijn]]></category>
		<category><![CDATA[resim]]></category>
		<category><![CDATA[ressam]]></category>
		<category><![CDATA[roman]]></category>
		<category><![CDATA[sabancı müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[sergi]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[sözler]]></category>
		<category><![CDATA[tatil]]></category>
		<category><![CDATA[thy]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[yaz tatili]]></category>
		<category><![CDATA[yazar]]></category>
		<category><![CDATA[yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[zorlu psm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.sanat.net/?p=101</guid>

					<description><![CDATA[<p>Işık ve Gölgenin Efendisi Deha  Barok Dönemin Ressamı. Karısından kurtulmak için akıl hastanesine kapattırdığı söylenir. Ayrıca inişli çıkışlı bir hayatı vardır. Alta desen çizmeden yağlı boya tabloları çizdiği  söylenen Hollandalı dahi ressam. HAYATI Rembrandt Harmenszoon <a class="mh-excerpt-more" href="http://www.sanat.net/rembrandt/" title="Rembrandt Harmenszoon van Rijn">[...]</a></p>
The post <a href="http://www.sanat.net/rembrandt/">Rembrandt Harmenszoon van Rijn</a> first appeared on <a href="http://www.sanat.net">www.sanat.net</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-102 size-full" src="http://www.sanat.net/wp-content/uploads/2016/12/rambrant.jpg" width="438" height="219" srcset="http://www.sanat.net/wp-content/uploads/2016/12/rambrant.jpg 438w, http://www.sanat.net/wp-content/uploads/2016/12/rambrant-300x150.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 438px) 100vw, 438px" /><br />
<strong>Işık ve Gölgenin Efendisi Deha  Barok Dönemin Ressamı. </strong><br />
Karısından kurtulmak için akıl hastanesine kapattırdığı söylenir. Ayrıca inişli çıkışlı bir hayatı vardır. Alta desen çizmeden yağlı boya tabloları çizdiği  söylenen Hollandalı dahi ressam.</p>
<p STYLE="text-align: justify">
<strong>HAYATI</strong><br />
Rembrandt Harmenszoon van Rijn, 15 Temmuz 1606 yılında Cornelia ve Harmen Gerritsz&#8217;in altıncı çocuğu olarak Leiden, Hollanda&#8217;da dünyaya gelmiştir. Değirmenci olan babası varlıklıydı, annesi ise bir fırıncının kızıydı. Okuma çağına gelince şehrin, Latince öğrenim yapılan okuluna gitmeye başladı. Derslerde durmadan resim çizer, öğretmenin, öğrencilerin portrelerini yapardı. Bu yüzden okulda sık sık ceza alırdı. 14 yaşında okuldan alındı, ressam Jacob İsaaksz van Swanenburch’un atelyesine verildi. Leiden Üniversitesi&#8217;nde okuyan Rembrandt, ressam Jacob van Swannenburg&#8217;un takdirini kazanmış ve 1621 yılında onun öğrencisi olmuştur. 1624 yılında kısa bir süreliğine de olsa Pieter Lastman&#8217;ın yanında Amsterdam&#8217;da çıraklık yapmış, 1625 yılında ise Leiden&#8217;de, arkadaşı ve meslektaşı Jan Lievens ile paylaştığı stüdyosunu kurmuştur. 1627 yılında ise rüştünü ispat eden bir ressam olarak öğrenci kabul etmeye başlamıştır. Öğrencilerinin arasında Gerrit Dou da bulunmaktadır. 1629 yılında matematikçi Christiaan Huygens&#8217;in babası, devlet adamı ve şair Constantijn Huygens tarafından keşfedilmesi ona fayda sağlamıştır. Constantijn Huygens bağlantılarının bir sonucu olarak Prens Frederik Hendrik 1646 yılına kadar kadar Rembdrandt&#8217;an tablo satın almaya devam etmiştir. Babası 1630 yılında vefat etmiştir. 1633 yılında Amsterdam&#8217;da Hendrick van Uylenburg&#8217;un evini kiralamıştır. Ayrıca 1634 yılında bu adamın kuzeni ve varlıklı bir kişi olan Saskia van Uylenburgh ile evlenmiştir. Çiftin 1635 yılında Rombertus ve 1638 yılında Cornelia isimli çocukları olmuştur. Fakat iki çocuğu da daha bir yaşına basamadan ölmüştür. Ardından 1640 yılında doğan ve yine Cornelia ismi verilen üçüncü çocukları da birkaç haftalıkken ölmüştür. Aynı yıl Rembrandt&#8217;ın annesi de vefat etmiştir. “Samson’un Kör Edilmesi” ve “Susanna Banyoda” adlı tablolarında, karısı Saskia’yı model olarak kullanmış; aynı çehreye, birinde vahşet ve ihtiras diğerinde safiyet ve mâsumiyet ifadelerini vermiştir. İnsan ruhunun değişikliklerine, iç ifâdeye değer veren Rembrandt’ın, bu iki tablosunu birbiriyle karşılaştırmak, büyük sanatçıyı anlamak için şarttır. 1641 yılında doğan Titus isimli erkek çocukları yaşamış, fakat üst üstü yapılan doğumların zorlukların da etkisiyle, Rembrandt&#8217;ın eşi Saskia 1642 yılında vefat etmiş ve Oude Kerk&#8217;e gömülmüştür. Geertje Dircx eve oğlu Titus&#8217;a bakması için alınmıştır. Ancak aralarında bir ilişki başlamış fakat histerik bir kadın olan Geertje Dircx’ den 1649 yılında kötü bir sonla ayrılmıştır. Rembrandt, 1647 yılında evine kâhya olarak giren Hendrickje Stoffels ile bir ilişkiye başlamış, evli bir çift gibi yaşayan çiftin 1654 yılında adını Cornelia koydukları bir kızları olmuştur. Günahkâr olduğu iddiasıyla Stoffels kiliseden aforoz edilmiş fakat çift ilişkilerini sürdürmüşlerdir. Rembrandt Hendrickje’ye âşıktı. Onunla resmen evlenmek istermiştir. Fakat, ölen eşi Saskia, bıraktığı vasiyetnamede Rembrandt’ın evlenmesine engel olacak maddeler koymuştur. Kurallara uymaması durumunda kalan servetten yararlanamayacaktı. Ressamın müşterileri azalmış, yaptığı şaheserler anlayışsızlık ve cehaletin kurbanı olmuştur. Modaya uyarak ve gösteriş için portrelerini yaptıran zenginler artık semtine uğramıyorlardı. Rembrandt’ a genç Hendrickje ilham veriyordu. “Davut’un Karısı Batşaba” ile “Yıkanan Kadın” adlı tablolarının modeli Hendrickje’ tir. Hendrickje, hem 1641 yılında doğan oğlunun bakıcısı, hem modeli, hem de ilham perisiydi. Sevgilisini “Hendrickje Stoffels Flore Kılığında” adlı tablosuyla ölümsüzleştirmiştir. Bu arada yaptığı her işten zarar etmekteydi. Oğlunun üzerine yaptığı ev hâriç, her şeyi satılmış üzerinde yatacağı bir yatağı bile kalmamıştı. 1656 yılında Rembrandt&#8217;ın iflâs ettiğini ilan edilmiştir ve bunun sonucunda birçok eseri ve antika koleksiyonu açık arttırmaya çıkmış, evi dahil bütün mal varlığı da borçlarını kapatmak için satılmıştır.1660 yılında Hendrickje, Titus ile birlikte iş kurmuş, Rembrandt&#8217;ı da işe almış böylece onu alacaklılarından korumuştur. 1662 yılında “Amsterdam Manifaturacılar Sendikası Yönetim Kurulu” üyelerinin toplu halde resimlerini yapması istendi. “Sendika Üyeleri” adlı grup portresi böyle doğdu. Hayatından çok sevdiği Hendrickje 1663 yılında ölmüş ve Westerkerk&#8217;e gömülmüştür. İşlerin yönetimini eline alan Titus, 1668′de Madeleine Van Loo ile evlendikten kısa bir süre sonra ölmüştür. Bu ölümler Rembrandt için büyük bir darbe olmuştur. Rembrandt, oğlu Titus da ölünce hayata tamamen küsmüştür. Yanında Comelia ile ihtiyar bir hizmetçiden başka kimsesi kalmamıştır. Titus’un karısı Madeleine van Loo da bir kız çocuğu doğurduktan sonra hayata gözlerini yummuştur. Rembrandt ,Avrupa ve Hollanda sanat tarihinin en önemli ressamlarından biridir. Hollanda&#8217;nın ticaret, bilim ve sanatta atılım yaptığı Hollanda Altın Çağında yaşamıştır. &#8220;Işığın ve gölgelerin ressamı&#8221; olarak da anılmaktadır. Rembrandt ,4 Ekim 1669 yılında vefat etmiştir. Amsterdam&#8217;da vefat eden Rembrandt 8 Ekim&#8217;de, Westerkerk&#8217;te bilinmeyen bir mezara gömülmüştür.<7p></p>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Frembrandt%2F&amp;linkname=Rembrandt%20Harmenszoon%20van%20Rijn" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Frembrandt%2F&amp;linkname=Rembrandt%20Harmenszoon%20van%20Rijn" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_twitter" href="https://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Frembrandt%2F&amp;linkname=Rembrandt%20Harmenszoon%20van%20Rijn" title="Twitter" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_pinterest" href="https://www.addtoany.com/add_to/pinterest?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Frembrandt%2F&amp;linkname=Rembrandt%20Harmenszoon%20van%20Rijn" title="Pinterest" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Frembrandt%2F&amp;linkname=Rembrandt%20Harmenszoon%20van%20Rijn" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Frembrandt%2F&amp;linkname=Rembrandt%20Harmenszoon%20van%20Rijn" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_no_icon addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Frembrandt%2F&#038;title=Rembrandt%20Harmenszoon%20van%20Rijn" data-a2a-url="http://www.sanat.net/rembrandt/" data-a2a-title="Rembrandt Harmenszoon van Rijn">Paylaş</a></p>The post <a href="http://www.sanat.net/rembrandt/">Rembrandt Harmenszoon van Rijn</a> first appeared on <a href="http://www.sanat.net">www.sanat.net</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Vincent Willem Van Gogh</title>
		<link>http://www.sanat.net/vincent-willem-van-gogh/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[sanat]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 25 Dec 2016 16:33:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ressamlar]]></category>
		<category><![CDATA[aktivite]]></category>
		<category><![CDATA[alışveriş]]></category>
		<category><![CDATA[besteci]]></category>
		<category><![CDATA[dating]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[eğlence]]></category>
		<category><![CDATA[felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Gerçeküstücülük]]></category>
		<category><![CDATA[her şey içinde]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul modern]]></category>
		<category><![CDATA[kayak]]></category>
		<category><![CDATA[koç müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[konser]]></category>
		<category><![CDATA[müze]]></category>
		<category><![CDATA[otel]]></category>
		<category><![CDATA[pegasus]]></category>
		<category><![CDATA[pera]]></category>
		<category><![CDATA[pera müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[resim]]></category>
		<category><![CDATA[richard wagner]]></category>
		<category><![CDATA[roman]]></category>
		<category><![CDATA[sabancı müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[salvador dali]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[sergi]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[sözler]]></category>
		<category><![CDATA[Sürrealizm]]></category>
		<category><![CDATA[Sürrealizm (Gerçeküstücülük)]]></category>
		<category><![CDATA[taşizm]]></category>
		<category><![CDATA[tatil]]></category>
		<category><![CDATA[thy]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[Van Gogh]]></category>
		<category><![CDATA[wagner]]></category>
		<category><![CDATA[yaz tatili]]></category>
		<category><![CDATA[yazar]]></category>
		<category><![CDATA[yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[zorlu psm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.sanat.net/?p=88</guid>

					<description><![CDATA[<p>ÖZET Kulağını ressam dostu Gaugen le kavga ettikten sonra kesen deha depresif resim dehası. İzlenimcidir. Kalp hastası olduğu söylenir. Kullandığı bitkisel ilaçlar yüzünden sarı toplar şeklinde hayaller gördüğü ve resimlerine bunları yansıttığı iddia edilmektedir. Resim <a class="mh-excerpt-more" href="http://www.sanat.net/vincent-willem-van-gogh/" title="Vincent Willem Van Gogh">[...]</a></p>
The post <a href="http://www.sanat.net/vincent-willem-van-gogh/">Vincent Willem Van Gogh</a> first appeared on <a href="http://www.sanat.net">www.sanat.net</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-89 size-full" src="http://www.sanat.net/wp-content/uploads/2016/12/van-gogh.jpg" width="438" height="219" srcset="http://www.sanat.net/wp-content/uploads/2016/12/van-gogh.jpg 438w, http://www.sanat.net/wp-content/uploads/2016/12/van-gogh-300x150.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 438px) 100vw, 438px" /></p>
<div align="justify">
<strong>ÖZET</strong><br />
Kulağını ressam dostu Gaugen le kavga ettikten sonra kesen deha depresif resim dehası. İzlenimcidir. Kalp hastası olduğu söylenir. Kullandığı bitkisel ilaçlar yüzünden sarı toplar şeklinde hayaller gördüğü ve resimlerine bunları yansıttığı iddia edilmektedir. Resim tarihinin en önemli portrelerin dendir.</p>
<p><strong>HAYATI</strong><br />
Vincent Willem Van Gogh, 1853 yılında Hollanda &#8216;nın güneyindeki Noord-Braband bölgesinde bulunan Zundert kasabasında, Protestan rahibi Theodorus van Gogh ve Anna Cornelia van Gogh&#8217;un ilk çocuğu olarak dünyaya geldi. Van Gogh&#8217;un doğumundan bir yıl önce, annesi hamileydi fakat hamileliği ölü bir doğum ile sonuçlanmıştı. Bu bebeğe Vincent ismi verilmesine karar verilmişti. Bu isimden vazgeçmeyen aile daha sonra doğan bebeklerine aynı ismi verdi. Bu olayın genç Van Gogh&#8217;u derinden etkilediği ve Van Gogh&#8217;un sanatındaki kimi öğelerin bu olaydan kaynaklandığı ileri sürülmektedir. Van Gogh’un Theodorus ve Cornelius isimli iki erkek, Elisabeth, Anna, Wil isimlide üç kız kardeşi bulunmaktadır.</p>
<p>Van Gogh, 1864&#8217;te yaşadığı kasabaya 30 km uzaklıktaki Zevenbergen yatılı okuluna yazıldı. 1866&#8217;da ise ortaokul için Tinburg&#8217;a geçti. 1868&#8217;de eğitimini yarıda bırakarak kasabaya döndü. Sonradan kardeşi Theo&#8217;ya yazdığı bir mektupta, çocukluk yıllarını &#8220;kasvetli, soğuk ve kısır&#8221; olarak betimlemekteydi. 1869&#8217;da, on beş yaşındayken, amcası Vincent aracılığıyla Lahey&#8217;deki bir sanat simsarlığı firmasında iş buldu, Ocak 1873&#8217;te firmanın Brüksel ofisine geçti. Mayıs 1873&#8217;te firma Van Gogh&#8217;u İngiltere&#8217;ye yolladı. Londra&#8217;nın güneyine yerleşen Van Gogh, işindeki başarısı sayesinde kısa sürede babasından bile çok para kazanmaya başladı. Ev sahibinin kızından hoşlandı, fakat ona açıldığında, kız gizlice başka bir kiracıyla nişanlandığını söyleyerek onu reddetti. Van Gogh İngiltere&#8217;de kaldığı süre içerisinde giderek içine kapandı ve dindarlaştı. Firma 1875 yılında onu Paris ofisine yolladı. 1876 yılında artık sevmediği simsarlık işini bıraktı ve İngiltere&#8217;ye döndü. Londra&#8217;nın güneydoğusundaki Ramsgate kasabasında bir yatılı okulda gönüllü öğretmenlik yapmaya başladı. Temmuz 1878&#8217;de bundan da vazgeçerek ailesinin yanına döndü. 1879 yılının Ocak ayında ise misyonerlik amacıyla Belçika&#8217;da fakir bir madenci bölgesi olan Borinage&#8217;a yerleşti. Van Gogh burada madencilerin kötü yaşam koşullarından çok etkilendi. Madencilerle olan iletişimin iyi olması için, onlar gibi kötü koşullarda yaşadı, yemek ve kıyafetleri işçilere verdi, saman üzerinde uyumaya başladı.1879 yılının Temmuz ayında &#8220;rahiplik mesleğinin saygınlığını zedelediği&#8221; için kilise tarafından işine son verildi, fakat Van Gogh buna rağmen bir yıl daha bölgeden ayrılmadı. 1880 yılında, kardeşi Theo ona resim konusunda kariyer yapması için tavsiyede bulundu. Bunun üzerine sanat eğitimi almak için Brüksel&#8217;e gitti. Bürüksel’ de Güzel Sanatlar Okulu&#8217;na başvurdu fakat sonradan fikrini değiştirerek 1881 yılının Nisan ayında ailesinin yanına döndü. Etten’e döndükten sonra resim sanatı üzerine kitaplar okumaya ve sık sık resim yapmaya başladı. Resimle ilgilenmenin dışında bir taraftan da kendisinden yedi yaş büyük olan dul kuzeninden hoşlanmaya başladı. Kuzenine evlenme teklif etti, fakat kuzeni teklifi &#8220;hayır, asla, asla&#8221; sözleriyle reddedildi. Fakat Van Gogh aşkını saplantıya dönüştürdü, Kee (kuzeni) kendisini görmeyi reddedince Kee&#8217;nin babası ile defalarca görüşüp Kee&#8217;yi istedi. Fakat eniştesi kızının maddi olarak şartları iyi olmayan bir adamla evlenmesini istemiyordu. Bir keresinde Van Gogh, Kee&#8217;yi görebilmek için eniştesine baskı yaparken, elini bir mum alevi üzerinde tutarak &#8220;elimi alev üzerinde tutabildiğim müddetçe onu göreyim&#8221; dedi, ama eniştesi mumu üfleyerek söndürdü. Kuzeni konusunda ısrarı ve farklı sebepler yüzünden babasıyla kavga ettiler. Bu kavgadan sonra 1881 yılının Aralık ayında bir kez daha aile evinden ayrılıp Lahey&#8217;e yerleşti. Van Gogh bir süre Lahey&#8217;li ressam Anton Mauve&#8217;un yanında çalıştı. Fakat Mauve çok geçmeden Van Gogh&#8217;la arasına mesafe koydu. Van Gogh&#8217;a göre bunun sebebi, kendisinin alkolik bir fahişeyle yaşamaya başlamasıydı. Van Gogh, Sien ismiyle bilinen, fakat asıl adı Clasina Maria Hoornik olan bu kadınla 1882 yılı Ocak ayı sonlarında tanışmış, ve kadının beş yaşındaki çocuğuyla beraber kendi evinde yaşamaya başlamıştı. Sien 1883 yılının Temmuz ayında bir erkek çocuk doğurunca ona da bakmaya başladı. Sien bu çocuğa Willem ismini verdi. Willem sonradan Van Gogh&#8217;un oğlu olduğunu iddia etmesine rağmen, doğum tarihi bu iddiayı desteklememektedir. Van Gogh&#8217;un bu kadınla olan ilişkisi ailesini de rahatsız ediyordu, ve ailesi Van Gogh&#8217;a Sien&#8217;i bırakması yönünde baskı yapmaya başladı. Van Gogh ilk başlarda bu baskıya direndi fakat 1883 yılının Eylül ayında Sien ve çocuklarını ortada bırakarak Lahey&#8217;den ayrıldı. Altı hafta boyunca Hollanda&#8217;nın kuzeyindeki Drenthe&#8217;de dolaşıp resim yaparak yaşadı. 1883 yılının sonlarında ise ailesinin yanına döndü. Van Gogh, Sien ile beraber yaşadığı on dokuz ay boyunca, Sien ve çocuklarının onlarca resmini yapmıştır. Van Gogh, Nuenen&#8217;de kendini tamamen resme verdi. Çevresi hakkında gözlem yapıyor komşularını, tarlada çalışan işçileri, kulübelerinde kıyafet dokuyan dokumacıları resmediyordu. 1884 yılının sonbaharında, Margot Begemann adlı bir komşu kızıyla ilişki yaşamaya başladı. Fakat bu ilişkisine de hem kendi ailesi hem de kızın ailesi onay vermedi ve evlenmelerine karşı çıktı. Bunun üzerine striknin içerek intihar etmeye teşebbüs eden Margot&#8217;u Van Gogh hastaneye yetiştirdi. 26 Mart 1885&#8217;te babası bir inme sonucu hayatını kaybetti. Bu ölüm Van Gogh derin bir yasa girmesine neden oldu. Aynı tarihlerde Paris&#8217;te Van Gogh&#8217;un resimleri insanların ilgisini çekmeye başlamıştı.1885 yılının baharında Van Gogh, bugün ilk önemli eseri kabul edilen Patates Yiyenler&#8217;i bitirdi. Ağustos ayında ise resimleri Lahey&#8217;deki bir galeride ilk kez sergilenmeye başladı. Eylül ayında resim yaparken model olarak kullandığı kızlardan birini hamile bırakmakla suçlandı. Bunun üzerine kasabanın Katolik rahibi, kasabalıların Van Gogh&#8217;a modellik yapmalarını yasakladı. Van Gogh, Nuenen&#8217;de çizdiği tüm resimlerde hep doğal ve karanlık renkleri kullanmayı tercih etti. Oysaki daha sonraki eserlerinde ağırlıklı olarak canlı renkleri kullanacaktı. Van Gogh ‘un resimlerini kendinden 4 yaş küçük kardeşi Theo satıyordu. Resimlerin satılmamasının nedeni olarak kardeşini görüyor ve sitem ediyordu. Oysaki Theo Paris&#8217;te renkli izlenimci resimlerin çok sattığını, onun resimlerinin ise fazla karanlık bulunduğu için satılmadığını söylüyordu. Nuenen&#8217;de yaşadığı toplam iki yıl süresince karakalem, suluboya birçok resim yapmış, ayrıca yaklaşık 200 kadar yağlı boya resim üretmiştir. 1885 yılının Kasım ayında Anvers&#8217;e taşınarak bir resim galerisinin üst katında yaşamaya başlamıştır. Resimlerin satışından gelen tüm parayı resim yapabilmek için malzemelere ve modellere harcamaya başlamıştı, bununla beraber kendini ve sağlığını ihmal etmekteydi. Günleri sadece ekmek yiyerek, kahve ve sigara içerek geçiriyordu. Bunların dışında birde çok fazla absint içiyordu. Dişlerinde sağlık problemleri olmaya başlamıştı. Bugün düşünüldüğünde problemlerin kaynağının, vitamin eksikliğine bağlı olduğu düşünülen dişlerde gevşemeler ve ağrılar olduğu düşünülmektedir.1886 yılının Ocak ayında Antwerpen Güzel Sanatlar Okulu&#8217;na yazıldı. Fakat sağlık durumu birkaç hafta sonra kötüleşmeye başladığı için kendine güvenemedi ve okuldan ayrıldı. Şubat ayının çoğunu hasta olarak geçirdi. Daha fazla yalnız kalamadığı için 1186 yılının Mart ayında Paris&#8217;e, kardeşi Theo&#8217;nun yanına taşındı. Van Gogh, Anvers&#8217;de geçirdiği dönemde, ukiyo-e adıyla bilinen Japon gravürlerine ilgi duymaya başlamış ve bu tarzı kendi resimlerinde de kullanmıştır. Daha önce Theo ile yaptığı yazışmalar Van Gogh’un zamanını nasıl geçirdiği hakkında bize bilgi vermekteydi. Fakat bu dönemde iki kardeş beraber yaşadığı ve yazışmalar olmadığını için bu dönemi nasıl geçirdiği hakkında maalesef az bilgi bulunmaktadır. Van Gogh Paris&#8217;te bir süre ressam Fernand Cormon&#8217;un atölyesinde çalıştı. O dönem Paris&#8217;te izlenimcilik ve henüz yeni filizlenmekte olan yeni izlenimcilik hakim olan sanat akımları idi. Signac ile tanışan Van Gogh, arkadaşı Émile Bernard ile birlikte noktacı stili denemeye başladı. Bu stilin özelliği resimlerin, çok sayıda ufak renk noktasının sabırla kanvasa işlenmesiyle oluşturuluyordu. Van Gogh ve Theo’ un arası beraber yaşamanın getirdiği problemler yüzünden bir ara açıldı fakat 1887 yılı baharında aralarını düzeltmeyi başardılar. 1887 yılının Kasım ayında ressam Paul Gauguin ile tanıştı. Paul Gauguin Danimarka&#8217;dan Paris&#8217;e yeni gelmişti. İki ressam bazı eserlerini değiş tokuş ettiler. Bu arkadaşlık, maalesef bir yıl kadar sonra dramatik bir biçimde sonlanacaktı. 1888 yılının Şubat ayında Güney Fransa’ya gitmeye karar verdi. Bu seyahatin amacı Van Gogh’un şehir hayatından ve Paris&#8217;in soğuk kışlarından bunalmasıydı. Van Gogh, aldığı bu kararla güneşli Güney Fransa kıyılarına doğru yola koyuldu. Paris&#8217;te geçirdiği iki yıl onun yaklaşık olarak 200 eser yaratmasına sebep oldu. Van Gogh, Güney Fransa&#8217;daki Arles kasabasına yerleşirken resim yapmanın dışında burada ütopik bir sanat kolonisi kurma gibi hayalleri vardı. Mart ayı boyunca manzara resimleri çizdi, bu resimlerinden üçü Paris Bağımsız Ressamlar Topluluğu&#8217;nun o yılki sergisinde sergilendi. Arles’ te kaldığı süre içinde maddi durumuna bağlı olarak birkaç otel değiştirdi. Mayıs ayında, bugün &#8220;Sarı Ev&#8221; olarak bilinen boş evin dört odasını tuttu ve atölye olarak kullanmaya başladı. Ağustos ayı boyunca, bir dizi boyunca vazolu ayçiçeği resmi yaptı. Bugün Ayçiçekleri ismiyle tablolar bu süreçte yapılmıştır. Eylül ayında yatak satın alarak Sarı Ev&#8217;e iyice yerleşen Van Gogh, aynı sıralarda Teras Kafe adlı meşhur eserini yapmayı bitirdi. Sarı Ev&#8217;i, kurmak istediği sanat kolonisinin merkezi olarak düşünüyordu. Bu düşünceyle arkadaşlarını davet etti. Gauguin, uzun bir süre tereddüt ettikten sonra daveti kabul etti. Fakat Gauguin, gelebilmesi için parasal destek gerekiyordu. Parasal destek Theo tarafından yapıldıktan sonra Gauguin Arles’ e gelerek Sarı Ev’e yerleşti. Gauguin ve Van Gogh, Kasım ayı boyunca Arles’te birlikte resim gezilerine çıktı, farklı resim teknikleri üzerine uzun tartışmalar yaptı. İki ressamında ruhsal durumları dengesizdi bu durum resim hakkında yaptıkları tartışmaların kızışmasına neden oluyordu. Sonbaharın bitmesi nedeniyle havalar soğumaya başlaması , geziye çıkmalarına engel teşkil etmekteydi. Hava almadan aynı evin içinde yaşamaları durumun daha kötüye gitmesine sebep oldu. Ruh sağlığı günden güne daha fazla bozulan Van Gogh, Gauguin&#8217;in kendisini terk edeceğinden korkmaya başladı. Bu gergin durum, 23 Aralık 1888 gecesi bir krizle sonuçlandı. Bir kavga sonucu sinirle evden çıkan Gauguin&#8217;i bir süre takip etti. Takip sonucunda bir süre sonra eve döndü ve kendi sol kulağının alt kısmını kesip kopardı. Kopardığı parçayı ise bir bez ya da kâğıt parçasına sarıp yerel bir genelevde çalışan Rachel adlı bir fahişeye verdi. Genelev yetkilileri polisi çağırdılar ve polisler baygın halde bulunan Van Gogh’ u hastaneye kaldırdı. Bu olayı ertesi sabah öğrenen Gauguin, kardeşi Theo&#8217;ya haber verdikten sonra Arles’den ayrıldı ve bir daha Van Gogh&#8217;la hiç görüşmedi. Van Gogh bu olaydan sonra hem fiziksel hem de ruhsal sağlığının iyileşmesi için bir süre hastanede kaldı. Van Gogh,1889 yılının Ocak ayında hastaneden çıkarak Sarı Ev&#8217;e yerleşti. Fakat hastaneden çıkmasına rağmen ruh durumu iyileşmediği için halüsinasyon ve zehirlenme paranoyası sebebiyle, Şubat ayı başında hastaneye geri döndü. Hastaneden on gün sonra çıktı fakat kasabalıların endişesi ve baskısı nedeniyle Mart ayı başında polis zoruyla tekrar hastaneye yatırıldı. Hastane tarafından Nisan ayında ise arkadaşı Paul Signac&#8217;ın gözetiminde evine dönmesine izin verildi. Kasaba halkı tarafından istenmediğinin farkında olan Van Gogh, Theo&#8217;nun tavsiyesi üzerine, Arles&#8217;a 30 km uzaklıkta olan Saint-Paul-de-Mausole akıl hastanesine geçmeyi kabul etti, ve 8 Mayıs 1889&#8217;da Arles&#8217;dan ayrıldı. Van Gogh, hastanede doktor gözetiminde resim yapmaya devam etti. 1889 yılının Haziran ayında en bilinen eserlerinden biri olan Yıldızlı Gece&#8217;yi yaptı. Van Gogh bu eserinde, Güney Fransa&#8217;da yattığı akıl hastanesinin penceresinden gördüğü gökyüzündeki öğeleri abartılı bir şekilde resmetmiştir. Temmuz ortasında geçirdiği nöbetlerden birinde tekrar boyalarını yemeye kalkışınca bir süre resim yapmasına izin verilmedi. Fakat doktorları tarafından durumu düzelince resim yapmaya devam etmesine izin verildi. Hastanede geçirdiği zaman boyunca zamanı çok monoton geçiyordu. Dışarıya sadece kısa yürüyüşler için doktor gözetiminde çıkmaktaydı. Zamanının çoğunu odasında geçirmesi resim yaparken konu bulamamasına neden olmaktaydı. Bu nedenle hastanede yattığı bu dönemde farklı ressamların ve kendinin daha önce yapılan resimlerinin farklı yorumlarını yapmaya başladı. 1889 yılının sonu ve 1890 yılının başında bir dizi yeni nöbet geçiren Van Gogh, aynı sıralarda Paris&#8217;te ünlenmeye başlamıştı.1890 yılının Ocak ayında Mercure de France dergisinde çıkan bir yazıda, Van Gogh&#8217;dan &#8220;dahi&#8221; diye bahsedilmekteydi. Van Gogh, 1890 yılının Mayıs ayında Saint-Rémy&#8217;den ayrılıp Paris yakınlarındaki Auvers-sur-Oise&#8217;a geldi. Buraya gelmesinin nedeni daha önce ruhsal problemleri olan ressamlarla ilgilenen Dr. Paul Gachet&#8217; nin gözetiminde olmak ve kardeşi Theo&#8217;ya da yakın olarak yaşamaktı. İlk başlarda doktorunun kendisinden bile hasta olduğunu ifade etmiş fakat sonraları iyi geçinmeye başlamıştır. Bu nedenle de doktoruna ait portreler resmetmiştir. Hastanede kaldığı süre boyunca kendini tamamen resme veren Van Gogh, burada geçirdiği 70 günde yaklaşık 70 yağlıboya resim üretti. Hastanede kaldığı süre boyunca annesi ve kız kardeşiyle mektuplaştı. Yazdığı son mektupta ise, kafasının geçen yıla göre çok daha sakin ve huzurlu olduğunu yazdı. 27 Temmuz 1890&#8217;da resim malzemelerini alıp bir tarlaya yürüyen Van Gogh, kendisini tabancayla göğsünden vurdu. Zorda olsa yürüyerek kaldığı otele döndü ve yatağına uzandı. Yaralandığını farkeden otel sahibi, kasaba doktoru Mazery&#8217;yi ve Van Gogh&#8217;un doktoru Gachet&#8217;yi çağırdı. Doktorlar, göğsündeki merminin çıkarmanın çok riskli olduğuna karar verdiler ve kardeşi Theo&#8217;ya hemen gelmesi için haber yolladılar. Vincent Van Gogh, 29 Temmuz 1890 sabahı saat 1:30 sularında, kardeşi Theo&#8217;nun kollarında öldü, ve Auvers-sur-Oise&#8217;a gömüldü. Van Gogh’ un ölümünden altı ay sonra Theo da uzun yıllardır mücadele ettiği frengi hastalığına yenilerek hayata gözlerini yumdu. Theo&#8217; nun naaşı önce Utrecht&#8217;e gömüldüyse de, karısı Johanna&#8217;nın isteği üzerine 1914&#8217;te Auvers-sur-Oise&#8217;a getirildi ve Van Gogh’un mezarının yanına gömüldü. Van Gogh’un doktoru Dr. Gachet&#8217; nin bahçesinden alınarak mezar taşlarının arasına dikilen sarmaşık filizi, bugün birbirine yakın iki kardeşin mezarlarını tamamen kaplamıştır. Van Gogh&#8217;u özellikle hayatının son iki yılında çok ciddi şekilde etkilemiş olan akıl hastalığı için bugün bile 30’ dan fazla teşhis koyulmuştur. Bunlardan bazıları, şizofreni, bipolar bozukluk (eski adıyla manik depresyon), frengi, boya zehirlenmesi (soluma veya yutma yoluyla), Ménière hastalığı ve güneş çarpmasıdır. Kötü beslemenin, aşırı çalışma, uykusuzluk ve alkol düşkünlüğünün muhtemelen hastalığın etkilerini arttırdığı düşünülmektedir. Van Gogh&#8217;un özellikle son dönem eserlerinde açıkça görülen sarı renk düşkünlüğünün de tıbbi bir bozukluktan kaynaklandığını ileri sürülmektedir. Bu konudaki teorilerden birine göre, Van Gogh&#8217;un bolca içtiği absintte bulunan tuyon adlı madde, zamanla Van Gogh&#8217;un görüşünü bozarak herşeyi sarımtrak renkte görmesine neden olmuş, bu da ressamın eserlerinde çok net olarak resmedilmiştir. Bir başka teoriye göre ise, hastalığının tedavisi için yüksek dozlarda yüksük otu verilmiştir. Yüksük otunun sarımtrak görüşe veya sarı lekeler görmeye sebep olduğu bilinen bir gerçektir.</p></div>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fvincent-willem-van-gogh%2F&amp;linkname=Vincent%20Willem%20Van%20Gogh" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fvincent-willem-van-gogh%2F&amp;linkname=Vincent%20Willem%20Van%20Gogh" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_twitter" href="https://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fvincent-willem-van-gogh%2F&amp;linkname=Vincent%20Willem%20Van%20Gogh" title="Twitter" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_pinterest" href="https://www.addtoany.com/add_to/pinterest?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fvincent-willem-van-gogh%2F&amp;linkname=Vincent%20Willem%20Van%20Gogh" title="Pinterest" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fvincent-willem-van-gogh%2F&amp;linkname=Vincent%20Willem%20Van%20Gogh" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fvincent-willem-van-gogh%2F&amp;linkname=Vincent%20Willem%20Van%20Gogh" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_no_icon addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fvincent-willem-van-gogh%2F&#038;title=Vincent%20Willem%20Van%20Gogh" data-a2a-url="http://www.sanat.net/vincent-willem-van-gogh/" data-a2a-title="Vincent Willem Van Gogh">Paylaş</a></p>The post <a href="http://www.sanat.net/vincent-willem-van-gogh/">Vincent Willem Van Gogh</a> first appeared on <a href="http://www.sanat.net">www.sanat.net</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Salvador Dali</title>
		<link>http://www.sanat.net/salvador-dali/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[sanat]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 24 Dec 2016 13:12:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ressamlar]]></category>
		<category><![CDATA[bilet]]></category>
		<category><![CDATA[eğlence]]></category>
		<category><![CDATA[fırsat]]></category>
		<category><![CDATA[fotograf]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek üstücülük]]></category>
		<category><![CDATA[Gerçeküstücülük]]></category>
		<category><![CDATA[heykel]]></category>
		<category><![CDATA[indirim]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul modern]]></category>
		<category><![CDATA[kayak]]></category>
		<category><![CDATA[koç müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[konser]]></category>
		<category><![CDATA[müze]]></category>
		<category><![CDATA[pegasus]]></category>
		<category><![CDATA[pera müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[resim]]></category>
		<category><![CDATA[ressam]]></category>
		<category><![CDATA[sabancı müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[salvador dal]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[seans]]></category>
		<category><![CDATA[sergi]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Sürrealizm]]></category>
		<category><![CDATA[tablo]]></category>
		<category><![CDATA[tatil]]></category>
		<category><![CDATA[thy]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatro]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.sanat.net/?p=65</guid>

					<description><![CDATA[<p>ÖZET : Bilinç altı ve rüyaların resmini yapan sürrealizmin en önemli ressamlarından. İspanyol. Tam bir çılgın. Yatağa yatarken eline bir yastık alıp yere sarkıtan ve yastık yere düşünce ses çıkardığında uyanıp tekrar tekrar resim yapan <a class="mh-excerpt-more" href="http://www.sanat.net/salvador-dali/" title="Salvador Dali">[...]</a></p>
The post <a href="http://www.sanat.net/salvador-dali/">Salvador Dali</a> first appeared on <a href="http://www.sanat.net">www.sanat.net</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div align="justify">
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-66 size-full" src="http://www.sanat.net/wp-content/uploads/2016/12/dali.jpg" width="438" height="219" srcset="http://www.sanat.net/wp-content/uploads/2016/12/dali.jpg 438w, http://www.sanat.net/wp-content/uploads/2016/12/dali-300x150.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 438px) 100vw, 438px" /><br />
<strong>ÖZET :</strong> Bilinç altı ve rüyaların resmini yapan sürrealizmin en önemli ressamlarından. İspanyol. Tam bir çılgın. Yatağa yatarken eline bir yastık alıp yere sarkıtan ve yastık yere düşünce ses çıkardığında uyanıp tekrar tekrar resim yapan bir ressam.</p>
<p><strong>HAYATI</strong><br />
Salvador Dalí, 11 Mayıs 1904 tarihinde, İspanya&#8217;nın Katalonya bölgesinde bulunan Figueres kentinde, Salvador Dalí i Cusí ve Felipa Domenech Ferres çiftinin ikinci çocuğu olarak dünyaya gelmiştir. Tam ismi Salvador Domingo Felipe Jacinto Dalí y Domènech’ dir. Çiftin 1901 doğumlu ilk çocuğu, Dalí&#8217;nin doğumundan tam dokuz ay on gün önce 1 Ağustos 1903 yılında sindirim yolu iltihabından ölmüş, onun ismi olan Salvador da ikinci çocuğa isim olarak verilmiştir. Anne ve babası ilk çocuklarını kaybetmiş olmanın travmasını hiç atlatamamıştır. Dali çifti, küçük Dalí&#8217;nin yanında sık sık ölmüş ağabeyinden bahsediyorlardı. Ayrıca kardeşinin bir resmini yatak odalarının duvarında tutuyor, ve Dalí&#8217;yle beraber düzenli olarak ilk Salvador&#8217;un mezarını ziyaret ediyorlardı. Çocukluğunu bu ortamda geçirmesi Dalí&#8217;nin küçük yaşta kendi kimliği konusunda karışıklık yaşamasına sebep olmuştur. Sonradan, hiç tanımadığı ağabeyi hakkında &#8220;iki su damlası gibi birbirimize benziyorduk, fakat yansımalarımız farklıydı [&#8230;] O, herhalde benim fazla mutlak olarak tasarlanmış ilk versiyonumdu.&#8221; diye yazacaktı. Dalí&#8217; nin babası, sert ve otoriter karakteri olan bir noterdi. Annesi ise tam tersine sevecen ve anlayışlı bir mizaçtaydı. Annesi oğlunun resim konusundaki çabalarına destekliyordu. Dalí üç yaşındayken kızkardeşi Ana María doğdu. Evin tek erkek çocuğu olması sebebiyle, annesi, kızkardeşi, teyzesi, anneannesi ve bakıcısından yani evdeki diğer kadınlardan sürekli ilgi gören Dalí, küçük yaşlarından itibaren şımarık ve kaprisli bir karaktere bürünmeye başladı. 1914 yılında annesinin desteğiyle özel bir resim okuluna yazıldı. 1919 yılında ise Figueres Belediye Tiyatrosu&#8217;nda ilk sergisini açtı. 1921 yılının Şubat ayında çok sevdiği annesi maalesef meme kanseri hastalığından vefat etti. Annesinin ölümü hakkında &#8220;hayatımda aldığım en büyük darbeydi. Ona tapardım [&#8230;] Ruhumun kaçınılmaz kusurlarını görünmez kılabilmesine hep güvendiğim bir varlığın kaybını kabullenemiyordum.&#8221; diye yazacaktı. Dalí&#8217; nin babası, karısının ölümünden kısa süre sonra baldızıyla evlendi. Dali, 1922 yılında Madrid&#8217;e taşındı ve burada bir okula yazıldı. Yaptığı ilk eserlerde kübizm ve dadaizm etkileri görülmektedir. Fransa ve İsviçre kökenli olan bu yeni akımlar, o sıralar Madrid&#8217;de popüler değildi. Yeni akımların kullanıldığı bu resimler kısa sürede ilgi çekmeye başladı. Dalí, Madrit&#8217;de geçirdiği yıllarda, kendisi gibi avangart sanata meraklı olan film yapımcısı Luis Buñuel ve şair Federico García Lorca ile yakın arkadaş oldu. 1923 yılında disiplinsizlik yüzünden geçici olarak okuldan uzaklaştırılan Dalí, aynı yıl Girona&#8217;da anarşist gösterilere katıldığı için tutuklandı ve bir süre gözaltında tutuldu.1925 yılında okula geri döndü, ve Barcelona&#8217;da ilk kişisel sergisini açtı. Resimleri eleştirmenler tarafından hem ilgi hem de şaşkınlık uyandırdı. Dalí, 1926 yılında Paris&#8217;e gitti ve büyük saygı duyduğu Pablo Picasso ile tanıştı. Tanıştıktan sonraki birkaç yıl boyunca, Dalí&#8217;nin eserlerinde Picasso büyük etkisi olacaktı. Paris gezisinden döndükten kısa süre sonra okulundan temelli kovulan Dalí, çok geçmeden askere alındı. 1927 yılının Ekim ayında askerlik hizmetini bitirdi ve 1928 yılının Mart ayında sanat eleştirmenleri Lluís Montanyà ve Sebastià Gasch ile beraber, sanatta modernizmi ve fütürizmi savunan &#8220;Sanat Karşıtı Katalan Manifesto&#8221; yu yazdı. 1929 yılında arkadaşı Luis Buñuel ile beraber çektikleri Bir Endülüs Köpeği adlı avangart kısa film, sürrealist sanat çevrelerinde büyük şöhret kazandırdı. Aynı yıl ikinci kez Paris&#8217;e giden Dalí, burada ressam Joan Miró aracılığıyla sürrealist akımın öncüleri André Breton ve Paul Éluard ile tanıştı. Éluard&#8217;ın karısı Gala (asıl ismi Helena İvanovna Diakonova), tanıştıkları andan itibaren Dalí&#8217;nin ilgisini çekti, ve 1929 yazında Dalí ile Gala arasında, sonradan evliliğe dönüşecek olan tutkulu bir ilişki başladı. 1931 yılında Dalí, en meşhur eseri olan Belleğin Azmi’ ni yaptı. Yumuşak Saatler ya da Eriyen Saatler olarak da bilinen eserde, geniş bir kumsal manzarası önünde eriyen cep saatleri resmedilmiştir. Eser genel olarak, katı ve değişmez zaman kavramına karşı bir protesto olarak yorumlanabilir. Dalí daha sonra bu resmi yaparken ilhamı, sıcak Ağustos güneşi altında erimekte olan bir Camembert peynirinden aldığını yazdı. 1929 yılında itibaren beraber yaşayan Dali ve Gala, 1934 yılında devlet nikâhıyla evlendiler. (1958 yılında bir Katolik düğünüyle nikâh tazeleyeceklerdi.) Aynı yıl New York&#8217;ta bir sergi açan Dalí, ABD&#8217;de büyük sansasyon yarattı ve büyük üne kavuştu. Oldukça ilginç bir felsefesi vardı. 1936 yılında Londra Uluslararası Sürrealist Sergisi&#8217;nde bir konuşma yapması istenince, sahneye eski tip hantal bir dalgıç tulumu içinde çıktı. Tulumun beline mücevher işlemeli bir kama takmıştı; bir elinde bir bilardo ıstakası tutuyor, diğer eliyle de bir çift kurtköpeğini çekiştiriyordu. Konuşma sırasında nefes almakta zorluk çekince, dalgıç kıyafetinin başlığı çıkarıldı. Dalí, 1937 yılında Hollywood&#8217;a giderek zamanın meşhur komedyenleri Marx kardeşler ile tanıştı ve onlar için bir film senaryosu yazdı.1938 yazında ise Londra&#8217;da, hayranı olduğu Sigmund Freud ile tanıştı ve ünlü psikoloğun birkaç portresini yaptı. Tüm sürrealistler gibi Dalí de bilinçaltının dışavurumuyla ilgileniyor ve Freud&#8217;un bilinçaltı konusundaki yazılarını ilgiyle takip ediyordu. 1936 yılında başlayan ve tüm İspanya&#8217;yı kaosa sürükleyen İspanya İç Savaşı, 1939 yılında General Francisco Franco&#8217;nun galibiyetiyle sona erince, Dalí yeni kurulan faşist rejimi desteklediğini açıkladı. Bu hareketinden sonra ondan zaten hoşlanmayan sürrealistler, Dalí&#8217;ye açıkça sırtlarını döndüler. Sürrealist grubun önderi Breton, Salvador Dalí&#8217;nin isminden iğneleyici bir anagram çıkardı: Avida Dollars (Dolar Heveslisi). Dalí ise cevap vermekte gecikmedi: &#8220;Le surréalisme, c&#8217;est moi!&#8221; (Sürrealizm benim!)Sürrealistler ve Dalí arasındaki çekişme, Dalí ölene kadar devam etti. 1940 yılında Dalí ve Gala, tüm Avrupa&#8217;yı etkisi altına almaya başlayan II. Dünya Savaşı&#8217;ndan kaçarak ABD&#8217;ye yerleştiler. Dokuz yıl boyunca ABD de yaşadılar. 1942 yılında Dalí, Salvador Dalí&#8217;nin Gizli Hayatı isimli otobiyografisini yayımladı. 1945-1946 yıllarında, Walt Disney ile beraber Destino, Alfred Hitchcock ile beraber Spellbound filmlerinin yapımında çalıştı. 1947 yılında sürrealist bir Picasso portresi resmetti. 1949 yılında Dalí, karısıyla beraber Avrupa&#8217;ya geri döndü ve memleketi Katalonya&#8217; ya yerleşti. Yıllarca uzak kaldığı vatanına döndükten sonra, hayatının sonuna kadar buradan ayrılmadı. Faşist Franco rejimiyle yönetilen İspanya&#8217;ya yerleşmesi, daha öncede sorun yaşadığı sol görüşlü sanatçı ve aydınların tepkisini çekti. Dalí 1951 yılında Katolisizm&#8217;in ve modern bilimin bazı kavramlarını sentezlediği Mistik Manifesto,yu yayımladı. II. Dünya Savaşı sonrası eserlerinde, Katolik temalar ve DNA, hiperküp (dört boyutlu küp) ve atomik çözünme gibi modern bilim kavramları öne çıkardı. Dali, Hiroşima&#8217;da patlayan atom bombasının gücünden çok etkilenmişti. Atom bombasının etkisiyle hayatının bu dönemine &#8220;nükleer mistisizm&#8221; adını veriyordu. Yine bu dönemde Dalí, tuvale boya sıçratma, hologramlar, optik yanılgılar ve stereoskopi gibi pek çok değişik teknikle deneme resimler yaptı. 1960 yılında Figueres belediye başkanı, yıllar önce Dalí&#8217;nin ilk sergisine ev sahipliği yapmış ve iç savaşta zarar görmüş olan Belediye Tiyatrosu&#8217;nu &#8220;Dalí Tiyatrosu ve Müzesi&#8221; adıyla restore etmeye karar verdi. Dalí, 1974 yılına kadar müzenin inşaatı ve dekorasyonuyla kendi ilgilendi ve bu işe çok emek ve zaman harcadı. Müze 1974 yılında açıldı fakat Dalí 1980&#8217;lerin ortasına kadar ufak eklemeler ve değişiklikler yapmaya devam etti. 10 Haziran 1982 yılında hayatında çok önemli bir yere sahip olan Dalí&#8217;nin çok sevdiği karısı, menajeri, modeli ve ilham perisi Gala hayatını kaybetti. Dali Gala&#8217;nın ölümünden sonra yaşama isteğini kaybetti. Yaşadığı yeri değiştirerek karısının öldüğü ve gömüldüğü Púbol Kalesi&#8217;ne yerleşti ve münzevi bir hayat yaşamaya başladı. 1982 yılı Temmuz ayında İspanya Kralı Juan Carlos, Dalí&#8217;yi Púbol Markisi ilan etti. Dalí bu iyiliğe karşılık olarak, krala Avrupa&#8217;nın Başı adlı çizimini hediye etti. 1983 yılında Púbol Kalesi&#8217;nde yaptığı Serçenin Kuyruğu adlı tablo, Dalí&#8217;nin son eseridir. Dali,1984 yılı Ağustos ayında kaledeki yatak odasında bilinmeyen bir sebepten çıkan yangında bacağından yaralandı. Bu olaydan sonra Figueres&#8217;e döndü ve Salvador Dalí Tiyatro ve Müzesi&#8217;nde yaşamaya başladı. Çok yönlü bir sanatçı olan Dalí hayatı boyunca, 1500&#8217;den fazla resim ve onlarca heykelin yanı sıra, çeşitli taş baskı eserler, kitap illüstrasyonları, tiyatro dekorları ve kostümleri üretmiştir. Ayrıca, Man Ray, Brassaï, Cecil Beaton ve Philippe Halsman gibi fotoğraf sanatçılarıyla ve Elsa Schiaparelli, Christian Dior gibi moda tasarımcılarıyla beraber çalışmıştır. Dalí&#8217; nin eserlerinin büyük çoğunluğu, Figueres&#8217;deki Dalí Tiyatro ve Müzesi&#8217;nde bulunmaktadır. Florida&#8217;nın St. Petersburg kentindeki Salvador Dalí Müzesi, Madrid&#8217;deki Reina Sofia Müzesi ve Los Angeles&#8217;taki Salvador Dalí Galerisi de sanatçının yüzlerce eseri bulunmaktadır. Dalí&#8217;nin 1965 yılında New York&#8217;taki Rikers Island Hapishanesi&#8217;ne bağışladığı çarmıha gerilmiş İsa resmi, 1981 yılına kadar hapishanenin yemekhanesinde asılı durduktan sonra buradan alınarak hapishanenin lobisine asılmış, 2003 yılında ise kimliği belirsiz kişilerce lobiden çalınmıştır. 20. yüzyılın en önemli sanatçılarından, sürrealizmin yani gerçeküstücülük akımının temsilcisi Salvador Dali’nin başlıca esin kaynağı düşler, korkular ve hayallerdir. Dali, resim sanatının akışına yön veren eserleriyle İstanbul’da da sergilenmiştir. Dali’nin kapsamlı bir retrospektifi niteliğini taşıyan “İstanbul’da Bir Sürrealist Salvador Dali” adlı sergisinde 19 Eylül 2008-19 Ocak 2009 tarihleri arasında İspanyol sanatçının yağlı boya tabloları, çizimleri ve grafiklerinin yanı sıra el yazmaları, defterleri, mektupları ve fotoğrafları gibi 380 parça eseri İstanbul’da sergilenmiştir. Salvador Dalí birçok sanatçının tersine politikayla içiçe bir yaşam sürmüştür. Sürrealizmin kurucusu troçkist André Breton yanlısı olarak başladığı sanat yaşamına, ileriki dönemlerde iktidarı kanlı biçimde eleştiren faşist Franko yanlısı olarak devam etmiştir. Gençliğinde anarşist- komünist yazılarında daha çok okuyucuyu şok etmek üzerine odaklanmıştır. İspanya iç savaşı başladığında, Dali savaşmaktan ve bir grubun yanında yer almaktan uzak durdu. Daha sonra İkinci Dünya Savaşında George Orwell, Dali&#8217;yi &#8220;Fransa tehlikeye düştüğünde fare gibi kaçmakla&#8221; eleştirmiştir. Yıllar sonra o dönemini Dali &#8220;Avrupa savaşı yaklaştığında tek düşündüğünün tehlike daha da yaklaştığında tıkılabileceği fırını güzel bir yer bulabilmek&#8221; olduğunu belirtmiştir. Salvador Dali, sanatın farklı alanlarına ilgi duymuş, ressamlığın yanı sıra heykeltıraşlık, fotoğrafçılık ve filmcilikle de ilgilenmişti. Fakat bunların dışında bilime de apayrı bir önem verdi. 1930&#8217;lu yıllarda ilham kaynağı optik ilüzyonlar ve çifte görüntüler, 1940 yılında Max Planck&#8217;ın kuantum kuramı, 1945&#8217;teki Hiroşima faciasından sonra atomun parçalanmasıydı. 1950&#8217;lerin başında, atom bombasını bir yana bırakmış, dikkatini Alman fizikçi Werner Heisenberg&#8217;in &#8220;tanecik&#8221;lerine vermişti. 1953 yılından itibaren tam 23 yıl boyunca, DNA molekülünün yapısı, hem gündelik yaşamının, hem de sanatının ayrılmaz bir parçası oldu. Çift sarmalın, yaşamın temel şekli olduğuna inandı ve on kadar tablosunda bu simgeyi kullandı. &#8220;Kelebekli Manzara, DNA&#8217;li Sürrealist Manzarada Büyük Mastürbatör adlı tablosunda, Freudyen simgelerle dolu araziye, DNA&#8217;yı üç boyutlu biçimde yerleştirmiştir. Salvador Dali, &#8220;Tanrı&#8217;ya inanıyorum, ama inançlı değilim. Matematik ve bilim, bana Tanrı&#8217;nın olması gerektiğini anlatıyor, ama inanmıyorum&#8221; demiştir. Dali, 1980&#8217;lerden başlayarak ölümüne dek, matematikle ilgilendi. Özellikle, sürekli fonksiyonların sürekli olmayanlara dönüşebileceğini ve bir fonksiyonun değerinin aniden değişebileceğini gösteren Fransız matematikçi Rene Thom&#8217;un katastrof teorisine ilgi duydu. Son eseri Çatalkuyruk&#8217;da olduğu gibi, çok sayıda matematiksel sembolü resimlerine taşıdı ve onlar aracılığıyla yaşam felsefesini yansıtmaya çalıştı, fakat DNA molekülüne tutkusunu hiçbir zaman kaybetmedi. Dali 81 yaşına geldiğinde doğum yeri Figueres&#8217;te düzenlediği &#8220;Doğada Rastlantı&#8221; adlı kongreyle bilime düşkünlüğünü taçlandırdı. Konuşmacıların neredeyse tamamı, Nobel ödülü kazanmış bilim insanlarıydı. Kimyacı Ilya Prigogine, fizikçi Jorge Wagensberg, matematikçi Rene Thom katılımcılar arasındaydı. Dinleyicilerin arasında bilim dünyasının ileri gelenleri, ünlü filozoflar ve sanatçılar da bulunuyordu. Kongre sırasında Dali, yatağından kalkamayacak kadar hastaydı ve her şeyi kapalı devre televizyon kameralarının görüntülerinden izleyebildi. Dali, bu kongreden üç yıl sonra 23 Ocak 1989 kalp yetmezliğinden öldü. Başucunda iki fizikçi ve bir matematikçinin kitaplarını buldular. Bunlar,Stephen Hawking, Erwin Schrödinger ve Matila Ghyka idi. Dalí, Figueres&#8217;te kendi adını taşıyan müzenin mahzenine gömülmüştür. Dali öldüğü son ana kadar Gala’ nın adını sayıklamıştır.</p>
</div>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fsalvador-dali%2F&amp;linkname=Salvador%20Dali" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fsalvador-dali%2F&amp;linkname=Salvador%20Dali" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_twitter" href="https://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fsalvador-dali%2F&amp;linkname=Salvador%20Dali" title="Twitter" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_pinterest" href="https://www.addtoany.com/add_to/pinterest?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fsalvador-dali%2F&amp;linkname=Salvador%20Dali" title="Pinterest" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fsalvador-dali%2F&amp;linkname=Salvador%20Dali" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fsalvador-dali%2F&amp;linkname=Salvador%20Dali" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_no_icon addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=http%3A%2F%2Fwww.sanat.net%2Fsalvador-dali%2F&#038;title=Salvador%20Dali" data-a2a-url="http://www.sanat.net/salvador-dali/" data-a2a-title="Salvador Dali">Paylaş</a></p>The post <a href="http://www.sanat.net/salvador-dali/">Salvador Dali</a> first appeared on <a href="http://www.sanat.net">www.sanat.net</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
